Soyut birey, geçmişi ve içsel dürtüleri başına gelenlerin belirleyici faktörleri olduğu insan, hakiki bir modernist keşiftir. Carl Gustav Yung, "modern dediğimiz insan doğrudan şimdiki zamanda yaşar. Üstünde gökyüzü, altında tarihi, başlangıcın sisi içinde, geleceğin cehenneminde kaybolan insanlığın tümü olduğu halde dünyanın kıyısındaki bir zirvede durur gibidir. Şimdinin bilincine varan modern insan, zorunlu olarak yalnızdır. Modern insan her zaman yalnızdır" der.
Modern anlatının karakteri, kendi toplumsal belirleyenlerinden özgürdür. Kendisini başka bir insanla ilişkilendiren ya da bu özgürlükten acı çeksin ya da çekmesin eyleme geçirebilecek aşk, tutku, hırs gibi her türlü arzudan azadedir. Bu insan geçmişinden özgürdür ve geleceği belirsizdir. Dünya onun dışındadır ve o, planlı davranışlara yönelten rasyonel bir sistem içerisinde organize edilemeyecek olan kendi ruhsal yaşamı tarafından tamamen yutulmuştur. Bu içsel evren rastlantısal kombinasyonlar içinde organize edilebilen gerçek-yaşam deneyimiyle birleşen anıların, düşlerin ve fantezilerin parçalarından oluşur. Modern sinemanın en önemli örnekleri, yabancılaşmış modern bireyle ilgili en radikal ve karmaşık imgeyi verenlerdir. Antonioni’nin, Fellini’nin, Bergman’ın, Tarkovsky’nin filmleri bu bireyi anlatır. Godard’ın "Serseri Aşıklar’ı modern bireyin ortaya çıkışını, atası olan romantik kahramanın çöküşü aracılığıyla anlatılır.
Modern anlatıda birey çoğunlukla kentli üst yada alt orta sınıftan entellektüeldir. Modern sinemada yoksulları nadiren buluruz ve yalnızca birkaç işçi vardır. Sanatçılar ise modern sinemada en çok rastlanan kişilerdir. Bireyin arketipinin kentli orta sınıf entelektüel olmasının birinci nedeni, onun maddi kaygılardan özgür olması gerektiğidir. Bu ise ya onu zengin yaparak ya da bu sorunu onun ilgi alanının dışına yerleştirerek başarılabilir. İkincisi, bu birey çalışma saatleri onu sınırlamasın diye hareket serbestisine sahip olmalıdır. Bu nedenle o bir tezgahtar ya da fabrika işçisi olamaz. Diğer insanlara karşı sorumluluk üstlenmesini gerektiren bir mesleğe de sahip olamaz. Bu nedenle politikacı, doktor ya da avukat değildir. Bu birey her şeyden önce kendi içsel evreniyle ve dünyanın genel durumuyla ilgilidir ve bu onun bir entelektüel ve ya da sanatçı olmasının bir diğer nedenidir. Birçok durumda da karakterin bir mesleği yoktur ya da bunun hangi meslek olduğu filmde netleştirilmez.
Bu birey yalnızdır, bu nedenle o büyük kentte yaşar ya da farklı yerlerde gezinir. Yukarıda anılan bütün bu nedenlerden dolayı bu birey kendisini daha az esnek ve kendi maddi yaşamıyla daha ilgili hale getirecek kadar yaşlı olmamalıdır. Tercih özgürlüğünden çok uzak olacak kadar fazla genç olmamalıdır. Otuzlu yaşların ortasında olmak uygundur.
Bu bireyin dünyayla ilişkilerinin aşırı gevşek olması, yada hiç olmaması onun kişiliğini bir zihinsel özgürlüğün tezahürü haline getirir. Onun özgürlüğünün bu bireyler hakkındaki bireylerle ilgili önemli sonuçları vardır. Birinci sonuç belirgin bir edilgenlik ya da eylemsizliktir. İkinci sonuç onun aksiyonlarının yada reaksiyonlarının öngörülmezliğidir. Modern anlatı biçimlerinin iki temel özelliği şundan çıkar: olay örgüsünde tesadüfün rolü ve öykülerin açık uçluluğu.
Bütün bunların ışığında bakıldığında kendisi de modern zamanlarda boy vermiş bir sanatsal ifade aracı olarak sinema, sinemasal anlatı ve bu anlatıya dair atışmalar ve karakterler modernizmin insan yaşam formunda yol açtığı tahribatın incelenmesi ve modernizm eleştirisi için sonsuz bir kaynak sunmaktadır.