
Karikatür ve şiir sanatının çok daha hızlı davranarak devletin o baskıcı maskesini daha yaratıcı bir yol bularak tersyüz edebildiğini ifade eden Erbaş, şöyle dedi: “Baskı dönemlerinde insanın kendine oto sansür uygulaması kadar onur kırıcı bir şey olamaz. Bunu herkes için değil ama genel olarak sanat dünyasında yazan, çizen, düşünce üreten pek çok insan için söyleyebiliriz. Kültür sanat etkinliklerinin devlet tarafından yasaklanması düşüncenin yasaklanması anlamına gelir. Devlet kendi düşüncesi dışındaki düşüncelerin topluma gitmesine hiçbir şekilde izin vermez. Bu günlerde yaşananlar budur.”
Sanatta yabancılaştırma diye bir kavram olduğunu ve yabancılaştırma denilen şeyi yakından görebilmek için biraz uzaktan bakmak gerektiğini sözlerine ekleyen Şükrü Erbaş, “Yakından görebilmek için gündelik o kuşatmanın dışına çıkarsınız biraz uzaktan bakarsınız trajik dediğiniz komiğe komik dediğiniz trajediye dönüşür. O güç birden bire gülünç hale gelir. Atacağınız bir dizeyle, çizeceğiniz bir resimle vuracağınız bir tını ile o aşılmaz denilen bütün karanlıkları aşar ve kimsede sizi suçlayamaz” diye konuştu. Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının kara mizahla yıkıldığını ifade eden Erbaş, sanatın yaratıcı bir dille devletin gücünü alaşağı edip, komikleştirebileceğini ancak yaratıcının bu diyalektik düşünceye, etik ve ideolojik değerlere ve cesarete sahip olması gerektiğinin altını çizdi. “Devlet gücünün karşısına mizahı koymalıyız” diyen Erbaş, “Bu gücün karşısına başka şeyleri de koyacağız ama genel olarak gücün karşısına sanatı koyacağız” dedi.
ANTALYA