EGÎD EREN/KÖLN

Avrupa Seçim Koordinasyonu içerisinde Kürt, Türk, Laz, Ermeni, Çerkes, Süryani, Êzîdî, Alevi, Hıristiyan, Müslüman halklar ve ezilenleri temsil eden 50’yi aşkın kurum, kuruluş ve örgüt, HDP ve Demirtaş’ın başarısı için kolları sıvamış durumda.

Avrupa’daki seçmenler 16 yıldır iktidarda olan AKP ve Erdoğan’dan kurtulmak için 24 Haziran’da yapılacak seçimler önemli bir fırsat olarak görülüyor. Türk ve sağcı partilerin ittifakı dışında kalan HDP’ye destek için ise Avrupa’da bir Demokrasi Bloğu oluşturuldu. AKP ve MHP’nin Cumhur İttifakı ile CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin Millet İttifakı karşısında duran Demokrasi Bloğu, geleceğini HDP ve partinin rehin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ta görüyor. Demokrasi Bloğu’nun hedefi Avrupa’daki seçmenlerin iradesini sandığa yansıtmak.

Avrupa Seçim Koordinasyonu içerisinde Kürt, Türk, Laz, Ermeni, Çerkes, Süryani, Êzîdî, Alevi, Hıristiyan, Müslüman halklar ve ezilenleri temsil eden 50’yi aşkın kurum, kuruluş ve örgüt, HDP ve Demirtaş’ın başarısı için kolları sıvamış durumda. Ülkede azınlık olarak görülen halklara mensup bireylerin bir masa etrafında gelecekleri için HDP üzerinden planlar kurması tarihsel önemde. HDP’yi desteklemek için ise birçok gerekçeleri var. Faşizmi kurumsallaştırıp ülkeyi karanlığa mahkum eden AKP/Saray diktatörlüğüne karşı bir araya gelen bileşenler "Özgür, demokratik ve eşit bir gelecek için; Birlikte başarmak, birlikte kazanmak için HDP" diyor.

Gönüllü ordusu

Köln’de seçim çalışmasının yürütücüleri ise büyük bir gönüllü ordusu, komisyonlar da büyük bir dayanışmayla çalışıyor. Seçim çalışmalarını yürüten aileler çocuklarını Mala Kurda denilen seçim bürosu haline gelmiş Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ne bırakıyor. Akşam saatlerine kadar dernekler adeta çocuk yuvası gibi.

Seçim çalışmalarına katılanların ise moralleri yüksek. Hatta yaşadıkları sıkıntı ve engelleri birer espiri olarak anlatıp, hep beraber gülümseyebiliyorlar.

Önemli oranda genç seçmenin desteğini alan HDP tecrübesini ise çoğunlukla olgun yöneticilerinden alıyor. 1973’de Almanya’ya göç eden Dersimli Ayten Sünger de bunlardan biri. 1994’ten itibaren kadın çalışmalarında yer alan Sünger, şu an Köln Viyan Kadın Meclisi Dış İlişkiler Sözcülüğünü yürütüyor. 2016 yıllında HPG gerillası oğlu Adil Sünger’in (Lecwan Munzur) şehit düştüğünü söylerken sesi titreyen anne, oğlunun Kandil’e yönelik hava saldırısında 7 yoldaşıyla birlikte yaşamını yitirdiğini paylaşıyor.

Savaşla beslenen bir diktatör!

Sağlık çalışanı olan 3 çocuk annesi Sünger, seçim çalışmalarında aktif olarak yer alıyor. Cizre ve Sur’un yaraları sarılmadan savaş hükümeti AKP’nin baskın bir seçime gittiğini ifade eden Sünger, "Savaşla beslenen bir diktatör var karşımızda" diyor. Binlerce HDP’linin rehin tutulduğu bir dönemde seçime gidildiğini hatırlatan Sünger, "Biz diasporada yaşıyor olabiliriz, sonuçta yaz tatili geldiğinde, yönümüz ülkeye çevriliyor. Ya da çocuklarımızı ülkelerini tanıtmak için götürüyoruz. Böyle bir ortamda çocuklarımızı nasıl götürelim?Düşünce özgürlüğü olmayan, sesini çıkaranın cezaevine atıldığı, kan revan içinde bir ülke. Böyle bir ülkede nasıl yaşanılabilir" diyerek, üzüntüsünü dile getiriyor.

