• İran, Kürtlere yönelik saldırılarını genişletirken sınır bölgelerinde hareketliliğini artırdı. İHA, füze ve özel harekât birlikleriyle desteklenen yığınaklar, olası kara saldırılarına işaret ediyor.

 

İran, Rojhilat ve Başûr’da Kürt partilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor. 28 Şubat’ta başlayan savaştan bu yana Rojhilatlı partileri İHA ve füzelerle hedef alan İran, özellikle Nisan ayı itibarıyla olası kara saldırıları için sınır hatlarına yığınak yapıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), saldırılarını pusu ve istihbarata dayalı operasyonlar aracılığıyla gerçekleştiriyor. Çatışma bölgelerine ise daha çok özel harekât birimleri yığılıyor. Alhurra’nın 14 Temmuz tarihli haberine göre İran, sınır boyunca yaklaşık 3 bin Saberin Birliği elemanını kara, hava ve topçu birlikleri, roketatarlar, zırhlı araçlar ve İHA’lar eşliğinde konuşlandırdı. Ayrıca sınır hattı ile Kürdistan Bölgesi’ndeki kamplar ve üsler üzerinde her gün İHA’larla keşif yapıldığı, sinyal kesicilerle uydu sinyallerinin kesintiye uğratıldığı belirtildi.

Olası birliği engelliyor

İran’ın amacı, savaşın yayılması durumunda olası bir Kürt cephesi birliğinin oluşmasını engellemek. Haziran ve Temmuz aylarındaki çatışmaların çoğu İran tarafından başlatıldı. Haziran ayında düzenlenen saldırılarda 4 YRK gerillası ve 6 KDP-İ pêşmergesi, 17 Temmuz’da 9 İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu pêşmergesi şehit düşmüştü, 19 Temmuz’da ise 8 PAK pêşmergesi de yaralanmıştı 

İki taraf da ‘kazanamıyor’ 

Tahran’ın bu cepheye neden bu kadar büyük önem verdiğini anlamak için, bugüne kadar süren savaşın genel değerlendirmesine bakmak gerekir. Nisan ayındaki ateşkesin ardından ABD medyası, Washington’un İran’ın silah stoklarının ve üretim tesislerinin çoğunun ayakta kaldığını kademeli olarak kabul ettiğini ortaya koydu. Tahminlere göre bunların yaklaşık yüzde 70’i zarar görmemişti. O zamandan bu yana üç ay geçti ancak bu süre zarfında İran’ın ne kadar üretim yaptığı ya da dağıtım gerçekleştirdiği konusunda kamuoyuna açıklanan bir bilgi yok. İran’a gerçek bir zarar verilmiş, İran da buna karşılık ABD’ye ve bölgesel müttefiklerine gerçek zarar vermişti. Ancak kara savaşı ABD için neredeyse imkânsız ve oldukça maliyetli.

Kürtler savaşın bir tarafı değil

İşte bu noktada Kürtler stratejik olarak tam anlamıyla değer kazanıyor. İnandırıcı bir kara tehdidi olmadan herhangi bir müzakerede ABD’nin elindeki kozlar dramatik şekilde azalıyor. Washington bombalayabilir ve abluka uygulayabilir ancak Tahran’ın bunu hesapladığı belirtiliyor. Siyasi ve askeri açıdan imkânsız olan Amerikan işgali dışında, İran devletine karada baskı uygulayabilecek tek gerçekçi yol, Kürdistan Bölgesi’nde faaliyet gösteren Rojhilatlı Kürt muhalefetidir.

