Şiiler başbakanı belirleyemiyor

- Irak, Ocak'tan bu yana siyasi bir tıkanıklık yaşıyor. Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin Başbakanlık için adını duyurduğu Nuri el-Maliki’ye ABD vetosu kalkmayınca kriz de sürüyor.
Irak'ta 2003 sonrası güç paylaşımı sistemine göre; Cumhurbaşkanlığı Kürt, Başbakanlık Şii ve Meclis Başkanlığı Sünni Arap bir isme veriliyor. Parlamentonun 11 Nisan’da Amedî’yi Cumhurbaşkanı seçmesiyle başbakan adayı belirleme süreci başlamış oldu. Koordinasyon Çerçevesi’nin adayını sunması için 15 günü bulunuyor. Adayın, Anayasa’nın 76. maddesi uyarınca hükümeti kurması ve parlamentodan güvenoyu alması için de 30 günü var. Şimdiye kadar iç müzakereler uzlaşı sağlayamadı; bu durum bazı liderlerin kararı nihayete erdirmek için ek süre talep etmesine yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump, Koordinasyon Çerçevesi’nin Nuri el-Maliki’yi yeni başbakan adayı göstermesi üzerine Irak’a verdiği desteği kesmekle tehdit etmişti. Trump, İran’la yakın bağları olan ve iki dönem başbakanlık yapmış Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi halinde Irak’a tüm desteği keseceğini açıklamıştı.
Koordinasyon Çerçevesi’nin Cumartesi günü planlanan toplantısı, geçici Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin talebi üzerine Pazartesi gününe (bugün) ertelendi. El-Maliki’ye yakın ve bloku 29 sandalye olan Milletvekili Osman eş-Şeybani, Sudani’yi “zaman kazanmak ve dış müdahaleye fırsat vermek” için toplantıyı engellemekle suçladı. Sudani’nin bloku olan el-İmar vel-Tenmiye (İmar ve Kalkınma) grubundan (46 sandalye) ise hemen bir yanıt gelmedi.
Devlet Hukuku Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin Medya Direktörü Hişam er-Rikabi ise Şii Koordinasyon Çerçevesi (CF) içindeki başbakan adayı belirleme sürecindeki gecikmeleri eleştirdi ve El-Maliki’nin blokun adayı olarak değiştirildiği iddialarını reddetti. Rikabi, dün X platformunda yaptığı paylaşımda, siyasi güçlere anayasal süreler içinde kararlı adımlar atmaları çağrısında bulunarak, Cumhurbaşkanı Nizar Amedî’nin seçiminin ardından “gecikmeleri uzatmaya veya suçu başkasına atmaya” karşı uyarıda bulundu. Koordinasyon Çerçevesi’nin (parlamentodaki 329 sandalyeden 185’ine sahip en büyük blok) adayının değişmediğini savundu ve yakın zamanda planlanan bir toplantının El-Maliki’yle irtibat kurulamadığı için ertelendiği yönündeki haberleri yalanladı. Rikabi, adayın aynı çoğunluk mekanizmasıyla değiştirebileceğini de sözlerine ekledi.
Başbakanlık mücadelesi
Sudani ikinci dönemini garantilemek; Maliki ise ya makamı kendisi geri almaya ya da en azından Sudani’nin dönmesini engellemek istiyor. TNC'ye göre; pratikte Maliki’nin yarışa girmesi, doğrudan makam talebi olmaktan ziyade, her iki ismi de yarış dışı bırakarak uzlaşmacı bir alternatif için alan yaratmayı amaçlayan bir baskı taktiğiydi. Dayatmaya çalıştığı denge buydu. Sudani ise bu dengeyi, neredeyse herkesi (Maliki dahil) şaşırtacak şekilde bozdu. Maliki’nin hamlesine cepheden direnmek yerine, Koordinasyon Çerçevesi içinde Maliki’nin adaylığını önünü açtı ve yarışa tam anlamıyla girmesine izin verdi. Sudani, Maliki’nin vetocu bir figür olmaktan çıkıp fiili aday hâline gelmesiyle birlikte, ona yönelik iç ve dış muhalefetin tüm ağırlığının açıkça ortaya çıkacağını anlamış görünüyordu. Maliki’yi veto politikasının gölgesinden, kazanılması imkânsız bir adaylığın spot ışığı altına taşımıştı.
Şii arenada Maliki’den sonra en ağır iki isimden Kays el-Hazali ve Ammar el-Hakim, onun dönüşüne karşı çıktı. Bu tek başına önemliydi, çünkü Maliki’nin karar anında bile Şiilerin etrafında safları sıkılaştırmaya artık güvenilemeyeceğini gösteriyordu. Bunun ötesinde Sünni cephe de en az o kadar yıkıcı oldu. Parlamentodaki en büyük Sünni lider Halbusi, Maliki’nin dönüşüne net ve güçlü bir dille karşı çıktı ve blokunun onun altında kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkça ilan etti. Diğer büyük Sünni grupların çoğu da aynı çizgiyi izleyince, Maliki’nin yolu daha dış faktör devreye girmeden daralmaya başladı. O dış faktör ise belirleyici oldu. Trump’ın Truth Social paylaşımı, Maliki’nin dönüşüne fiilen veto koydu ve adaylığının dış dünyada taşıdığı yönetilebilirliği tamamen ortadan kaldırdı. Maliki’nin altındaki zemin zaten erozyona uğramıştı, Trump da mühürledi.