Tüm kesimlerden insanlara ulaşarak seçim için ikna etmeye çalıştığını anlatan Sünger, AKP tabanında ciddi bir bölünmenin yaşandığını belirterek, Leverkusen kentinde HDP’ye oy vermesini istediği genç bir kadınla yaptığı şu sohbeti anlatıyor: "Seçimde oyunu HDP’ye vermesini istedim. Bana söyledikleri şöyle: Benim oyum kesinlikle AKP’ye değil! Eğer oyumu AKP’ye vermezsem annem bana sütünü helal etmeyeceğini söylüyor. Aileme ve anneme karşı duruyorum. Kesinlikle oyum AKP’ye gitmeyecek! Kardeşimi de AKP’ye oy vermemesi için ikna etmeye çalışıyorum."

Sünger, diasporada yaşayan gençlerin boşlukta olduklarına dikkat çekiyor. Sünger, "Bu seçimde Kürt halkının öfkesi çok büyük. Boşlukta olan ve kafasında soru işareti olanlarla görüşmemiz gerekiyor. Onlara net bir şekilde, 'Türkiyeli halklar bir diktatörün himayesinde yaşamaya devam mı etmeli, ya da tüm halklar kendi iradeleriyle, eşit koşullarda, birlikte ve özgürce yaşamalı' diye soralım" diyerek, herkesi HDP’nin seçim zaferine ortak olmaya çağırdı.

Sürgünde de rollerini oynuyorlar

Özelikle son 2 yıl içerisinde haklarında açılan davalardan kaynaklı Almanya’ya gelmek zorunda kalan siyasetçi, akademisyen, sanatçılar da 24 Haziran baskın seçimlerine hazırlık çalışmalarında aktif olarak yer alıyor. HDK Avrupa Eş Sözcüsü Demir Çelik, yıllardır siyaset içerisinde yer alan bir isim. Varto Belediye Başkanlığı, BDP Genel Başkanlığı, Muş milletvekilliği yapmış Çelik ile en son 4 yıl evvel Amed’de "özerklik" ve "yerinden yönetim"e ilişkin sohpet etmiştim. O günden sonra bu taleplere savaş açılmış ve onlarca Kürt politikacı yurtdışına çıkmak zorunda bırakılmıştı.

Şu an Avrupa’da HDK Eş Sözcüsü olarak mücadelesine devam eden Çelik, 2015’te yerel ve öz yönetim talebi ardından Kürdistan’ın birçok kentinin devletin bekası, milli ve yerli iktidar adına yakılıp yıkıldığını ifade etti. "Kobanê düşmeyince Türk devleti çetelerle Efrîn’i işgal ve ilhak ederek savaş politikalarını devreye soktu" diyen Çelik, Türkiye’nin politikasını Kürdistan karşıtlığı üzerine kurduğunu vurgulayarak şunları belirtti: "Bu değişmiş değil; adı CHP, AKP, MHP olabilir. Elit siyasetten tüm partiler savaştan beslenir. 24 Haziran seçimleri, devletin ırkçı, mezhepçi, cinsiyetçi, milliyetçi çizgisiyle; demokratik ulusu savunanların mücadelesidir. Erdoğan karşıtlığı üzerine CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti’nin Millet İttifakı’nda buluşmuş olması demokrasi temelinde değil, Erdoğan’a kaptırdıkları cumhurbaşkanlığını kazanma yönündedir. AKP ve MHP aynı stratejiyi savunarak, CHP bloğuna karşı Cumhur bloğuyla Kürtleri, Alevileri dikkate almayan, ötekileştiren bir potansiyeli sandığa taşımak istiyor. İkinci hesapları Kürdün olmadığı bir Türkiye; yani, inkarcı imhacı katliamcı zihniyet kavgasıdır."

"HDP’nin dışarıda bırakıldığı bir ittifakın Erdoğan’ı düşürmesi mümkün mü" sorumuza Çelik, "Mümkün değil. Bu en nihayetinde Hayır blokunda görüldü. Her partinin kendi adayı ile seçime gitmesi 2. tura olanaklar sağlıyor. Erdoğansız bir ülke fırsatını verecek" karşılığını veriyor.

