HDP İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, kalıcı barışın eşiğine gelmişken hükümetin yeniden bir tasfiye konseptini devreye sokmaya çalıştığını belirtti. AKP-MHP koalisyonuyla hayata geçirilmek istenen savaş konseptine karşı HDP, HDK, DTK ve BDP, 4 koldan harekete geçecek. 

Türk devleti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik katı tecrit ile eş güdümlü olarak içte ve dışta savaş hazırlıklarına hız veriyor. Dört aydır adaya gidişleri engellenen İmralı Heyeti, 3 Temmuz'da yaptığı açıklamayla "tehlike çanları çalıyor" diyerek çok kritik ve tehlikeli aşamaya gelindiği uyarısında bulundu. AKP'nin çözüm sürecini koalisyon görüşmelerinde pazarlık unsuru haline getirmesine tepki gösteren heyet, Meclis Başkanlığı seçimiyle birbirine göz kırpan AKP-MHP'nin oluşturacağı koalisyonun bir savaş hükümeti olacağına dikkat çekerek, demokrasi ve barış çevrelerini duyarlılığa davet etti. Hükümetin yaklaşımları ve süreci boşa çıkaracak adımlarından duyulan güçlü kaygı heyeti böylesi bir açıklama yapmaya itti. 


Girişimler sonuçsuz kaldı

Seçim sürecinde başlayan ve gittikçe tırmandırılan gerginlik siyasetine karşı heyet, sürece yol aldırmak için birçok kez girişimde bulundu. AKP hükümetiyle, İmralı görüşmelerinin kaldığı yerden devam etmesi için birçok kez resmi ve gayri resmi girişimlerde bulunan Heyet'in tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Daha önce Heyet ile Çözüm Kurulu arasında oluşturulan mekanizmaları da zorlayan, yaşananların ciddiyeti konusunda devlet ve hükümet yetkililerini uyarmaya çalışan Heyet, aynı zamanda Meclis Başkanlığı seçimleri sürecinde yapılan kimi görüşmelerde de konuyu gündeme getirdi. 

Heyet üyelerinden edilen bilgilere göre, AKP hükümeti esas olarak bütün bu dönem boyunca, "zemin yoklayan, nabız tutan, dinleyen ama renk vermeyen" bir yaklaşım sergiledi. Heyet, hükümetin yaklaşımını "Siyasi faturası nedeniyle, süreci bitirdiğini deklare etmeyen ama pratikte süreci boşa çıkaracak politik duruş" sözleriyle değerlendirdi. Aynı zamanda, çözüm süreci boyunca oluşan hiçbir mutabakata kendisini bağlı hissetmeyen hükümet, daha çok bunların sorumluluğunu Kürt hareketine çıkarıp "talep eden ama yapmayan" bir pozisyonda olmakla eleştirme yolunu izledi. 


Politik tutum farklılaştı

Bütün bu yaklaşımlara rağmen çabalarını sürdüren Heyet, yapılan savaş hazırlıklarını ve Medya Savunma Alanları'na saldırıları "hükümetin çözüm sürecine yönelik politik tutumunun farklılaşmasının resmi beyanı" olarak tanımlıyor. AKP'nin, MHP ile yakınlaşması ve bu konuda MHP ile yaptığı pazarlıklarda gerekirse sürecinin bitirilebileceği şeklinde verdiği mesajlarla birlikte kapalı kapılar ardında verdiği sözler de "tehlike çanlarının çalması" olarak değerlendirildi.   


Hükümet ikili oynuyor

Hükümetin ikili oynadığına işaret eden Heyet, bir yandan çözüm sürecinin bitirilmesi yönünde savaş siyaseti ile MHP'ye göz kırpıldığını, diğer yandan barış ve çözüm sürecine destek veren geniş halk kesimleri, barıştan yana çevreleri karşısına almamak için katı tecride rağmen, "İmralı ile devlet heyetinin görüşmelerinin devam ettiği" bilgilerini yaydığını belirtti. Hükümetin bu ikili yaklaşımı son İmralı Heyeti açıklamasında "Hükümet çözüm sürecini araçsallaştırıyor" sözüyle eleştirildi.  


Barış eşiğinden tasfiyeye

Sürecin şimdiye kadar yaşadığı en ciddi krizle karşı karşıya olduğu tespitini yapan İmralı Heyeti, daha güçlü bir karşı duruş için harekete geçiyor. DİHA'ya konuşan İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, kalıcı barışın eşiğine gelmişken hükümetin yeniden bir tasfiye konseptini devreye sokmaya çalıştığını, ateşkesi bitirecek adımlar attığını, siyasi soykırımı anımsatan tutuklamalara giriştiğini, en önemlisi de Türkiye'yi yangın yerine çevirecek savaş hazırlıkları yaptığını kaydetti. 


Öcalan'ın tespitlerinden korkuluyor

Öcalan'a uygulanan tecridin sıradan bir olay gibi değerlendirilmeyeceğinin altını çizen Baluken, "Sayın Öcalan'ın bölge denklemi üzerinden bugüne kadar yaptığı öngörülerin sürekli doğru çıkması ve sadece Kürtlerin değil, bölge halklarının bu görüşlerden istifade etmesinin yolları tıkanmaya çalışılıyor" sözleriyle, aslında bölgede Kürtlerin ve dostlarının bu tecritle perspektifsiz bırakılmaya çalışıldığını söyledi. 