Yaşananlardan sonra Maliki’nin vetosunun prosedürel ağırlığı çok azaldı. Koymuş olduğu şart artık bir şart olmaktan çıktı; sadece bir pozisyona dönüştü. Maliki, Koordinasyon Çerçevesi içinde ancak Sudani ikinci dönemden mahrum bırakılırsa ve Basim el-Bedri alternatif olarak gösterilirse geri çekileceği şartı, artık pek olası görülmüyor. Onun onayı olmadan bile blok artık yasal olarak ilerleyebilir ve adayını belirleyebilir.
Halbusi ve Hazali
Bloka üyelik, katılımcılarını da yeniden şekillendiriyor. İçerisindeki aktörler birbirlerini görünür şekilde ılımlaştırıyor ve etki tek yönlü değil, karşılıklı işliyor. Sünni tarafta en net örnek Halbusi’dir. Büyük Şii partilere yönelik tutumu belirgin şekilde yumuşadı. Oysa aynı Şii partiler, onun meclis başkanlığından uzaklaştırılmasında başlıca güç olmuştu. Halbusi artık bu olayı kalıcı bir rövanşa taşımak yerine onlarla yakından iş birliği yapıyor. Bu, blokun yalnızca ittifaklarını değil, siyasi sezgilerini de değiştirdiğini gösteriyor.
Hazali ise tam tersi bir ayna görüntüsü sunuyor. Asaib Ehl-i Hak, Irak’taki en ideolojik İran yanlısı oluşumlardan biriydi ve Kataib Hizbullah’tan sonra Devrim Muhafızları’na en yakın olanıydı. Son iki yılda söylemi ve davranışları belirgin şekilde ılımlılaştı. En açık gösterge İran savaşı sırasında geldi. Irak’taki tüm İran yanlısı gruplar içinde Asaib, ABD hedeflerine yönelik drone kampanyasında en az aktif olanlardan biriydi; çatışma boyunca yalnızca bir veya iki kez Amerikan hava saldırısına maruz kaldı. Birkaç yıl önce böyle bir seferberlikte ön saflarda yer alacak bir grup için bu ölçülülük, artık çekim merkezinin nerede olduğunu gösteriyor.
Yeni güç haritası
Bu gidişattan iki yapısal sonuç doğuyor:
* 2003 sonrası Şii ağırlıklı düzenin ana direklerinden biri olan Koordinasyon Çerçevesi’nin artık kırılmaya doğru gitmesi. Yıllarca işlevi yalnızca Şii partileri koordine etmek değil, rekabetlerini kontrol altında tutmak, iç uzlaşı dayatmak ve kimin yöneteceği sorusunu devlet kurumlarına yansımadan Şiiler içinde çözmekti. Bu mekanizma artık çöküyor. Çerçeve’nin 12 önde gelen ismi bölünmüş durumda; Hazali, Hakim ve Sudani yeni eksenin içinde yer alıyor. Artık Şii kararlarının verildiği arena olmaktan çıkıyor. Sudani ilerlerken Maliki veto etmeye devam ederse Çerçeve kurulduğu amaca hizmet edemez hâle gelebilir. Bu durumda Sudani’nin ikinci dönemi, cumhurbaşkanlığı nasıl parlamentoda belirlendiyse aynı şekilde parlamentoda belirlenecektir. Bu yalnızca Çerçeve’yi zayıflatmaz; onu bölünmeye ve potansiyel olarak çöküşe iter. Şii cephesi, kendi halefiyetini artık içinden çözemezse 2003 sonrası düzenin temel mekanizmalarından biri işlevini yitirmiş olur.
* Kürt tarafındaki KDP-YNK dengesinin de paralel olarak aşınması. Cumhurbaşkanlığı nihayetinde önceden varılan Kürt uzlaşısıyla değil, parlamentoda belirlendi ve bu sonuç KDP-YNK ayrışmasını çözmek yerine derinleştirdi. YNK, artık ikili Kürt denkleminde küçük ortak gibi davranmıyor. Blok içindeki ittifakları yoluyla bağımsız bir ulusal rol üstlendi ve eskiden Hewlêr üzerinden yürütülen dış ilişkileri doğrudan kurmaya başladı. Eğer başbakanlık da Şii tarafında aynı yolu izlerse 2003 sonrası Irak’ın iki ana siyasi bloku (Şii ve Kürt) aynı temel değişim tarafından delinmiş olacak.