Yüzde 15’i zorlayacağız

Siyasi soykırım operasyonlarına dikkat çekerek, "Rehin eşbaşkan, milletvekilleri, binlerce çalışan ve üyeye rağmen nasıl böylesi güçlü bir şekilde seçime gidiyorsunuz" sorumuza ise Çelik’in cevabı şöyle: "Doğrusu buna şapka çıkarılır. HDP’nin merkezi yöneticileriyle beraber, 6 binin üzerinde üyesi tutuklu, on binlerce denetimli serbestlikle tahliye edilenler var. Ancak HDP tabansız bir parti değil. Mağdur ve mazlumların kurtuluşuna dair siyasal bir projeyi savunuyor olması HDP’nin önünü kesememelerine, HDP’yi engelleyememelerine neden oluyor. HDP bunun için 7 Haziran seçimlerinin üzerinde yüzde 15’leri zorlayan önemli bir zirveyi yakalayacaktır."

Sohbetimizin sonunda Çelik, Avrupa’da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci, göçmen ve emekçilerin son 3 yıllık baskıyı göz önüne alarak bir seçim çalışması yürütmelerini istiyor.

Milletvekilliği gasp edilen HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk de Avrupa Seçim Koordinasyonu’nda yer alıyor. Hakkındaki linç kampanyası, açılan davalar nedeniyle Almanya’da siyasi çalışmalarını sürdüren Öztürk, 24 Haziran’ın salt bir seçim olmayacağını dile getirdi. "Biz bu kadar baskı ve korku yaratarak, düşmanlıkla toplumu, Türkiye’yi kontrol altına alırız, dolasıyla istediğimiz sistemi inşa ederiz" diyenlere seslenen Hezer şöyle konuştu: "Türkiye’nin içinde ve dışında bu istediklerini elde edemediler. HDP halklar beraber mücadele eden bir partidir. HDP seçmeni politiktir. Bu yanlış gidişat değişmelidir. Unutmayalım, en fazla yıkılan kentler en fazla sahiplenmemin olduğu merkezlerdir."

Öztürk, diasporadan gelecek oyların Türkiye’deki seçim sonuçlarına etkisi olacağının altını çizerek, "HDP karşısında 2 sağ ittifak oluşmasının nedeni HDP’yi baraj altında bırakma çabasıdır. Bizlerin burada olması, vekilliğimiz hukuksuz bir şekilde düşürüldüğü içindir. Avrupa’daki halklarımızla bir araya gelerek, aynı sorumlulukla görevimize layık olmaya çalışacağız. Sadece mücadele yerimiz değişti" diye konuştu.

 

Süryaniler HDP’nin ana rengidir

  • Oy kullanabilecek 5 binin üzerinde Süryani seçmen var.

Demokrasi Bloğu’nu destekleyen Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) Yöneticisi Yakup Yuhomo, "Biz de Süryaniler olarak HDP diyoruz" diyerek başlıyor konuşmasına. Yuhomo’nun verdiği bilgiye göre Almanya’da 120 bine yakın Süryani yaşıyor. Kimisi Alman vatandaşı olmuş, kimisi Türkiye vatandaşlığından çıkarılmış. Seçimlerde oy kullanabilecek 5 binin üzerinde seçmen var.

Süryani halkının geleceğini HDP’de gördüğünü söyleyen Yuhomo, baskın seçimlere de Süryaniler olarak tam katılım sağlayacaklarını kaydetti. Geçmiş seçimde Kürt halkının oylarıyla ilk defa bir Süryani’nin Türkiye parlementosuna gönderildiğini hatırlatan Yuhomo, baskın seçimlerde de politik kimlikleriyle çalışma yürüteceklerini ve oylarının HDP’ye gideceğini ifade etti. Yuhomo, "Suriye ve Irak’ta halkımız çok tehlikeli süreçten geçiyor. DAİŞ gibi çeteler Türk rejimi tarafından desteklenerek halkımız üzerinde katliamlar yaptı. Bu saldırılara hiç kimse ses çıkarmadı. HDP bizim için bir umuttur. Ancak burada HDP’ye destek vererek cevap olabiliriz."

Süryaniler Birliği Başkanı Emir Vergili de, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşadıkları zorlukları hatırlatarak, 500 bin Süryani’nin soykırım sonucunda ana yurdundan göç etiğini anlattı. AKP ile artık Hıristiyanların yaşama şansı olmadığının altını çizen Vergili, "HDP ve Kuzey Suriye Federasyonu bizi halk olarak umutlandırdı. HDP’nin tüm halklara açtığı kapı bir moraldir. Süryaniler hem Kürtler hem Ortadoğu için bir zenginliktir. Süryaniler HDP’nin ana rengidir. AKP’den endişeliyiz. Hıristiyan halkları hep yalnız bırakıldılar. Bu dönemde, bizim tekrardan kendi rengimizi göstereceğimiz ortak bir mücadele ortamı çıkarıldı."

