‘Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum!’ Bu sözler Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait ve Türkiye’de her gün en azından bir kaç insan Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılanıyor...
Düşünün ki bir ülkenin Cumhurbaşkanı, kendisine yönelik sözüm ona hak ihlalleri için daha reşit bile olmayan lise öğrencilerini mahkeme kapılarında süründürürken, kendisi başında olduğu devletin en önemli hukuk kurumunun kararlarına saygı duyamadığını ilan edebiliyor...
Ülke kan revan içindeyken yanına yağcı yalaka takımını da alarak Afrika gezisine çıkan Erdoğan; gider ayak ülkenin en önemli hukuk kurumu olan Anayasa Mahkemesi’ni de takmadığını ilan etmekte hiç bir sakınca görmüyor...
Aynı Erdoğan Nijerya’da Devlet Başkanı Muhammet Buhari ile yaptığı ortak basın toplantısında kendisinin saygı duymadığı hukuku Kürtlere ve özel olarak HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a karşı silah olarak kullanmakta da hiç bir sakınca görmüyor...
Bununla da yetinmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan; Nijerja’dan savcılara Demirtaş’a karşı dava açmaları talimatı veriyor. Meclisin de savcıların gönderdiği fezlekeleri işleme koyarak; Selahattin Demirtaş da dahil birçok HDP milletvekilinin dokunulmazlıklarını kaldırmasını ve tutuklanmalarının önünü açmasını istiyor...
Ülkeyi, iktidarını biraz daha uzatmak adına hızla bir iç savaşa sürüklemekte hiç bir sakınca görmeyen Davutoğlu Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün topluma derin bir travma yaşatırken; barış çağrısı yapan, insanlardan barış ve demokrasi taleplerini daha gür bir sesle dile getirmelerini isteyen sayın Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarını “Ülkenin huzurunu bozmakla” suçluyorlar...
Önemli toplumsal gündemler oluştuğunda AKP ve Cumhurbaşkanı‘na her zaman stepne olan Devlet Bahçeli de, belki bu hamaset ve Kürt düşmanlığından bize de bir parça ırkçı oy düşer kaygısıyla o da HDP’lileri ve sayın Demirtaş’ı tehdit edenler kervanına katılmış...
Hatta hızını alamanyan Bahçeli; “Dokunulmazlıkların kaldırılmasından parti kapatmaya kadar her seçeneğin masaya konmasını istemiş!” Dikkat ederseniz konu Kürt düşmanlığı olunca; Bahçeli ve AKP muazzam bir yarışa giriyorlar...
Cizre’de yaptığından utanmayan Devlet aklı; aynı şeyi Sur’da da yapmak istiyordu; bir kez daha Kürtler Sur’un bodrumlarında yakılarak, boğularak öldürülmek isteniyor.
Cizre’de devletin vahşeti karşısında gafil avlanan; bu kadar da olmaz rehavetine kapılan Kürt kamuoyu aynı şeyi Sur’da tekrar edemezdi. Cizre’de göz göre göre bir bodrum katında insanlarının ölümünü izleyen Kürtler bir kez daha aynı şeyi yaşayamazlardı...
Aylardır, hendek bahanesi ile Sur’a zulüm uygulayan devlet, Cizre’de Kürtlere reva gördüğü bir boduruma hapsedip orada çoluk çocuk kim varsa vahşice öldürme siyasetini Sur’da da yapmak istiyordu. Böylece direnen herkese: “ben güçlüyüm, bana karşı çıkarsanız hepinizin sonu; Cizre gibi Sur gibi olur mesajı vermek” istiyordu...
Sayın Demirtaş’ın Sur’a yürüme çağrısı geç kalmış ama çok yerinde bir karardır; biraz daha geç kalınsa Kürt kamuoyu ve Kürt siyaseti arasında derin bir güven problemi ortaya çıkabilirdi. Kürtler Sur’da direnen kardeşlerini, yoldaşlarını Cizre’de yaşanan vahşete teslim edemezler...
Nitekim etmediler de; Amed halkı yaşadığı her yerden Sur’a akın etti...
“Amed uyuma, Sur’a sahip çık!” sloganları ile Amed’in değişik bölgelerinde toplanan halk yine devletin; tazyikli suyu, biber gazı ile karşılaştı. Önceleri plastik mermi kullanan polis; Amed halkının kararlılığı karşısında bir süre sonra halka karşı gerçek mermiler kullanmakta hiç bir sakınca görmüyordu...
Türkiye kurulduğu günden bu yana bu kadar kaotik bir dönem geçirmemişti. İçişleri bakanı daha bir kaç ay önce mevcut Anayasayı tanımadığını ilan ediyor, Cumhurbaşkanı fiili başkanlığını ilan ediyor, kurulan anayasa komisyonları bir kaç günde hemen dağılıyor...
Temel meselelerinde çaresiz duruma düşmüş Türkiye Cumhuriyeti yönetilemez duruma gelmiştir; belki bunda AKP’nin basiretsiz yönetim anlayışının da payı var; ama asıl sorun daha derinlerde...
Bir halka neredeyse bir yüz yıl boyunca saygısızlık yapanların bugün artık bir birine de saygısı kalmadı; Kürt halkının ise bu çevrelerin hiç birine saygısı kalmadı...
Artık başta Kürtler olmak üzere bu ülkenin ezilen halkları sizin hiç bir şeyinize “İnanmıyor ve Saygı duymuyorlar!”