Seçimlerin önemi ve Türkiye'nin yapılanmasına olası etkilerine daha önce kısaca değinmiştik. Ayrıca HDP'nin parti olarak girmesi durumu bu seçimleri daha kritik bir hale getirmektedir. Çünkü HDP barajı aşamaz ise dört milyona yakın oy çöpe gidecek. Onların kazanacağı tüm milletvekilleri de AKP'ye gidecek. Bu da AKP'nin tek başına anayasayı değiştirecek bir güce kavuşmasına yol açacak. AKP tek başına anayasayı değiştirecek güce ulaştığında da iktidarını pekiştirmek ve daha uzun yıllara yaymak için başkanlık sistemine geçecektir.

AKP'nin başkanlık sistemini dayatmanın ötesinde barış süreci de daha fazlasıyla inisiyatifine kalacaktır. AKP'nin bir demokrasi programı yok ve zihinsel olarak da oldukça iktidarcı ve devletçidir. Bu durumda İmralı'yla süren görüşmelerin onlar için bir gereği de kalmayacaktır. Daha üstten bakacakları ve savaşı da dayatacakları açıktır. 

HDP etkili bir örgütlenme ve kampanya yürütür ve barajı aşarsa AKP'nin önünü kesecektir. HDP'nin başarısı tüm Türkiye için önemli sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Her şeyden önce AKP'nin tek başına anayayası değiştirme ihtimali ortadan kalkacaktır. Türkiye'de demokrasi güçlerinin önü daha fazla açılacak ve kendilerine olan güvenleri artacaktır. Demokrasi cephesi her açıdan daha fazla canlanacak ve ivme kazanacaktır.

HDP bugün Türkiye'de gerçek muhalefet anlamında tek şanstır. CHP ve MHP'nin böyle bir rol oynama isteği ve kapasitesi, fikri yoktur. Ancak halk bu iki cephe, alternatif arasında sıkıştırılıp bırakılıyordu. İşte HDP ile bu çıkmaz aşılıyor ve demokratik bir alternatif sunulmuş oluyor. Türkiye'nin geldiği yol ayrımı, Ortadoğu'nun içinden geçtiği ateş çemberi dikkate alındığında HDP'nin bir demokrasi adresi olarak görülmesi ve o bağlamda ele alınması çok önemlidir.

Türkiye'de demokrasiden yana tüm parti ve gruplar çeliski ve tartışmalarını bir tarafa bırakarak HDP'yi sahiplenmeli ve etrafinda kenetlenmelidir. Türkiye'de ve Kürdistan'da birçok grup ve çevre HDP ile birlik ve ittifak kurdu. Bu önemli bir gelişmedir ve tarihi bir değer ifade etmektedir. Kurmayanları da rahat bırakmamak gerekiyor. Geleneksel tutum ve eleştirilerle, farkları sürekli öne çıkararak bu döneme cevap olunamaz. Dağınıklık ve sıradan yaklaşımlar herkese kaybettirecektir.

Bu belirtilenler yanında bu dönemde örgütlü ve güçlü bir kampanya da yürütmek gerekiyor. HDP dahil daha önceki partiler de birçok bölgeyi ihmal etti. Zamanında örgütlü bir çalışma yürütülmedi. Sadece seçimlerde bir iki ay gidip bir kampanya yürütmek sonuç almaya yetmemektedir. Adıyaman, Maraş, Antep hattında yoğun bir potansiyel var. Bu hareketin ilk örgütlendiği bölgelerdir. Bedel ödemişler. Ancak büyük oranda boş bırakıldı ve devlet AKP yıllar içinde istediği gibi at koşturdu oralarda.

Belediyeler için yapılan seçimlerde Urfa'da büyük bir kitlesel canlanma, hareketlenme görüldü. En karamsar olanlar dahi ''Urfa'da seçimi kazanırız'' diyordu. Yalnız bölgeyi biraz bilenler, örgütlenme hakkında bilgisi olanlar hep temkinli yaklaştı. Yüzbinlerce insan mitinglere geliyor ve büyük bir coşku yaşanıyordu. Ancak mitingler ve coşkuyla seçimde sonuç almak aynı şey değildir. Urfa'da binlerce köy var, ilçeler var. Bu kadar geniş alanda HDP ne kadar örgütlüydü? Halkı sandıklara götürecek, sandıkları koruyacak yaygın ve büyük bir örgüt ağı gerekiyordu. Sonuçta görüldü ki, bu yaygınlıkta bir örgütlenme yok ve verilen oylar da korunamadı. 

Kitleler meydanlara geliyor ama gidip doğru dürüst seçmen kütüklerini dahi kontrol etmiyorlar. Sandığa gidip oy atmak o kadar da önemsenmiyor. HDP'nin tabanı genelde yoksul kesimlerden oluşuyor. Adreslerinden uzak yerlere gidiyorlar. Eğer örgütlü ve yaygın bir çalışma yürütülemezse bu taraftar kitlenin gücü oya dönüşmeyecek, sandığa yansımayacaktır. Sandıkta oya dönüşmeyince de patiye ait olmayacaktır.

Karadeniz'de, başka bölgelerde HDP oy alacaktır. Bu oyları korumak, sahiplenmek basli basina bir sorundur. Bu bölgelerde yeterli bir örgütlenmesi yoktur. En azından bu konularda kafa yormalı ve yapabileceklerini yapmalıdır. En önemlisi de potansiyelinin olduğu yerlere ağırlığını vermeli, seçimin altından kalkabilecek yaygın bir örgütler ağı kurmalıdır. Eski, yeni yöneticiler, tüm demokrasiden yana güçler bu çalışmalar için seferber olmalıdırlar.