- Federal Anayasa Mahkemesi, Sığınmacılara Yardım Yasası’na göre sağlanan temel yardımlara ilişkin eski düzenlemelerin büyük ölçüde Anayasa’ya uygun olduğuna hükmederek, siyasetçileri uyardı.
Federal Anayasa Mahkemesi, Sığınmacılara Yardım Yasası’na (Asylbewerberleistungsgesetz) göre sağlanan temel yardımlara ilişkin eski düzenlemelerin büyük ölçüde Anayasa’ya (Grundgesetz) uygun olduğuna hükmetti.
Anayasa Mahkemesi, insan onuruna yakışır bir asgari varoluşu güvence altına almak için yasama organının, ihtiyaç sahiplerinin gereksinimlerini zamana ve gerçeğe uygun şekilde belirlemesi gerektiğini vurguladı. Mahkeme, burada makul gerekçeler olmadan çok fazla zaman geçtiği görüşünde olduğundan 1 Eylül 2018 ile 20 Ağustos 2019 arasındaki dönemde temel yardımların miktarını Anayasa’ya aykırı buldu. Bu düzenlemeler, o dönem için uygulanmaya devam edecek; yardımlar geriye dönük olarak yeniden hesaplanmayacak.
Alman medyasına göre; Yüksek Mahkeme, temel yardımların açıkça yetersiz belirlenmediğini açıkladı. Karşılaştırılabilir diğer yardımlarla belirgin farklar olsa da “Sağlanan yardımların insanın fiziksel varlığını, kişilerarası ilişkileri sürdürme imkânını; toplumsal, kültürel ve siyasi yaşama asgari düzeyde katılımını hiçbir şekilde güvence altına alamayacak durumda olduğu tespit edilememiştir” dedi. Ayrıca yasama organı, Eylül 2019 itibarıyla hesaplama yöntemini daha güncel bir temele oturtmuştu.
Anne ve çocuğa bin 96 euro
İnceleme, Almanya’daki ilk 15 aylık ikamet sürelerinde, kabul tesisleri dışında yaşayan kişiler için belirlenen iki ayrı “ihtiyaç kademesi” ile ilgiliydi. Arka planında Aşağı Saksonya’dan gelen bir dava bulunuyor. Eritre uyruklu davacı anne ve kızı, Ağustos 2017'de Almanya’ya giriş yapmış ve sığınma talebinde bulunmuştu. Aşağı Saksonya-Bremen Eyalet Sosyal Mahkemesi’nin kararına göre; 1970 doğumlu yalnız yaşayan anne ile 2011 doğumlu kızı ne gelir ne de servete sahipti. İkilinin aylık bin 96 euro yardım alması kararlaştırılmıştı; bunun 604 eurosu anneye aitti. İhtiyaç miktarlarından her ikisi için de elektrik giderleri nedeniyle 50’şer euro düşülmüştü. Mahkeme, 2018 yılı için belirlenen nakdi yardımlara ilişkin düzenlemelerin, “anlaşılır ve nesnel olarak ayrıştırılmış, yani ihtiyaç odaklı hesaplanmadıkları” gerekçesiyle nsan onuruna yakışır asgari varoluşu güvence altına alma temel hakkıyla bağdaşmadığı kanaatine vardı. Bu nedenle davayı Federal Anayasa Mahkemesi’ne sevk etmişti.
Yürürlükteki düzenleme aynı
Mülteci hakları örgütü Pro Asyl ve Alman Avukatlar Birliği (DAV), daha önce yaptıkları açıklamada, gündeme getirilen soruların bugün de geçerliliğini koruduğunu belirtmişti. Oysa Sığınmacılara Yardım Yasası, 2018’den beri birçok kez revize edilmiş ve o dönemde eleştirilen hükümler yıllardır yürürlükte değil. Pro Asyl ve DAV, Karlsruhe kararı açıklanmadan önce, dava konusu dönemdeki temel ihtiyaç hesaplama yöntemi ile şu anda yürürlükte olan düzenlemenin büyük ölçüde aynı olduğunu vurgulamıştı. Ayrıca 2018’den beri bazı sıkılaştırmalar yapıldığını, örneğin nakdi yardımların düşürüldüğünü (çünkü daha fazla ayni yardım devreye sokuldu) ve yardımların alınabileceği sürenin 18 aydan 36 aya çıkarıldığını ifade ettiler.
Onurun farklı dereceleri yoktur
Pro Asyl ve Avukatlar Birliği, Anayasa Mahkemesi’ne sundukları görüşlerde, sığınmacılar için temel ihtiyacın hesaplanmasında 'Bürgergeld' veya sosyal yardım alanlar için geçerli standartlardan sapma gerekçelerini de eleştirmişti. Pro Asyl’a göre; bu fark, şeffaf bir süreçte anlaşılır şekilde ortaya konmalıydı.
DAV ise yasama organının tek taraflı olarak daha az ihtiyaç varsayımı ürettiğini ve ek ihtiyaçları tamamen göz ardı ettiğini belirtmişti. Pro Asyl, Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararlarında “sadece tek bir insan onuru olduğunu, köken veya statüye göre farklı dereceleri ya da görünümleri olmadığını” vurguladığını hatırlattı.
Mahkeme ise yasama organının izlediği yöntemi esasında eleştirmedi. Yasama organının takdir yetkisi bulunduğunu belirtti ve şöyle dedi: “İkamet statüsüyle bağlantılı kısa kalış süresi gibi hususlar, yeterince gerekçelendirilebildiği takdirde yasama değerlendirmelerine dayanak yapılabilir.”
Mahkeme, somut davada da böyle değerlendirdi. Eleştirdiği tek nokta, Eylül 2018’den itibaren yardımların artık yeterince güncel verilere dayanmamasıydı. Bu durum anayasal gereklilikleri karşılamıyordu. KARLSRUHE