85 bin asker ve polis, büyük özel şirketlerin özel fonlarla oluşturduğu paralı askeri birlikler ve özel güvenlik birlikleri, zırhlı silahlı araçlar, 3 bin kamera, 170 bin özel güvenlik görevlisi, 40 ayrı ülkeden istihbarat desteği, mega kentler, özel spor tesisleri, rezidanslar, alışveriş merkezleri ve bütün bunlar için resmi rakamlara göre harcanan 30 milyon Euro, gayriresmi rakamlara göre ise 600 milyon Euro... Rio de Janerio'da Olimpiyatlar başladı.

Brezilya halkından kesilen, yaşadığı coğrafyadan silinmesine vesile olan Olimpiyatlar için yapılan bütün bu harcamalara rağmen dünya televizyonlarında Olimpiyatlar için yapılan metronun bitirilemediği, spor karşılaşmalarının yapıldığı alanların bir dizi eksiğe sahip olduğu ve karşılaşmaları izlemek için biletlerin ancak yarısının satılabildiği belirtiliyor. Bu durum basın ve yayın organlarında "Olimpiyat komitesi ile Brezilya arasında kriz" olarak tanımlansa da gizlenen yüzde binlerin gerçekleştirdiği protesto gösterileri ve Brezilya'yı bekleyen büyük ekonomik, siyasal ve sosyal kriz var.


Yoksullar kent dışına itildi!

Brezilya, 2014'te de Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmış; bu turnuva da yoksulların kent dışına itilmesine neden olan kentsel dönüşüm programlarına bahane edilmişti. Süreç, Olimpiyatlar'la kesintisiz biçimde sürdürülmüş oldu.

Ülkede son dört yılda Dünya Kupası ve Olimpiyatlar için toplam 250 bin insan evinden edildi; onlarca yoksul semt, sahalara, spor tesislerine ve alışveriş merkezlerine dönüştürüldü.

İnşaatlar ilk olarak özel tim polislerinin 18 mahalleyi işgaliyle başladı. Halk protesto etti, polisler ateş açtı: Onlarca kişi katledildi. Yerel kaynaklar, turistler görmesin, "ülke imajı" zedelenmesin diye sokak çocuklarının toplandığını ve hatta öldürüldüğünü bile yazıyor.  

İnşaatta çalışan işçiler de ucuz işgücü. İş güvenlikleri de yok. Sadece bir stadyumun inşası sırasında 18 işçi öldü. 


Hep aynıydı!

Rio'da halkın yaşadığı bu mağduriyet, Olimpiyatlar'ın ve diğer mega organizasyonların "olimpik" sporu adeta. Güney Kore'nin başkenti Seul'da 1988 yılında yapılan Olimpiyatlar için 720 bin kişi, 1996 Atlanta Olimpiyatları için 30 bin kişi, 2008 Pekin Olimpiyatları için bin 250 kişi ve 2014 Güney Afrika Dünya Futbol Şampiyonası için yüz binlerce kişi evinden edildi. Büyük çaplı kentsel dönüşüm ile yoksullar kent dışına itildi; büyük rezidanslar yükseldi; alışveriş merkezlerinin çevrelediği mega kentler, kapitalizmin hizmetine sunuldu.


Talanın güvenliği!

Yüz binlerin sokaklarda olduğu Brezilya'da yıkım ve talan durmadan devam etti. Bu yıkım sadece kentsel anlamda değildi elbet. Brezilya'da Olimpiyatlar'ın "güvenliği" adı altında resmi ve özel şirketlerin de dahil edildiği 200 bine yakın güvenlik görevlisi, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları bünyesinde oluşturulan büyük organizasyonların güvenliği için Olağanüstü Hal Sekreterliği adlı özel bir birim tarafından yönetiliyor. Bu birim sadece 'dış' tehditlere karşı oluşturulmadı. Asıl olarak 2013'te Brezilya'da yolsuzluklara, söz konusu spor organizasyonlarına ayrılan bütçeye, ranta karşı çıkıp eğitim, sağlık, ulaşım, konut, gıda sorunları için sokağa çıkan işçi ve emekçilerden gelecek 'tehdit' için oluşturuldu. Bu kapsamda Mayıs ayında 'anti-terör' yasası çıkarıldı. Olimpiyatlar boyunca toplantı ve gösteri hakkı yasaklama yetkisi ise polise verildi. Bu yeterli görülmeyerek Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin talebi üzerine Olimpiyat Oyunları Genel Yasası çıkarılarak devletin kolluk güçlerinin yetkileri arttırıldı ve bir tür olağanüstü hal durumuna geçildi.  