Cemevi’nde HDP-CHP tartışması

* CHP’ye oy veriyoruz, HDP’ye de vereceğiz. Amacımız AKP’yi iktidardan indirmek. Erdoğan ortak düşman.

Alevi Bektaş-ı Veli Cemevi’nde cem öncesinde CHP Almanya Yöneticisi Yılmaz Çoban, Dedeler Kurulu Başkanı Seyrani Eroloğlu, Köln ve çevresi Hacı Bektaş-ı Veli Alevi Cemevi Başkanı Nazlı Bektaş, Tokatlı dede Sadık Karataş’ın da aralarında bulunduğu bir grupla sohbet ediyoruz. Sohbeti dinleyenler arasında Sivas ve Dersim katliamında yakınlarını kaybedenler de vardı.

Aleviler genel olarak AKP’nin bu kötü gidişatına "Dur" diyen bir toplum. Dedeler Kurulu Başkanı Eroloğlu, ekonomik kriz nedeniyle Erdoğan’ın erken seçime gitmek zorunda kaldığını belirterek, "Euro sürekli yükseliyor. Türkiye’de ticaretle ilgilenen arkadaşlarımı arıyorum, kan ağlıyorlar" dedi. Silopi’de 7 gün cansız bedeni yerde bırakılan Taybet İnan’ı hatırlatan Eroloğlu, "Sadece bu savaş Batı’ya ne zaman sıçrayacak, bunu görmemiz lazım. Ülke yanıyor ve halen biz ne diyoruz? Egoist davrandık bugüne kadar. Biz bu savaşı görmüyoruz, bize ucu değince de aaa diyoruz" sözlerine, CHP’li Yılmaz müdahale etti.

Hepsi tırsak

"Bunları da nereden çıkarıyorsun! Savaş çıkacak bilmem ne?" diye konuşan Yılmaz ardından Eroğlu konuşmasına kesildiği yerden devam ederek, "Başımızda Kemal gibi bir adam var! HDP milletvekillerinin içeriye atılması vs. ortada. Bizde gözükara, öne çıkacak adam yok. Tırsak hepsi korkak" şeklinde konuştu.   

Yılmaz’ın "Şimdi var kardeşim, Muharrem İnce var! Demirtaş’ın söyleceği şeyler de çok önemli" sözlerine ise Eroloğlu şu karşılığı verdi: "Hepimiz Polyanacılık oynuyoruz.  Ama PKK olmasaydı biz Türkiye’de Kürtler olup olmayacağını bilemezdik."

CHP’li Yılmaz "Hep birbirimizi suçluyoruz. Gözünü seveyim bu ne! Yıllarca çocuklara öğretmenlik yaptım yapma böyle" sözlerine Eroloğlu’nun yanıtı ise şöyle oldu: "Ben Kütahyalı bir Türk olarak bunu söylüyorum. Yıllardır Êzîdîleri Yezid olarak biliyoruz. Seçimleri kim kazanırsa kazansın bir kriz var, saman alevi gibi toplumuz, kendimizi eleştirilim ya. Kerbela’dan beri böyleyiz."

Erdoğan’ın ortak düşman olduğuna işaret eden CHP’li Yılmaz, partilerinin kurduğu ittifakta HDP’nin de olması gerektiğini belirterek, "Selahattin Demirtaş ve HDP bir Türkiye partisi" dedi.

Yaşanan tartışmalar sonunda CHP’deki kafa karışıklığına ilişkin Köln ve Çevresi Hacı Bektaş-i Veli Alevi Cemevi Başkanı Nazlı Bektaş’ın görüşleri şöyle: "Geçmiş olaylardan ders çıkaralım. Dersim, Maraş insanı suçlu muydu, değildi! AKP’de çalışanlar o döneme dayanıyor. Biz CHP’de darbe yedik. CHP’yi suçlarsak gideceğimiz yer yok! Eski CHP’yi unutuyoruz zaten yoksa CHP’ye oy veremeyiz. Darbe yediğimiz yerler belli, biz onları unutacağız. Eski CHP’yi noktaladık, yeni bir CHP var. CHP’ye oy veriyoruz başka kimi destekleyeceğiz. HDP’ye de vereceğiz. Amacımız AKP’yi iktidardan indirmek. Türkiye’nin tek çaresi CHP ve HDP. Bu insanların beraber çalışma noktası cumhuriyet."

