1960’lar Martin Luther King: “Bir rüyam var: Gün gelecek ahlaksız ırkçılarıyla, ‘müdahale etme’, ‘etkisiz hale getirme’ kelimelerini dilinden düşürmeyen valisiyle Alabama, işte tam orada Alabama’da, küçük siyah oğlanlar ve kızlar; küçük beyaz oğlanlar ve beyaz kızlarla el ele tutuşma şansına sahip olacaklar (…)” diyordu.

Martin Luther’in rüyası Amerika’da ırkçılığın sona ermesiydi ve gerçek oldu. Bugün küçük siyah oğlanlar ve kızlar; küçük beyaz oğlanlar ve beyaz kızlarla el ele tutuşuyorlar.
Ancak dünya hala bir savaş kazanı. Irkçılık ve ayrımcılık hala var. Ortadoğu’da mezhep savaşları tezgahı var.
Luther’in hayalini geçekleştirdiği ülkesi savaş borazanları çalıyor Suriye’de.  
Suriye’de bir iç savaş var ve her gün yüzlerce kişi ölüyor.
Olası bir dış müdahaleden bahsediliyor. Herkes ABD’nin hangi gün, hangi silahlarla, ne kadar süre saldıracağını konuşuyor.  
Rusya’nın nasıl baktığı, ne yapacağı konuşuluyor. İran’ın bir saldırı durumunda nasıl bir tavır takınacağı merak ediliyor.
Herkes yaşananları güçlerin diplomatik hesaplarına, gizli ittifaklarına göre yorumluyor.
Yaşananları bir Loto oynayıcısının yaklaşımı ile bakmak açıktır ki savaş ortaklığıdır. Sanki amiral battı oyunu oynuyorlar.
Demir makinelerden ölüm saçılacak…
Daha büyük silahlarla daha çok insan ölecek! Bu kesin…
Kimin nerede olduğunun bir önemi var mı sizce? İnsanlar ölecekler. Esma ölecek, Bawer ölecek, Edward ölecek… Ölen kişinin hangi taraftan, hangi milletten, hangi dinden veya cinsiyetinin ne olduğunun bir önemi var mı?
Suriye’de iç savaş var, dış askeri müdahale bu savaşı sona erdirmez aksine onu büyütür.
Kimin bu savaşın neresinde olduğu değil, kimin bu savaşın bitmesi için çaba gösterdiği önemli.
Askeri müdahale olasılıkları yerine müzakere masasının nasıl güçlendirileceği konuşulsa daha hayırlı olurdu.
İç firavunlara da dış firavunlara da karşı olmak elzemdir.
Kürtlerin, Dürzilerin, Arapların, Hıristiyan’ların, Alevi ve Müslümanların ortak çabası firavunlara karşı barış ve özgürlüğü garanti edecektir.   
Eğer savaş varsa yaşam yok!
Barış için çaba sarf ederken savaşın devam etmesi barış çabalarının terki olmamalıdır.  Çünkü savaş sonsuz ve ilahi bir gerçeklik değildir.
Hangi din öldürmeyi ve savaşı emrediyorsa yerin dibine girsin o din, hangi ideoloji ve siyaset savaşı ve öldürmeyi emrediyorsa onlarda girsin yerin dibine. Yaşamı kutsal görenler ve onu koruyanlar yaşasın.
Vatan, politika, güvenlik, özgürlük ve demokrasi insanlar olmadan nedir ki. Bunların hangi biri için hayat sona erecekse at gitsin. Özgürlük insan içindir. İnsan özgürlük için ölür mü?
Vatan yaşamak içindir ölmek için vatan olur mu?
Güvenlik hayat içindir, güvenlik için insan ölür mü?
Siz ki “özgürlük, vatan, güvenlik, demokrasi için savaşmanız ve ölmeniz gerekiyor” diyen varsa onlara inanmayın.
Bir doğa yasası değildir savaş. Barışsa bir armağan olarak verilmez insana. Savaşa karşı barış için katillerin önüne dikilmek gerek, ‘Hayır, biz yaşayacağız!’ demek gerek.” Bertolt Brecht
Ey tank başında elinde tüfeği ile cephede olan asker bil ki öldürdüğün her insan seni de eksiltiyor. Sana öldürmeyi emrediyorlarsa yapacağın bir şey var: Hayır de!
Ey savaşa bir oyun gibi bakan politikacılara oy veren kadın ve erkek yapacağın bir şey var: Hayır de!