Platform, Dicle (Piran) ilçesinde anma etkinliği düzenledi. Dicle Merkez Camisi'nde kılınan Cuma namazının ardından yüzlerce kişi, mücadelenin başladığı evin önünde Şêx Said ve arkadaşlarının idamının 88'inci yıldönümüne ilişkin basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı yapan Dicle Belediye Başkanı Mustafa Uyguner, "Öncülerimizin varlıklarına, naaşlarına yaptığınız saygısızlıktan vazgeçin. Mezarlarını varisleri, ardılları, aileleri olarak bizlere teslim edin. Onları kendi örf ve inancımıza göre gömmek, mezar taşlarını dikmek ve vasiyetlerini yerine getirmek istiyoruz" dedi. Mücadelenin ilk başladığı evin önüne karanfil bırakılmasının ardından Hani yolu üzerinde bulunan Helin Konferans Salonu'nda Piran direnişi sonrası 29 Haziran 1925 tarihinde Dağkapı Meydanı'nda idam edilen Şêx Said ve 46 arkadaşı için mevlit verildi. Ardından ise Şêx Said ve dava arkadaşlarının mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.
Şêx Said'in torunu Bedri Fırat, 1925 mücadelesi ile günümüz mücadelesini karşılaştırarak, "Bu süreçte Kürtlerin birliği çok önemlidir. O dönemin mücadelesi bugün de Kürdistan'ın dört parçasında demokratik çözüm süreci ile devam etmektedir" dedi.
Konuşmaların ardından Şêx Said'in 1924'te Kürtler ve Kürtlerin hakları ile ilgili yayınladığı bildiri okundu.

Hamburg'daki anma

Şêx Said ve arkadaşları Hamburg'da da düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Saray Düğün Salonu'ndaki etkinliği, Hamburg Şêx Said Camisi organize etti.
Sunuculuğunu Seydayê Karker'in yaptığı etkinlik, Kürdistan İslam Toplumu (CÎK) Başkanı Melle Muhyedin'in Kuran-ı Kerim okumasıyla başladı. KNK adına anma etkinliğinde konuşan Nizamettin Toguç, Şêx Said'den Seyid Rıza'ya Şêx Maşûk Xiznevî'den Mazlum Doğan'a kadar Kürt Özgürlük Mücadelesi'nde yaşamını yitirenleri saygıyla andığını vurguladı. Şehitleri ve şehadetleri anmak için kelimelerin kifayetsiz kaldığını söyleyen Toğuç, "Bugün biraradaysak bunu yine onlara borçluyuz. Önemli olan onurlu yaşamaktır" dedi. Toguç, hiçbir şeyin bedelsiz olmayacağı gibi, özgürlüğün de bir bedeli olduğunu söyledi.
CÎK Başkanı Melle Muhyeddin de, şehadetin dinde en yüksek mertebe olduğunu belirterek, "Şerefi/haysiyeti ve ülkesi için canını veren tüm insanların Allah katında şehit olduğunu" ifade etti. Melle Muhyeddin, Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra "din kardeşlerimiz" dedikleri Kürtlerin ikinci sınıf insan muamelesine tabi tutulduklarını anımsattı. Böylesi sahte kardeşlik söylemlerinin bir aldatmacadan ibaret olduğunu kaydeden Melle Muhyeddin, İslam'ın hak, hukuk ve adalet dini olduğunu söyledi. Şêx Said ve arkadaşlarının kendi halkı ve gerçek İslam için şehit olduğunu ifade eden Melle Muhyeddin, şunları söyledi: "Kimse Kürt halkına Hüslümanlığı öğretmesin. Halkımız sahte Müslümanlık anlayışına karşı uyanık olmalı. Bu oyunlara gelmemeli. Halkımız, Rojava'da yaşayıp bugün zorda kalan insanlarımıza yardım etmenin bir ibadet olduğunu bilmelidir. Biz onlara sahip çıkmazsak kimse sahip çıkmaz. Bilmeliyiz ki, sessiz kalmak zulme ortak olmaktır. En iyi Müslüman, en iyi şekilde yurtseverlik görevlerini yerine getirendir."
Melle Muhyeddin'in bu sözleri büyük alkış aldı.
Gazetemizin yazarlarından Serhat Bucak da Şêx Said isyanının tarihsel sürecine ilişkin görüşlerini dile getirdi. Şêx Said hareketinin söylenildiği gibi dış uzantıları olan bir hareket olmadığını vurgulayan Bucak, ihanetler olmasaydı hareketin büyük bir başarı elde edebileceğini söyledi. Devletin zulmüne karşı bir başkaldırı hareketi olduğunu belirten Bucak, Şêx Said'in idam sehpasında söylediği "Torunlarım benim intikamımı alacak" sözlerinin yıllar sonra gerçeğe dönüştüğünü söyledi.
Etkinliğin son konuşmacısı Şêx Mürşid Xiznevî de, İslam dininde şehadetin ne anlama geldiğini salonda bulunan dinleyicilerle paylaştı. Xiznevî, şunları söyledi: "Her şehadet yeni bir yaşamın başlangıcıdır. Şehadet herkese nasip olmaz. Ayrıca şunu belirtmek de gerekiyor: Kültürümüze ve dilimize sahip çıkmak ibadettir. Avrupa'daki kardeşlerimize bir çağrım da var: Rojava'da zor durumda olan kardeşlerini unutmasınlar. Unutulmamalıdır ki, mağdura yardım etmek İslam'ın emridir."

HABER MERKEZİ