
Agirî (Ağrı) isyanı hakkında yaptığı tarih çalışmalarıyla bilinen yazar Nihat Öner, yaklaşık 8 yıldır Serhed bölgesinde bulunan köy ve ilçeleri gezerek, bugüne kadar Kürt yazılı edebiyatına konu olmamış ve yok olmaya yüz tutmuş birçok hikayeyi bir araya getirdi. Özellikle Agirî ve ve Îdir’da (Iğdır) bulunan köylerde aralıksız bir çalışma yürüten Öner, bugüne kadar birbirinden ilginç 100 Kürt hikayesini bir araya getirdi. Kürt halkının tarih, yaşam ve kültürü hakkında pek bilinmeyen hikayeler genellikle, fabl tarzı hikayelerden oluşuyor. Büyük imkansızlıklar içinde hikayeleri bir araya getiren Öner’in tek isteği ise kaybolmaya yüz tutan hikayelere Kürt yayıncıların sahip çıkması.
Köy köy hikaye peşinde koştu
Bütün hikayeleri köylerde yaşamlarını sürdüren yaşça çok büyük insanların ağzından kayda aldığını belirten Öner, Serhed bölgesinin kültürel açıdan zengin bir kaynağa sahip olduğunu belirterek, “Bu çalışmayı yürütürken hiçbir ticari amaç içerisine girmedim. Sadece kaybolmaya yüz tutmuş Kürt hikayelerinin yaşaması ve yazılı olarak gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çalışma yürüttüm” dedi.
Bölgede yürüttüğü çalışmanın birçok kişi tarafından bilindiğini ve halkın da kendisine bu konuda yardımcı olduğunu anlatan Öner, “Bir köyde farklı bir hikaye olunca o köye gittim ve sesi kaydettikten sonra deşifresini yaptım. Şu an yaklaşık 40 hikayenin deşifresi devam ediyor. Bir yerde ne kadar hikaye bilen birileri varsa o köyde o kadar fazla kaldım” diye konuştu.
Ristemê Zal efsanesi de var
Öner, hikayelerin içeriği hakkında şu bilgileri verdi: “Hikayelerdeki olaylar genelde hayvanlar ile anlatılıyor. Örneğin, bir köyde 70 yaşındaki yaşlı biri Ristemê Zal masalını anlattı. Fars ve Türk halkları bazen Zal masalını kendi efsaneleriymiş gibi anlatıyor. Ama masalın içeriğine baktığımız zaman, hemen hepsi Kürtlerin yaşamını yansıtıyor. Kürt tarihi ve kültürü üzerine sistematik bir çalışma yürütülmediğinden dolayı birçok hikaye farklı uluslar tarafından kendi edebiyatlarına uyarlanarak çalınmış. Bremen Mızıkacıları hikayesini de buna örnek verebiliriz. Maalesef birçok hikayemiz popüler kültürlere göre yorumlanmış.”
Daha önce de Ağrı İl Kültür Müdürlüğü’nün derlediği masalların kitap olarak yayınlanması için kendisine teklifte bulunduğunu, ancak kabul etmediğini söyleyen Öner, “Birkaç kişi yanıma gelerek, hikayeleri Kürtçe ve Türkçe olarak yayınlamak istedi. Ama ben masalların öncelikle ana dilde yayınlanmasından ve yazılması gerektiğini söyleyerek teklifi geri çevirdim. Eğer ilk olarak iki dilli yayınlansaydı birçok hikayenin akıbeti de diğer hikayeler gibi olacaktı” dedi.
‘Çîrokların yayınlanmasına sponsor olun’
Yayınevlerine çağrıda bulunan Öner, “Elimde daha önce hiçbir yerde yazılmamış uzun masallar var. Yazılmamış olan masallar yazılmış olanlardan daha güzel ve önemli. Birçok yayınevi maalesef kendi çıkarları için hareket ettiği için hikayeleri yayınlamıyorlar. Eğer hikayelerin yayınlanması için Kürt yayınevleri yardımcı olursa, hikayelerin gelecek nesle ulaşmasında büyük bir rol üstlenmiş olacaklar” ifadelerini kullandı.