Şehit anneleri: Kutlanacak günümüz yok
Kadın Haberleri —

.
- Raife Ergül: Anneler Günü’nün benim için bir anlamı yok. Çocuklarımızı katlettikleri gün Anneler Günü’nü bizden aldılar.
- Nazlı Şen: Diğer yarım gitmiş gibi hissediyorum. Yaşadığımı bilmiyorum sadece nefes aldığımı biliyorum.
- Fahriye Çukur: “Ben değil de sanki o benim annemdi. Ben Rozerin ile birlikte büyüdük.
EYLEM AKDAĞ
Evi defalarca basılan, yaşadığı yerden göçe zorlanan, polisin fiziksel şiddetine maruz kalan, cezaevine giren ve bir kızını çatışmada kaybeden Raife Ergül, zulme maruz kalan sayısız Kürt anneden sadece biri. Kızının bir mezarının olmasına dahi sevindiren bu sisteme tepki gösteren Ergül, diğer annelerin acılarının daha derin olduğunu söyleyerek, bunun mahcubiyetini yaşıyor.
Baskı ile geçen bir ömür
Bitlis'in Hizan ilçesinde geçimini hayvancılıkla sağlayan bir ailenin kızı olarak 1958'de dünyaya gelen Ergül, sadece ilkokul 5’e kadar okuyabildi, 24 yaşında evlendirildi ve 4 çocuğu oldu. Evliliğin ilk yıllarında devlet baskısıyla karşılaşan Ergül, önce Adana sonra ise Diyarbakır’a göçe zorlandı. Göç etse de devletin baskı ve zulmünden kurtulamayan Ergül’ün, birçok kez evi basıldı, eşi 2 defa tutuklandı.
Ergül, baskın sıralarından birini hiç unutamadığına söyleyerek, "Bir keresinde saatlerce benim ve çocuklarımın önünde eşimi yumrukladılar. Her gece bomba sesleri vardı, çocuklarım bana sarılmadan uyuyamazlardı. Bu tutuklamalardan sonra bölük komutanı eşimi çağırarak, '3 yol var ya öleceksin ya tutuklanacaksın ya da gideceksin’ sözleriyle tehdit etti" dedi.
Cezaevi bir anne için işkence
Daha sonraları yaşadıkları baskılardan dolayı çocuklarının isyan seslerinin başladığını aktaran Ergül'ün ikinci çocuğu Gülistan Ergül (16), 2005 yılında canlı kalkan eylemlerine katıldı. Ergül ise, 2006'da 15 Şubat protestosu sırasında polislerin işkencesini gördü. Gözaltına alınan Ergül, sonrasında tutuklanarak Adana Kürkçüler Cezaevi'ne konuldu. 3 ay tutukluluk süresi geçiren Ergül, o zamanki anısını şöyle anlattı: "3 ay tutuklu kaldım, içerideyken annelere okuma yazma öğretiyordum. Direniyordum, fakat 5 yaşındaki küçük kızımı görünce annelik duygusuyla ağlamaya başladım. Bir ay hiç ağlamamıştım, kızımı görünce neredeyse 1 saat ağladık. Cezaevi bir anne için çok ağır bir işkence. Ben hala o etkiyi üzerimde hissediyorum."
Olmayan bir gün
5 yıl sonra 2010'da kızının Şemdinli’deki çatışmada yaşamını yitirdiği haberini alan Ergül, gözleri dolarak "Ağlamayacağımı söylemiştim, fakat kendimi kaybettim, dayanamadım ağladım. Acı içinde kıvranmak, insana başlı başına bir ceza. Bizim çocuklarımız sadece barış istiyordu, fakat onları katlettiler. Kızım ve arkadaşı birbirine sarılarak şehit düşmüştü. Adli tıpta ayırabilmişler onları. Çocuğunu o durumda gören anneler için Anneler Günü yok. Çocuklarımızı katlettikleri gün anneler gününü bizden aldılar" diyerek üzüntüsünü dile getirdi.
6 ay boyunca kızı cenazesini alamadık
Üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen acısını ilk günkü gibi yaşayan Fahriye Çukur, kızını kaybettiğinden bu yana Anneler Günü’nün kendisi için anlamını yitirdiğini söylüyor.
Jinnews'ten Şehriban Aslan ile Sema Çağlak'ın konuştuğu Fahriye Çukur, “Acımın tarifi olamaz. Hala bile kızımın bir yerden geleceği umudunu taşıyorum. Evet, gelemeyeceğini biliyorum ama hala kabullenemiyorum. 6 ay boyunca Rozerin’in cenazesini alamadık. Kızım öldürüldü yetmedi bir de aylarca cenazesini bekledik. Çocuklarımızı beton bloklar arasında hapsettiler, birçoğu açlıktan, susuzluktan birçoğu ise yanarak öldürüldü. Hala cenazesini bulamayan aileler var. Kimsesizler mezarlığına defnedilmiş gençler var. Dünyanın hiçbir yerinde bu vicdansızlığa rastlanamaz” diye belirtiyor.
Sanki o benim annemdi
Özlemini çektiği kızını bir an olsun unutmadığını dile getiren Fahriye Çukur, Anneler Günü’ne dair Rozerin ile olan anılarını şu sözlerle anlatıyor: “Rozerin’im büyüyünce dünyanın ne kadar güzel olduğunu gördüm. Asla ama asla babasının bana tek kelime etmesine izin vermezdi. Ben değil de sanki o benim annemdi. Bana çok şey öğretti. Aslında biz onunla birlikte büyüdük. Mesela her Anneler Günü’nde teyzelerini ve yengelerini bize çağırırdı. Kuzenleriyle program hazırlayıp Anneler Günü’mü kutlardı. Her yıl harçlığından biriktirdiği parayla bana hediye alırdı. Rozerin her Anneler Günü’nde bize şiir okuyordu o şiir okuyunca ağlıyorduk. Tüm şiirlerinde annelere ve çocuklara yer verirdi. En son okuduğu şiirinde de, ‘anne benim için çok önemli ve çok değerlisin. İyi ki beni doğurdun ve iyi ki annemsin, Anneler Günün kutlu olsun’ cümleleri vardı.”
Şu an Helin’im yok
Sur’da katledilen 12 yaşındaki Helin Şen'in annesi Nazlı Şen, kızının katledilmesinin üzerinden 5 yıl geçtiğini hatırlatarak acısının hala taze olduğunun altını çiziyor. Evlat acısının dinecek bir acı olmadığını ifade eden Şen, “Kızımı öldüren polis ceza alana dek durmayacağım. Bütün bunlar bir yana 5 yıldır Helin olmadan Anneler Günü geçiriyorum. Helin her Anneler Günü’nde erkenden kalkıp gidip bana hediye alırdı. Hiçbir şekilde unutmazdı. Şu an Helin’im yok ve kendimi yarım gibi hissediyorum. Diğer yarım gitmiş gibi hissediyorum. Yaşadığımı bilmiyorum sadece nefes aldığımı biliyorum. 5 yıldır her Anneler Günü biz anneler için ızdıraba dönüşmüş. Hiçbir anne bizim yaşadığımız durumu yaşamaz umarım” diyor.
MA / AMED







