• Bölgede Türkiye'nin askeri yığınak oluşturmasını engellemek amacıyla İdlib'deki Türk üssünü vurduğunu duyuran İsrail, ABD'yi de bu konuda bilgilendirdiğini açıkladı.

 

İsrail, Suriye'nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne 18 Ağustos’ta saldırı düzenledi. İsrail Başbakanlık Ofisi, Türkiye'nin Halep yakınlarındaki üsse asker konuşlandırmaya hazırlanmasını gerekçe göstererek saldırıyı düzenlediğini açıkladı.

ABD ve İsrailli yetkililere göre saldırı, Türkiye'nin hava üssüne gelişmiş silah sistemleri göndermesini ve bölgede daha geniş kapsamlı bir askeri yığınak oluşturmasını engellemeyi hedefliyordu. İsrailli yetkililer Beyaz Saray'a, saldırının Türkiye'nin hava üssüne gelişmiş silah sistemlerinden oluşan bir sevkiyat göndermesini caydırmayı ve bölgede daha kapsamlı bir askeri yığınak oluşmasını önlemeyi amaçladığını söyledi. Saldırı, Türk askeri heyetinin üssü ziyaret edip pist rehabilitasyonunu incelemesinden birkaç saat sonra gerçekleşti.

Beyaz Saray’a saldırı bilgisi

Axios'un haberine göre, İsrail hükümeti ayrıca saldırıdan önce Beyaz Saray yetkililerini operasyon hakkında bilgilendirdi. Saldırıdan yaklaşık üç saat önce Trump, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüştü. Görüşmede bu konunun gündeme gelip gelmediği bilinmiyor.

İsrail: Suriye ile güvenlik mutabakatımız var

Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, İsrail ile Suriye arasında güvenlik konularında mevcut durumun korunmasına yönelik bir mutabakat bulunduğu belirtildi. Açıklamada, “İsrail ve Suriye güvenlik konularında statükonun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye ise Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğine geldi” denildi.

İsrail'in, böyle bir konuşlanmanın ülkenin güvenliği açısından tehdit oluşturacağı konusunda Suriye'yi defalarca uyardığı belirtildi. Başbakanlık Ofisi, “Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti” açıklamasında bulunurken, İsrail'in güvenliğine yönelik tehditlere “tahammül etmeyeceğini” ve mevcut statükoya geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını belirtti. İsrail savaş uçakları, Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na sekiz saldırı düzenledi, pistin yanı sıra hangarda atıl durumdaki bir yapı da hedef alındı.

İsrail, Şara iktidara geldiğinden beri Suriye'nin orta ve güney kesimlerine hava saldırıları düzenledi. Hava üssüne yapılan son saldırılar ise Mart ayından bu yana yapılan en büyük saldırı oldu.

‘Üste Türk askeri yok!’

Öte yandan bir Türk yetkili, Axios'a yaptığı açıklamada Ankara'nın söz konusu askeri üste askeri varlık oluşturmayı planlamadığını öne sürdü. Yetkili, İsrail'in komşu ülkeleri bombalamak için gerekçeler ürettiğini savundu. Saldırı, Trump yönetiminin bölgede yeni bir gerilimin önüne geçmeye çalıştığı bir dönemde ABD'nin üç yakın ortağı arasındaki ilişkilerde tansiyonu yükseltti.

Çatışmayı önleme mekanizması kuruyor!

ABD’den de saldırıya ilişkin ilk açıklama geldi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Başkan Donald Trump’ın Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, “Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik doğrulanan İsrail hava saldırılarının, bölgesel istikrara katkı sağlamayan gereksiz bir tırmanma oluşturmasından derin kaygı duyuyoruz” dedi.

ABD, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında yanlış anlaşılma ve olası askeri çatışmaları önlemek amacıyla bir “çatışmasızlık mekanizması” oluşturmak için çalışıyor. Barrack, Reuters'a yaptığı açıklamada, girişimin İsrail'in Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği son saldırının ardından hızlandırıldığını söyledi.

Suriye: Tehlikeli bir tırmanış

Şam’daki Geçici Yönetim’in Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in saldırılarını "gerekçesiz bir saldırı" ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden "tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi. İsrail'in saldırılarının 8 Aralık 2024'ten bu yana sürdüğüne işaret etti.

Ayrıca İsrail'in saldırılarının Suriye'nin yanı sıra bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürüklediğini belirten Bakanlık, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) saldırıyı açıkça kınama ve İsrail'in Suriye'nin egemenliğine yönelik ihlallerine karşı kararlı tutum alma çağrısı yaptı.

Geçici Yönetim ayrıca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile BM Güvenlik Konseyi Başkanı Christina Lassen’e mektup göndererek, “İsrail’in İdlib’deki hava saldırısı egemenliğimizin açık ihlalidir” dedi ve saldırıların durdurulmasını istedi.

Öte yandan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, Şam’da düzenlediği basın toplantısında, "Bu saldırıların güvenlik gerekçeleri yok... İsrail'i bu politikadan caydırmak ve Suriye'ye yönelik saldırılarını durdurmaya zorlamak için diplomatik yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Türkiye'den uluslararası topluma çağrı

Türk Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'in, Suriye'nin altyapısını ve yeteneklerini hedef alan, toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden saldırılarını sürdürdüğünü belirterek, "İsrail'in Suriye'ye yönelik her geçen gün yeni bir boyut kazanan saldırganlığına son verilmesini teminen daha kararlı bir tutum sergilenmesi ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 6 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini tehdit ettiğini belirtmiş, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi için İsrail’e uluslararası baskı uygulanması çağrısı yapmıştı.

Türkiye, Aralık 2024’te Şam’da yönetimi ele geçiren HTŞ ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına ortak oluyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye ve İsrail, her iki ülkenin ordusunun da bulunduğu Suriye’de herhangi bir olayın yaşanmasını önlemek amacıyla bir iletişim hattı kurmuştu.

Ebu Zuhur Hava Üssü neden önemli 

Ebu Zuhur Hava Üssü, Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre doğusunda bulunuyor. Suriye iç savaşı sırasında stratejik öneme sahip üs, 2015 yılında çete gruplarının eline, 2018'de ise BAAS rejimi tarafından yeniden ele geçirilmişti. Uzun süre kullanılmayan ve savaş nedeniyle ağır hasar gören üs, 2024'te HTŞ’nin eline geçti.

Üssün yeniden faaliyete geçirilmesi ihtimali, yalnızca Suriye açısından değil, Türkiye ve İsrail açısından da stratejik önem taşıyor. HABER MERKEZİ