Ülke "Savaş Hükümeti"nin eşiğinde. AKP, bir yandan provokasyon, katliam ve hatta soykırım denemeleri yaparken, aynı zamanda daha beterini de yapıyor; şantaj ile koalisyon kurmak, suç ortağı yapmak istiyor. Halkla ilişkisi en fazla parti olan HDP'yi, alttan yaydığı savaş ortamıyla buna mecbur kılmaya çalışıyor. Peki, AKP'ye sacayağı, yani suç ortağı olmadan, bu savaş hükümeti nasıl engellenebilir, sınırlanabilir?

İlk başta size garip gelecek ama okumaya devam edin.

Yerel yönetimler alternatif bir ekonominin parçası olarak takas bankaları kurmalıdır. Takas bankası sadece ürünlerin doğrudan değişimini içermez. Aynı zamanda yerel yönetimlerin takas için "kredi", "değişim" kartlarını, kağıtlarını çıkartarak değişimi denetlediği, üretimi desteklediği ve özellikle de kooperatifler ve kolektif üretimi teşvik ettiği bir alan yaratır. Kürt burjuvazisi eğer çok istiyorsa yerel yönetimlerin çıkardığı takas kağıtları bütün bölgede yaygınlaştığında, bunu "Bölge Parası" diye de nitelendirebilir. Kriz sırasında merkezi hükümetten etkilenmeyecek, alternatif ekonominin ilkeleriyle denetlenen ve demokratik özerkliğin başlangıç olanaklarını doğuran bir başlangıçtır.

Bütün yerel yönetimler önce çocukların tükettiklerinden başlayarak GDO'lu ürünleri, özellikle markalarla "GDOsuzlaştırılmaları" için masaya (!) oturarak, kent sınırları içine sokmama kararı almalıdır. Yerel yönetimlerin halk sağlığına zararlı ürünleri kent sınırlarına sokmama hakkı ve yetkisi vardır ve hatta görevi budur. Ayrıca "Ekolojik Demokrasi"nin temel ilkelerinden biri de GDO'lu ürünlere karşı mücadeledir.

Bütün bunlar savaş hükümetini nasıl durduracak derseniz, burjuvazinin tek aldırdığı satış yapıp yapamayacağı, bankaları ve borsalarıdır. Önce koca bir pazarı, kısmen para dolaşımını belki de ilelebet kaybedecek gofret devleri, bankalar sizinle masaya oturur.

Zaten neoliberal devlet nedir ki? İki buçuk müteahhit, bir buçuk gofret.

Ekolojik demokrasi, GDO'suz alan, takas ekonomisi, meclisle sınırlanmamış muhalefet... Ne güzel 9 kat tat...