Bu tartışmalar çoktan bitti

Baluken, hükümetten gelen "çözüm sürecinin ismi ve içeriği değişse de süreç devam eder" sözlerini ise "demagoji" olarak nitelendirdi. Abdullah Öcalan'ın "Türkiye'de siyaset demokrasi üzerinden değil, demagoji üzerinden yürütülüyor" sözlerini anımsatan Baluken, şöyle konuştu: "Çözüm süreci ile ilgili demokratikleşmenin hemen kavşağına gelindiği bir dönemde bunu ilerleteceğine demagojiye başvurup gölgelemek istiyor. Sürecin ismi, içeriği ve niteliği ile ilgili bir tartışma yok. Söylenecek söz de kalmadı. Bundan sonrası için pratik hızlı adımlarla demokratik birliğin sağlanmasına ilişkin samimiyet testinin olduğu bir aşamadayız. Hala sürecin adlandırılması ve içeriği ile ilgili bitmemiş tartışmalar varmış gibi söylemlerde bulunmak samimiyetsizlik örneğidir. AKP hükümeti demokrasi ile demagoji arasında bir tercih yapacak. Bunun için çözüm sürecinin muhataplarıyla ortaklaştırılması, uzun süredir kamuoyunun kendilerinden beklendiği adımların atılması gerekir." 


Eylemler büyüyecek 

Çözüm sürecinin aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşme projesi olduğunun altını çizen Baluken, hükümetin bu projeden vazgeçmesinin Türkiye'nin demokratikleşmesinden vazgeçmiş olacağı uyarısında da bulundu. Bütün demokrasi güçlerini duyarlılığa çağıran Baluken, önümüzdeki günlerde gerek HDP, gerekse de paydaşları olan siyasi partiler, HDK, DTK, DBP gibi büyük siyasi oluşumların bu konuya ilişkin harekete geçeceklerini kaydetti. Süreci planlayacaklarını belirten Baluken, bu konuda barış ve demokrasiden yana olan kesimlerin de geç kalmadan harekete geçmesi gerektiğini sözlerine ekledi. 


 DİHA/ANKARA




Tecride karşı cephe büyüyor


Barış İçin Öcalan’a Özgürlük Platformu Sözcüsü Avukat Eren Keskin, tecride derhal son verilmesini istiyerek, önümüzdeki hafta aydınlar ve yazarlarla birlikte ortak açıklama yapacaklarını duyurdu. 

Platform, kamuoyunun dikkatini tecride çekmek için STÖ'ler ve büyükelçilerle görüşmeyi planlıyor. Platform Sözcüsü Keskin, ayrıca aydınlar, yazarlarla da ortak bir açıklama yaparak tecride son verilmesini isteyeceklerini belirtti. Öcalan'a uygulanan tecridin "milyonları karşısına almak" anlamına geldiğini vurgulayan Keskin, AKP’nin çözüm sürecinin bir devlet politikası olduğu yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, eğer bu doğruysa iktidarda hangi parti olursa olsun her şeyden önce sürecin sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.  Türkiye’nin çözüm süreci konusunda geriye atacağı her adımın kendi aleyhine işleyeceğine vurgu yapan Keskin, "Kürtlerin artık kaybedeceği bir şey yok. Topraklarını, canlarını, çocuklarını, mallarını, mülklerini, her şeylerini yeterince kaybettiler. Burada kaybedecek olan savaş politikasında ısrar eden Türkiye devletidir" diye konuştu. 


Gençler uyardı


Kürt Halk Önderi Öcalan'a tecride sert tepki gösteren Ciwanên Azad, "Tüm Kürt gençliğini Önderliği etrafında kenetlenmeye ve tecridi kırmaya çağırıyoruz" dedi. 

AKP'nin hükümetinin yine bir savaş konseptine giriştiğini kaydeden Ciwanên Azad Gençlik Hareketi, "AKP hükümeti oyalama politikalarına devam etmiş ve sorunun çözümünden her gün biraz daha uzaklaşmıştır. Bugün Kürtleri tutuklayarak, katlederek, alçak DAİŞ’e yardım ederek, ateşkes sürecinde olan gerilla alanlarına saldırarak ve son olarak da Önderliğimiz üzerindeki tecrit ile haddini aşmış durumdadır" dedi. "AKP hükümeti ve Türk devleti Kürt halkının ve Kürt gençlerinin sabrını ölçmesin" uyarısı yapılan açıklamada şöyle denildi: "Önderliğimizin özgürlüğü özgürlüğümüzdür. Bizler Kürt gençleri ve Ciwanen Azad Gençlik Hareketi olarak başlatmış olduğumuz  'Xwedi Derkeve' hamlesi kapsamında 'Xwedi li Seroka xwe derkeve' diyoruz. Bu temelde tüm Kürt gençliğini Önderliği etrafında kenetlenmeye ve tecridi kırmaya çağırıyoruz. 


Tecrit kabul edilemez


Kürt Halk Önderi Öcalan'a yönelik tecridi protesto eylemleri sürüyor. Van'ın Saray ilçesinde DBP ve HDP Saray ilçe örgütleri, tarafından yapılan basın açıklamasında, "Barışın mimarı Sayın Öcalan'a uygulanan tecridi çözüm sürecine vurulan darbe ve provokasyon olarak görüyor, bu çirkin provokasyonu nefretle kınıyoruz'' denildi. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TAYD-DER) İzmir Şubesi de, Konak Eski Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasıyla tecridi protesto etti. "Sayın Öcalan'ın özgürlüğü halkların özgürlüğüdür" pankartı açılan eylemde "Başkan Apo'nun halen tecrit koşullarında tutulması kabul edilemez. Sürecin salahiyeti ve sürdürebilirliği açısından koşulsuz şartsız derhal Önderliğimizin özgürlüğünü talep ediyoruz" mesajı verildi. 


Rusya'da protesto

Öte yandan Rusya'nın Tambov kentine bağlı Pervomaysk'ta yaşayan Kürdistanlılar da Kürt Halk Önderi Öcalan’a uygulanan tecridi protesto etti.