
Güney Kürdistan başbakanı Barzani’nin son Şengal açıklamaları Kürt kamuoyunda haklı olarak bir rahatsızlığa ve telaşa neden oldu. Buna en sert yanıtı Kürt şairi Abdullah Peşew, „Bugün şiir yazma günü değil…” ile yanıt verdi. Peki hemen hemen bütün Kürtlerin karşı olduğu olası bir Kürtler arası savaşı bilen Barzani neden böyle bir açıklama yaptı? ”Bundan sonra Kürtler birbirinin kanın dökmeyecek!” diyen Barzani neden şimdi kan dökmekten bahsediyor? Şengal’i DAİŞ vicdanın terketmenin utancı ile onu kurtaran gerillayı kutlayan ve oraya giderek gerilla ile oturan Barzani neden gerilla ile savaşmayı göze alıyor?
Hernekadar bu medya da bir kürtler arası hakimiyet savaşı gibi görünse de, esasında bölgesel bir savaşın diğer bir yansımadır. Barzani yönetimi 2014’te Peşmergeyi çekerek Şengal’i bıraktı. PKK’nin oraya gitmesine izin vermeyerek, Şengal’de yaşayan Êzîdîleri korumayarak DAİŞ’in katliamlarına yol açtı ve büyük bir utanca sebep oldu. Bunu bütün dünya gördü. Peki bıraktığın toprakları ve korumadığın insanlara bugün sahip çıkman ve bunun için canın feda insanlara ’çık’ demen nekadar vicdani? Asıl meselenin bu görünen olduğuna inanmıyorum. Asıl mesele dış güçlerdir. Bunun başında da Türkiye geliyor.
Türkiye veya Tayyip Erdoğan, osmanlı ruhunu yeniden diriltme, Ortadoğu’daki zenginliklere el koyma histerisi ve Kürt düşmanlığı bu tamtam sesinin ana kaynağıdır. Erdoğan ve zihniyeti, Ortadoğu’da zayıflayan egemen devletlerin yerine bir Kürt kazanımı istemiyor. Bunu sık sık dile de getiriyor. Bunun yanında nasıl ki İran, Suriye ve Irak hükümetleri vasıtasıyla bölgede nüfus alanını genişletmek istiyor ve bunu Haşti Şabi veya Hizbullah yoluyla pratiğe geçirmek istiyorsa, Erdoğan da bunun en kirli versiyonunu KDP vasıtası ile gerçekleştirmek istiyor. Erdoğan’ın, Barzani ailesi ile geliştirdiği şahsi, ekonomik, askeri ve dini ilişkiler bunları böyle bir çılgınlığa itiyor. Burada esas mesele Erdoğan’ın istekleridir, Barzani’nin değil. Bunu bazı Kürtler maalesef görmüyor. Hatta bir kısım medya da boy gösteren, parayla satın alınmış yorumcular ve kendisini aydın zannedenler bunun suçunu PKK yüklemek istiyor. Eğri oturup, doğru konuşmak lazım: Ahlaki olarak hiçbir söz söyleme hakkı dahi olmaması gerekirken, bugün KDP adına, gerillaya ”çıkması gerekir” diyenlerin, suçlu zihniyeti temize çıkarması ve olanı tersyüz etmesi hiç doğru değil. Kürt halkı ahmak değil ve meseleyi biliyor. Görülmesi gereken bu isteğin bir Erdoğan ve Kürt düşmanlarının hayali olmasıdır. Bununla Kürtler arası bir savaş çıkararak Kürt potansiyelini boşa çıkarmak; dünyada parlayan Kürt yıldızını söndürmek, daha önce kontrol ettiği güney Kürdistanı tamamiyle işgal etmek, Rojava devrimini boğmaktır. Bu amacın sayın Barzani tarafında da görülmesi gerekir.
Aksi halde, savaş gibi bir çılgınlığı düşünmeden önce, üzerinde ciddi düşünülmesi gereken hususlar vardır: Herkes bilir ki PKK öyle kolay yutulacak bir lokma değil. Kürdistan’ın ilan edilmesi kardeş kavgası ile değil, kardeş gücü ve desteği ile olur. Savaş çıkaran güçleri Kürt halkı asla ve asla affetmeyecek ve tarih hep lanetleyecektir. Böylesi bir girişimden ancak Kürt düşmanları fayda görür ve Kürtlerin hayalleri silikleşir. Savaş yerine, KCK, diğer Kürt kurumları ve hatta Amerikalı yetkililerin daha önce yaptığı açıklamar ile Kürdistan Kongresinin toplanması Kürt kazanımlarının yegane garantisidir. Böylesi bir Kongrede her problem çözüm bulabileceği gibi Şengal’de bir çözüme kavuşur. Bununla bağlantılı olarak da var olan Kürdistan Ulusal Kongresi’nin de acilen bir ’Ruspî’ heyeti oluşturarak taraflar arası görüşme ve diyalog başlatması ve sorunun çözümü için girişimde bulunması gerekmektedir.
Evet, bütün Kürtler kardeş kavgası değil, kardeş birliğini istiyor ve Kürt halkı adına hareket edenlerin de buna kulak vermesi gerekir.