5 Ağustos'ta başlayan Olimpiyatlar nedeniyle yapılan protesto gösterilerinde şu ana kadar yüzlerce kişinin gözaltına alındığı ve onlarca kişinin tutuklandığı belirtiliyor. 


Olimpiyat'la yolsuzluğu örtüyorlar

Brezilya'da Dünya Kupası ile başlayan, devamında Olimpiyatlar'la taçlandırılan süreçte neler yaşandığına bakmakta da fayda var. Geçtiğimiz yıllarda Brezilya, petrol şirketi Petrobras'ta yapılan yolsuzluklarla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında 54 siyasetçi yargı karşısına çıkarılmıştı. Petrobras'ın da içinde olduğu kamu ihalelerini almak için oluşturulan rüşvet ve kara para aklama şebekesi milyonlarca dolar aklamıştı. Verilen ihaleler arasında Dünya Kupası ve Olimpiyat için yeni yolların yapımı, metro inşaatları, havaalanlarının yenilenmesinin yanı sıra rafineri işletimi ve enerji dağıtımı gibi ihaleler bulunuyordu. İhale alabilmek için rüşveti veren ise dünya devi Siemens şirketiydi. Siemens, 2014 Dünya Kupası ve 2016 Olimpiyat Oyunları için 1 milyar Euroluk altyapı projesi ihalesi almıştı.


Kamu'nun sermayeye peşkeş çekilme süreci!

Kamu hizmetlerinden kısılıp halkın parasının yatırıldığı bütün bu alanların statların, spor tesislerinin kullanım hakkı ise kamu-özel ortaklığına devredildi. Dünya Kupası ve Olimpiyatlar'ı organize eden Olimpiyat Komitesi ve FIFA'nın mega organizasyonlarından söz edildiğinde ilk duyulacak cümle, "kâr amacı gütmeyen organizasyonlar" oluyor. Şu ana kadar her iki organizasyonun girdiği kent ve ülkelere bakıldığında ise kamu varlıklarının fiilen sermayeye peşkeş çekilmesini, kapitalizmin hizmetine sunulmasını görüyoruz. Olimpiyatlarda boy gösteren büyük spor malzemesi tekelleri, milyon dolarlık yayın hakları, satılan ürünler, inşaat devlerinin cebine akan paralar, Olimpiyatlar özelinde, ilk modern Yaz Olimpiyatı'nın yapıldığı 1896 Atina'dan bugüne kendi içerisinde aşamalar kaydederek giderek pervasızlaşıyor. Olimpiyatlar'ın kentlerin neoliberal dönüşümü çerçevesinde devasa kentsel dönüşüm projelerini kolaylaştırıcı etkisini sadece 1988 Seul ve 2016 Brezilya örneklerine baktığımızda bile çok çarpıcı bir biçimde görüyoruz. Halk adına devletin her türlü harcamayı yapması ve kaymağı da şirketlere yedirmesi! 

Sonuç olarak bugün dünyanın ekranlara kilitlendiği ve izlediği büyük reklam kuşağı Olimpiyatlar, sermaye dolaşım ağını genişletirken kapitalizmin sömürü gücüne güç katıp, Brezilya halkı için yoksulluğu derinleştiriyor, antidemokratik uygulamaları büyütüyor. 



Berlin 1936 Soykırıma  ‘olimpik’ kılıf!

Olimpiyat Oyunları, dört yılda bir düzenlenen, uluslararası, çok sporlu ve 200'ün üzerinde ülkeyi temsil eden sporcuların katıldığı etkinlikler dizisiyle dünyanın en kapsamlı spor etkinliğidir. 

Olimpiyat fikri ilk olarak Pierre Coubertin tarafından ortaya atıldı. 1892'de Paris Sorbonne Üniversitesi'ndeki bir konuşması sırasında Fransız Baron Pierre de Coubertin, uluslararası spor organizasyonu fikrini ortaya attı. Coubertin, spor eğitimini ve kurumlarını güçlendirmenin gerçek savaşları önleyebileceğini savunuyordu. Toplanmasına öncülük ettiği Olimpiyat Komitesi, antik çağlardan bugüne aktarılan Olimpiyatlar'ın ilkinin 1896'da Atina'da düzenlenmesine karar verdi.  

