Türkiye’de ilk defa gerçek demokrasi programı olan bir partinin güçlü biçimde Meclis’e girme durumu yaşanacak. Kuşkusuz Türkiye İşçi Partisi (TİP) de Türkiye tarihinin ilk önemli demokratik siyasal gücünün meclise girmesiydi. Bugün HDP’nin Türkiye toplumunda etkili olması ve radikal demokratik siyasal bir güç olarak seçimlere girmesinde Türkiye İşçi Partisinin de emeği vardır. Zaten demokratikleşme birden ortaya çıkan bir durum değildir. Ancak uzun mücadeleler sonucu tarih boyunca egemen olmuş otoriter devletçi zihniyet, politika ve kurumlaşmalar geriletilebilir ve demokratikleşme gerçekleştirilebilir. Bugün HDP güçlü bir demokrasi hareketi haline gelmişse, bunu sağlatan on yıllardır Türkiye ve Kürdistan’da yürütülen özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. HDP de, HDP’ye oy veren herkes de bu gerçeği bilmelidir. 

Eğer şu anda AKP, CHP ve MHP HDP düşmanlığı yapıyorsa, bunun çok önemli nedenleri vardır. HDP, bu üç partiyi var eden ve yaşatan demokratik olmayan sisteme yönelmektedir. Onların birbirine laf yetiştirmesi, sistem içi ağız dalaşıdır. Bu antidemokratik sistemde kim güç olacak kavgasıdır. HDP ise, onları var eden sistemi değiştirmek istiyor. Bu temel farkın görülmesi gerekir. 

Bu korku o kadar fazladır ki, HDP’ye her gün sokaklarda, meydanlarda saldırı yapıldığı halde bu partilerin hiçbirinden ses çıkmamaktadır. Bu düzeyde bir saldırı AKP, CHP ve MHP’ye olsaydı şimdi seçim güvenliği ve seçimin demokratik olmadığı konuşulur, seçimlerin iptali istenirdi. Ancak Türkiye’deki devlet, demokrasi, ahlak ve vicdan anlayışı HDP’nin demokratik siyasal mücadele alanına girmesini kabul etmemektedir. Bu nedenle Türkiye’de demokrasi de, siyasi ahlak da, vicdan da yoktur. Bir partiye bu kadar saldırının olduğu bir yerde eşit, adil ve demokratik bir seçimden söz edilebilir mi? İşte HDP böyle bir ortamda Türkiye’yi demokratikleştirme mücadelesi vermektedir. Demokratik siyasetin yapıldığı bir Türkiye yaratma mücadelesi verilmektedir. Yoksa Türkiye’nin özgür, demokratik siyasetin yapıldığı bir yer olmadığı bu seçim dönemindeki saldırılarla bir daha ortaya çıkmış bulunmaktadır. 

HDP kayıtsız şartsız demokrasiyi

 hedefliyor 

HDP, radikal demokrasi hedefiyle seçime giriyor. Eşbaşkanlık ve kadın özgürlüğü zaten köklü bir demokratikleşme hamlesini ifade ediyor. HDP’nin programı ve seçim beyannamesi tam demokratikleşmeyi ifade ediyor. Türkiye ilk defa tam demokratikleşme, kayıtsız şartsız demokratikleşme diyor ve bunun mücadelesini veriyor. Demokrasi, tüm farklılıkların eşit ve özgür yaşamının olduğu bir siyasi düzendir. Türkiye’de ise tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek inanç ve tek dil diyen bir zihniyet vardır. Bu anlayışa da ne AKP’nin ne de CHP’nin itirazı vardır. MHP ise zaten sözde de olsa demokrasiden söz etmiyor. 