Herkesin AKP’ye karşı ittifak yapması gerektiğini altını çizen Bektaş "Ben kendim kişisel olarak HDP’ye destek vermeye hazırım. Önemli olan bir olup AKP’yi indirmek" dedi.

Sohbetimizin dinleyecilerinin "Yaz gazeteci 2. tura CHP kalırsa HDP desteklemeli“ sözlerini de olduğu gibi iletiyorum.

 

Kahvede seçim havası

Köln’den ayırılmadan Türkiye ve Kürdistanlı yurttaşların çoğunlukta yaşadığı Mülheim’daki Anadolu kahvehanelerini ziyaret ediyorum. Cemo, Mevlana, Sivaslılar… isimleriyle açılan kahvehanelerde az da olsa seçime ilişkin muhabbetler dönüyor. Cemo Kahvehanesi’nde kart oynayanlar, "Tamam, ülkeye yeni kan lazım" diyorlar. CHP’nin halen Erdoğan’ın gitmesi gerektiğine inanmadığını söyleyen yurttaşlar, HDP’nin "iyi bir fırsat" olacağını belirtiyor.

Türkiye’nin bitmiş bir durumda olmasından ötürü üzüntü duyduğunu söyleyen Kütahyalı yurttaş, "Bir oyum var o oyu da Tayip’e vermeyeceğim" diyor. Demirtaş’ın dünya gündeminde olduğunu belirten yurttaşlar, "Serbest bırakın ve mertçe, eşitçe yarışın. Basın yoksa derdimizi kime anlatacağız. Televizyonda ya Erdoğan’ı ya da çizgi filmi izletiyorlar bize" diyerek tepkilerini ifade ediyorlar.

25 Haziran’da çok şey değişecek

Avrupa’da seçim çalışmasını yürüten geniş bir bileşen var. Bileşen içerisinde yer alanlar AKP ve Erdoğan’ın tüm saldırı ve katliamlarına 24 Haziran seçimleriyle cevap vereceklerini belirtiyor. Avrupa Seçim Koordinasyonu’nda yer alan kurumların seçime ilişkin gazetemize yaptığı açıklamalar şöyle:

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E): Biliyoruz, 2 ittifak ama 3. bir yol var. Demokratik bir cephe olan partimiz HDP ve Sayın Demirtaş, bu iki ittifak karşısında bir iradedir. Programı olan tek cephedir. Bu cephe 25 Haziran’a nasıl uyanacağını biliyor.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP): Artık TAMAM  diyoruz. Birlikte çalışıp kazanacağız. Örgütlüyüz, güçlüyüz.

Kürdistan İslam Topluluğu (CİK): Müslüman ve Kürt olarak iki taraftan eziliyoruz. Hırsızlığa, ahlaksızlığa, adaletsizliğe alet olmak istemiyorsak bunlara DUR demeliyiz. Bu dini bir vecibedir. 'Sakın zulme meyl etmeyin yoksa ateş size de dokunur.' Evet ateş bize dokundu, Kürdistan’ı yaktı, yıktı. Gelin hep beraber bu ateşi durduralım.

Avrupa Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Avrupa Barış Formu (BAF): 7 Haziran’da kazandık. OHAL şartları altında her türlü hile mekanizmasını kullanacaklar, ama biz nasıl kazanacağımızı öğrendik. Özgür bir akademi, öğrenci ve siyaset alanı için HDP ve Demirtaş’ı destekleyeceğiz.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH): Cinsiyetçi erkek egemen zihniyete karşı DUR demek için HDP’ye oy verelim. Çocuk katliamlarını, kadın tacizlerini durdurmak ve eşit koşullarda yaşamak için HDP diyoruz.

Avrupa Karadenizliler Platformu: Başkan adayımız sevgili Demirtaş rehin alınmıştır. Bugün yapılacak şey şudur: Bu mağduriyeti giderebilecek şey Demirtaş’a oy vermektir. Türkiye’de ki tek adam imparatorluğuna, egemenliğine son vermenin tek yoludur. HDP faşizme direnenlerin ortak iradesidir.

TEV-ÇAND Eşbaşkanı Bülent Turan: Türkiye ve Kürdistan’da siyaset, politika ve sanat alanında büyük bir tahriba yaşandı. Böyle bir ortamda  seçimler şans. Belki Avrupa’ya gelmek zorunda kalanların ülkesine geri dönmesi için bir kapı açılır. Eğer bu seçimler demokratik bir ortama dönüşürse sanat alanında bir soluk alınmış olunur.