Olimpiyatlara dair ilk yayın hakkı satışı ise 1960'ta gerçekleşti ve ABD'li CBS kanalı, 394 bin dolar ödedi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra televizyon aracılığıyla Olimpiyat yayınları, başka bir siyasi propaganda ve siyasi arenaya döndü. Kapitalist tekellerin reklamları ve yaygınlaşması ve Olimpiyatlar'ın Sovyet Bloku'na karşı yürütülen politikanın alanı haline gelmesi, bu yıllardan sonra farklı bir önem arz etti. 

Olimpiyatlar'ın sloganı üç kelimelik latince ifadedir: Citius, Altius, Fortius. "Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü" anlamına gelen ifade, sporcuya birinci olmayı değil, elinden gelenin en iyisini yapmayı öğütlerken yıllar içerisinde daha yüksek kar bekleyen kapitalistlerin hırsıyla özdeşleşti. Kapitalizm kazanırken, geçtiği ülkelerde yoksul halklar evinden edildi. 


Soykırıma kılıf: Berlin Olimpiyatları

Olimpiyat tarihinde en büyük parametrelerden biri de Adolf Hitler'in Nazi diktatörlüğünün Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptığı Ağustos 1936'dır. Hitler rejimi, Yahudi karşıtı gündemini bu dönemde yavaşlatarak, Olimpiyatlar için Almanya'ya gelmiş izleyicilerin ve gazetecilerin gözünde barışçı ve toleranslı bir Almanya yaratmak için elinden geleni yaptı. 

Olimpiyat oyunlarının bitiminden hemen sonra başladı diye bilinen Yahudilere, diğer halklara ve rejim muhaliflerine dönük soykırım, aslında gözlerden gizlense de Olimpiyat öncesinden başlamıştı. 1931 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi, I. Dünya Savaşı yenilgisinden sonra dışlanmasının ardından Almanya'nın dünya toplumlarının arasına dönüşünü Berlin Olimpiyatları'yla hedeflediğini açıklıyordu. Adolf Hitler ise bu kararın hemen ardından Almanya'nın başbakanı oldu ve Yahudilere, Romanlara, tüm politik muhaliflerine zulmeden tek parti diktatörlüğünü inşa etmeye başladı. Aryan ırksal üstünlük tezini Olimpiyat hazırlıkları sırasında kurgulayan Naziler, bu üstünlüğü ve fiziksel yeteneği efsaneye çevirmek için Olimpiyatlar'ı bir propaganda alanı haline getirdi. 1933'te tüm Alman spor kurumlarında 'Sadece Aryanlar' politikası kurumsallaşırken, Yahudi ya da yarı-Yahudi ve Roman sporcular sistematik olarak Alman spor tesislerinden ve derneklerinden çıkarıldı.

Hitler için bir araçtı

Hitler rejimi, 1–16 Ağustos Olimpiyatları için büyük bir spor kompleksini de içine alan bir kent yarattı. Olimpiyat Köyü kapsamında önce Yahudi yerleşim alanı boşaltıldı. Projeye şeflik yapan Wolfgang Fuerstner, inşaat sırasında karın tokluğuna yine yerlerinden edilen insanları çalıştırdı. İnsanlar Berlin'e karşılaşmalar için akın ederken, toplama kampları hazırlanmış ve Alman İçişleri Bakanlığı'nın emriyle Berlin'de Romanlar çoktan toplanmıştı. 16 Temmuz 1936'da, sadece Berlin ve çevresinde ikamet eden 800 Roman tutuklandı. 

Spor imajı bahanesiyle Nazi Almanyası ile eski Yunan arasında bir bağ kurularak üstün Alman medeniyeti, 'Aryan kültürünün gerçek mirasçısıdır' şeklindeki Nazi miti sembolize edilirken, Yahudiler ve Romanlar fişlenmeye çoktan başlanmıştı. Olimpiyatlar'da madalyaların büyük bir kısmını Alman sporcular elde ederken Alman misafirperverliği ve organizasyonunun ziyaretçilerden aldığı övgüler dünya basınına yansıyordu. Oysa Hitler faşizmi için Olimpiyatlar, sadece ırkçı ve baskıcı şiddet rejimini saklamak için bir araçtı. 

Olimpiyatlar'ın bitiminde Hitler, görkemli Alman genişleme planı çalışmalarına hız verirken ilk işi Yahudilere yapılan zulmü devam ettirmek oldu. Hitler'in ilk hamlesi, Olimpiyat köyü projesini hazırlayan ve yöneten Wolfgang Fuerstner'in askeri hizmetten azledilmesi oldu. Yahudi soykırımı, Polonya'yı işgal ve devamında II. Dünya Savaşı, tarih sahnesine konulurken, Hitler Rejimi Olimpiyatlarla hazırlık yapmış oldu.