Türkiye’de Kürtler, Çerkesler ve tüm etnik topluluklar kendi kimliği, kültürü ve diliyle özgürce yaşamazsa demokrasiden söz edilemez. Türkiye’de Alevi’si, Êzîdî’si, Hıristiyan’ı özgür biçimde inancını ve ibadetini yaşayamazsa demokrasinin var olduğundan söz edilemez. Kadın üzerinde erkek egemenlikli bir baskı sürüyorsa orada demokrasiden söz edilemez. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü yoksa, ya da devletin istediği kadar da varsa, toplumun dağılması söz konusuysa, birey savunmasız kalmış ve özgür değilse orada demokrasiden söz edilemez. Türkiye’de demokrasinin hiçbir ilkesi pratikleşmemektedir. Sadece toplumu ve dünyayı aldatmaya yönelik bir özel savaş demokrasisi vardır. Demokrasi Türkiye’de sindirilmiş değildir. Zaten çok partili ve seçimli bir sisteme inanarak değil, Türkiye’nin ilişkilendiği Avrupa’da tek partili sistem kabul edilmediği için 1946’da iki partili siyasi sisteme geçilmiştir. II. Dünya Savaşı sonrası iki partili sisteme geçildiğine göre, hangi etkenlerin buna yol açtığı anlaşılmaktadır. 

HDP, dünya ve toplumları aldatmak için değil, Türkiye halkları hak ettiği ve layık olduğu için kayıtsız şartsız bir demokratikleşmeyi hedeflemektedir. Türkiye’de tekçi ve antidemokratik zihniyet o kadar köklüdür ki, HDP’ye karşı çok sert bir direnç gösterilmektedir. Çünkü HDP başarılı olduğunda Türkiye’de gerici ve tüm farklılıkları yok eden sistem çorap söküğü gibi çözülecektir. 


Türk toplumu huzur içinde yaşamıyor

Vaatler dışında Türkiye’de yeni şeyler söyleyen sadece HDP vardır. Vaatler toplumda belki iyileştirme yapabilir. Ancak Türkiye’nin temel sorunlarını, kronik sorunlarını çözmez ve demokratikleştirmez. Kuşkusuz toplum günlük yaşamında iyileştirmeler bekler. Demokrasinin yaşamın her alanında iyileştirmeler yaratacağı bilincine sahip olmayanlar için bazı somut vaatler söylenmesi gereklidir. Yine seçimlerde rakiplerin söylemlerini boşa çıkarma, bu söylemlerin doğru olmadığını ortaya koyma da gerekli olabilir. Ancak esas kazandıracak demokratikleşme ve diğer partilerle bu yönlü temel farklılıkların ortaya konulmasıdır. Bu seçimde temel gündemin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü olması gerektiği açıktır. Çünkü Türkiye’de yaşamı temelden etkileyen Kürt sorunundaki çözümsüzlüktür. Belki çatışmasızlık bu sorununun yakıcılığını tam ortaya koymasa da Türkiye’nin temel gerçeği ve temel sorunu budur. Bu açıdan demokratikleşme ve demokratikleşmenin çözeceği sorunların daha fazla ortaya konması, bu seçimin esas propaganda dili ve içeriği olmalıdır. 

Demokratikleşme, bir kesimin ya da bazı toplulukların değil, tüm Türkiye’nin sorunudur ve talebidir. Kürtler, Aleviler, kadınlar, gençler, Çerkezler demokrasiyi en fazla isteyen topluluklardır. Ancak başta Türkler olmak üzere Türkiye halklarının da demokratikleşme sorunu vardır. Hiç kimse Türk halkının, Türk toplumunun huzur içinde yaşadığını söyleyemez. Öyle ki, sürekli kaygı, kavga ve gerilim içinde yaşayan bir toplum haline gelmiştir. Tüm farklılıklara karşı düşman edildiği için bir türlü barış ve huzur içinde yaşayamamakta; Türk halkı, tüm güzellikleri ve dinamikleriyle yaşamın içinde yer alamamaktadır. Sürekli devletin faşist ve farklılıklara karşı politikalarına alet edilmektedir. Aslında demokrasiye en fazla ihtiyacı olan halk Türklerdir. Belki diğer topluluklar eziliyor; Türk halkı ise kötülüklere alet edilerek kirletiliyor. Belki de insanlık ve toplum açısından en kötü durumda olan Türk halkıdır. Öyle ki, yaşamı niçin ve nasıl yaşadığının bilincinde değildir. Yaşamı en fazla anlamsızlaşan halk Türk halkıdır. 