TNC'ye göre; hiçbiri bir gecede ortadan kalkmayacak. KDP Ankara ve Washington’la derin yapısal bağlarını koruyor; Maliki de gerçek bir siyasi tabana sahip. Ancak saha, artık eskisi gibi onlar tarafından yapılandırılmıyor. Yerlerine, adım adım iş birliği yapmayı, birlikte yerel yönetimde bulunmayı, sonuçları belirleyen kurumları kuşatmayı ve biriken bu iş birliği alışkanlığını ulusal ve bölgesel kaldıraç hâline getirmeyi öğrenmiş bir mezheplerüstü düzenleme geçmiş durumda. Bu, 2003 sonrası sistemde gerçekten yeni olan bir şeydir. Sudani’nin muhtemel ikinci dönemi bu yeniden dizilişin nedeni değil, şimdiye kadarki en net ifadesidir. Asıl hikâye, eski veto merkezlerinin rızasını artık beklemeyen ve Irak siyasetini yavaş ama belirgin biçimde kendi etrafında yeniden örgütlemeye başlayan bir eksenin ortaya çıkmasıdır. Bu süreç, Koordinasyon Çerçevesi’ni, 2003 sonrası düzenin ana direklerinden birini, kırılma veya çöküşe doğru iterse bu yalnızca bir hükümet değişikliği olmayacaktır. 20 yılı aşkın süredir Irak’ta gücün nasıl yönetildiğinin mimarisinde bir değişim olacaktır.
* * *
7 gruba yaptırım
ABD Hazine Bakanlığı, 7 milis liderine yaptırım uygulama kararı aldı. Bu gelişme, Koordinasyon Çerçevesi içindeki siyasi güçlerin yeni başbakanı belirleme müzakerelerini daha da karmaşık hale getirdi.
Yaptırımlara hedef olan kişilerin, Irak’ta İran’a bağlı en sert silahlı gruplardan bazılarına liderlik ettiği belirtiliyor. Bu gruplar arasında Ketaib Hizbullah, Ketaib Seyyid'ül Şuheda, Nuceba Hareketi ve Asaib Ehlil-Hak da yer alıyor. Washington, fraksiyonların etkisi altındaki bir hükümetin kurulmasını engellemek için daha sert önlemler alabileceği uyarısında bulundu. Bu kapsamda, doların İran’a ulaşmasını kolaylaştıran taraflara yaptırım uygulanması ve nakit akışına yönelik kısıtlamaların sıkılaştırılması da gündemde.
* * *
Kudüs Gücü Komutanı Bağdat'taydı
İran’ın Kudüs Gücü Komutanı İsmail Qaani, Bağdat’ta siyasi liderler ve silahlı grupların temsilcileriyle bir araya geldi; yeni başbakan adayının belirlenmesine ilişkin yaşanan siyasi tıkanıklık da gündemdeydi.
İranlı komutan İsmail Qaani, Cumartesi günü Bağdat’taydı. Ziyaretleri genellikle kamuoyuna duyurulmayan Qaani, İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü’nün komutanıdır. Üst düzey bir Iraklı yetkili, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, Qaani’nin Iraklı siyasi liderler ve silahlı grupların temsilcileriyle Ortadoğu’daki savaş ile bunun Irak’a etkilerini görüşeceğini belirtti. Yetkili, Qaani’nin 8 Nisan’da başlayan ABD-İran ateşkesinden bu yana ilk kez yurt dışına çıktığı bildirilen bu ziyaretinde, Irak’ta yeni başbakan adayının belirlenmesine ilişkin yaşanan siyasi tıkanıklığın da gündemde olacağını ifade etti.
Irak, uzun süredir komşusu İran ve ABD arasındaki rekabetçi etkiler arasında ince bir denge yürüterek, bu iki rakip güç arasında hassas bir dengeyi korumaya çalışıyor. Irak, İran destekli gruplar yüzenden savaşın içine çekildi. Bu gruplar, başta Irak olmak üzere bölgenin çeşitli yerlerinde ABD hedeflerine saldırılar düzenlemekle yetinmeyip Başûrê Kurdistan'a da saldırdı.
Üst düzey Iraklı yetkili, Qaani’nin “Iraklı siyasi liderler ve silahlı grupların bazı komutanlarıyla toplantılar yaptığını” belirterek, ziyaretin amacının “bölgesel gerilimin azaltılması ve bunun Irak’a yansımalarını ele almak” olduğunu savundu. Yetkili, Qaani’nin “Tahran’ın Irak’taki müttefikleri arasında pozisyonları koordine etmeyi ve Irak ile bölgedeki bu hassas dönemde güvenlik durumunun kötüleşmesini önlemeyi amaçladığını” kaydetti.
Tahran destekli güçlü bir grubun kaynağı ile Koordinasyon Çerçevesi’ne (Şii grupların oluşturduğu ve İran’la farklı düzeylerde bağları olan iktidar ittifakı) yakın iki ayrı kaynak, ziyareti doğruladı. Tüm kaynaklar, anonim kalmak şartıyla konuştu. Iraklı üst düzey yetkili, ziyaretin aynı zamanda İran’ın “Iraklı partiler arasında anlayış yolunu destekleme ve özellikle hükümet konusunda devam eden anlaşmazlıklar sırasında farklılıkları giderme çabalarının” bir parçası olduğunu belirtti.