Beluçları ‘alternatif’ olarak görüyor

Kürtler savaşın başından beri kimse için savaşmayacaklarını ve savaşın tarafı olmayacaklarını belirtti. Ancak İran, “tehdit” olarak gördüğü Kürtleri savunmasız bırakmak için tüm kozlarını oynuyor. Kürtler dışında Beluçlara bakıldığında, Tahran’ın muhalif Beluçlara yönelmesi şu aşamada zayıf bir ihtimal. Ancak ABD’nin Beluçları da “alternatif” olarak değerlendirdiği belirtiliyor. Beluçların kapasitesi başlangıçtan itibaren sınırlıdır. Geniş bir çölün arkasında yer alan Belucistan, İran’ın iktidar merkezlerinden kopuk durumda ve pratik açıdan Tahran’ın iç kesimlerinden çok Pakistan’a daha yakın. Pakistan’ın kendi topraklarının böyle bir harekât için kullanılmasına izin vermesi olası değil. Bunun bir nedeni de kendi Şii nüfusunun getirdiği kısıtlamalar. Dolayısıyla İran, Kürt cephelerinin kapatılmasını savaş zamanında birinci öncelikli görev olarak görürken, güneydoğuya çok daha az önem veriyor.

İç bölünmeye güveniyor

Öte yandan, Kürtlerin savaşın bir parçası olmayı reddetmesi ve ABD’nin sahadaki seçeneklerinin azalmasıyla birlikte, Washington’un elinde hangi stratejinin kaldığı sorusu gündeme geliyor. Şu anda ABD, İranlı siyasetçiler arasında olası bir bölünmeye güveniyor. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad hakkındaki kamuoyuna yansıyan haberler, savaş ve müzakereler konusunda sistem içindeki anlaşmazlıkları yansıtıyor. Çatışmayı zaman içinde uzatmak bu yaklaşıma hizmet eder; çünkü uzun süreli baskı iç anlaşmazlıkların derinleşmesine zemin hazırlar. Bu da güvenlik kurumlarını çökertme potansiyeli taşır. Burada dikkate alınması gereken nokta, İranlı bazı kesimlerin bir “kara kutu” olmasıdır. Dolayısıyla dışarıdan gözlemciler ve muhtemelen içerideki çoğu kişi, gerçek bir bölünmeyi yönetilen bir anlaşmazlıktan, güvenilir şekilde ayırt edemez.

Ahmedinejad kartı

Son zamanlarda yaşanan bir olay, Tahran’ın bu durumu ciddiye aldığını gösteriyor. Ahmedinejad’la ilgili haberler geniş çapta yayıldığında, İran ertesi gün onu bir halka açık toplantıda sahneye çıkardı. Bu hamle, haberleri yalanlamak amacıyla yapıldı. Tepkinin hızı ve görünürlüğü oldukça anlamlı. Bu tür bir iç bütünlük sinyali, savaşın kendisinin bir parçası hâline gelmişti. Her iki taraf da artık elit kesimin birliğini belirleyici bir alan olarak gördüğü için bu beklenecek bir durum. İsrail’in Ahmedinejad’ı olası bir rejim değişikliğinde alternatif lider olarak değerlendirdiği de iddia edilmişti.

Sonuç olarak Tahran, Washington’un bir karara varmasına yol açan her yolu sırayla engellemeye çalışıyor: Halk ayaklanması, Kürt sınırının kapatılması ve yetkililer arasında bölünmeyi önleme. Buna karşın ABD ise şimdilerde üçüncü seçeneği değerlendiriyor. Yani iç siyaseti parçalamaya çalışıyor. HABER MERKEZİ

***

Aralıksız saldırıyor

İran, bugün Rojhilat Kürdistan Devrimci Emekçiler Topluluğu’nun (Komele) Hewlêr’in Çoman ilçesindeki Alana vadisinde bulunan genel merkezini vurdu. Ardından ise Silêmanî (Süleymaniye) yakınlarındaki Surdaş Kampı’nda bulunan başka bir üssü de hedef aldı.  Aynı gün Binarê Qendîl’in Dola Lîna bölgesinde, bulunan Jarawe ilçesine bağlı Sipiyero köyünde çobanlık yapan Wisû Hesen (29) isimli yurttaş, rejimin saldırısında yaralandı. Qeladizê Hastanesi’ne kaldırılan Wisû Hesen, tedavi altına alındı.