‘Yeni Yaşam’ özgürlük ve demokrasi vadediyor

Tüm bu gerçekler ortadayken seçim propagandasının daha fazla temel sorunlara odaklanmasının doğru olacağını görülmektedir. HDP “Yeni Yaşam” diyor. Tabii ki yeni yaşamdan anladığımız özgür ve demokratik yaşamdır. Bu açıdan yeni yaşam denilirken neyin amaçlandığı çok iyi ortaya konulmalıdır. Yeni yaşam, asgari ücretin artması ve tüketim malzemesine daha fazla ulaşma imkanlarının olması değildir. Yeni yaşam, Türkiye açısından esas olarak manevi, moral ve ahlaki değerlerde köklü değişiklikler yaratmakla mümkündür. Yoksa AKP’nin “Ben şu kadar otoyol yaptım” diyerek Türkiye’nin temel sorunlarını örtmesine fırsat verilir. 

Demokratikleşme olmadığı müddetçe ya her şey baskı altında olur, ya da sahte. Demokratikleşmenin olmadığı yerde toplum değil, devlet esas alınır. Demokrasinin olmadığı yerde ahlak da, kültür de, din de, iman da devlet endeksli olur. Ya da toplum ve insanlar ahlaktan da, kültürden de, dinden de yoksun kalır. Çünkü devlete bulaşan hiçbir şey temiz kalmaz, kirlenir. Bu açıdan her şeyin topluma endeksleneceği demokratikleşme mücadelesi önemlidir.


HDP Türkiye’nin kurtuluş seçeneğidir 

Türkiye’de büyük bir bozulma ve çürüme vardır. Sadece toplumlar, inançlar, halklar baskı ve zulüm altında yaşamıyor, tüm insani değerler ayaklar altına alınmış durumdadır. Türkiye en büyük yoksulluğu vicdanda ve insani değerlerde yaşamaktadır. Ahlak, toplumu var eden değerlerdir. Ancak toplum o kadar dağıtılmıştır ki, insanlar birbirine sahiplenmemektedir. Topluma ve çevresine karşı hiçbir sorumluluk duymayan bir ucube insan türetilmiştir. Kendisinin içine düştüğü vahim durumu görmeyen insanlar, çevresini ya da başka halkları hiç düşünmezler. İşte HDP bunun için tüm Türkiye’nin kurtuluş seçeneğidir. Türkiye’de temiz kalmış, dinamik ve insani değerlere sahip olan tabana sahip tek parti HDP’dir. HDP’nin esas farklılığı buradadır. Bunlar iyi ortaya konulursa HDP tüm baskılara rağmen Türkiye’nin çoğu bölgesinde çalıştırılmamasına rağmen yüzde 15’in yukarısına çıkar. Zaten şimdiden bu başarı görülmektedir. 

HDP kendisini daha iyi anlatırsa, insanlarla ev ev buluşursa Türkiye’nin tek seçeneği haline gelir. Seçimle birlikte Türkiye değişir; bu başarı ile büyüyen demokrasi güçleri önlerine çıkan tüm engelleri aşar. Demokratikleşme ve Kürt sorununu çözme gibi temel sorunlar demagoji, propaganda ve toplumun oyalanması argümanları olmaktan çıkararak Türkiye toplumunun gündemine girer ve kısa sürede çözüme kavuşur. İşte o zaman özgür ve demokratik yeni bir yaşam ortaya çıkar.