Ağır toplumsal kriz var

Hüseyin Tosu

Hüseyin Tosu

  • Eğitim Sen'den Hüseyin Tosu, kadın cinayetlerinden iş cinayetlerine, uyuşturucu kullanımının ortaokullara kadar düşmesinden eğitim kurumlarındaki silahlı saldırılara kadar uzanan tablonun ağır bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi.

AZİZ ORUÇ/ İSTANBUL

Riha ve Maraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırıların, Türkiye’de her alanda görünür olan şiddetin bir sonucu olduğuna dikkat çeken KESK İstanbul Dönem Sözcüsü Hüseyin Tosu, okulların kaderine terk edildiğine işaret ederek, “Hiçbir çocuğun, öğretmenin güvenliği, yaşam hakkı ve eğitim hakkı güvencede değil” dedi.

Riha’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne 14 Nisan’da pompalı tüfekle saldıran 19 yaşındaki eski bir öğrenci, 16 kişiyi yaralayıp ardından yaşamına son verdi. 15 Nisan’da ise Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda saldırı gerçekleşti. 8. sınıf öğrencisinin saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısı 10’a yükseldi. İlk belirlemelere göre saldırıda 1 öğretmen ve 8 öğrenci yaşamını yitirirken, 17 öğrenci de yaralanmıştı. Yaralılardan Yusuf Tarık Gül’ün hastanede hayatını kaybetmesiyle can kaybı 10’a çıktı. Saldırıda matematik öğretmeni Ayla Kara ile öğrenciler Furkan Sancak Balal, Bayram Nabi Şişik, Belinay Poyraz, Zeynep Kılıç, Şuranur Sevgi Kazıcı, Kerem Erdem Gürgör ve Adnan Göktürk Yeşil yaşamını yitirdi. Kentte yaşamını yitirenler için dün cenaze törenleri düzenlendi. Çocuğun babası, 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli de tutuklandı.

Bugünün sorunu değil

Aynı zamanda Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı olan Hüseyin Tosu, uzun süredir okullarda öğretmenlere yönelik saldırıların arttığını belirterek, yakın zamanda İstanbul Çekmeköy’de bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu öğretmen Fatma Nur Çelik’in katledildiğini hatırlattı. Siverek’te ve Maraş’ta gerçekleşen saldırıların ciddi tehlikelere işaret ettiğini kaydeden Tosu, bu durumun çok şey anlattığını söyledi.

Tarikatçı eğitim anlayışı

Ortaya çıkan şiddetin tek bir olay ya da olguyla açıklanamayacağını ifade eden Tosu, Türkiye’de şiddetin sürekli ve olağan hale geldiğine dikkat çekerek, okullarda yaşanan şiddet olaylarının nedenlerini şöyle sıraladı:

* Okullardaki eğitimin niteliksiz hale getirilmesi

* Toplumsal koşulların şiddet üretmesi

* Ekonomik krizin bireylere, ailelere ve çocuklara yansıması

* Çocukların geleceğe dair umutsuzluk ve güvensizlik yaşaması

* Sanal medyada ve televizyonlarda şiddet içerikli film ve dizilerin yaygın olması

* Toplumdaki genel şiddet eğiliminin çocuklara yansıması

* Adalet duygusunun zedelenmesinin etkisi

* Yargı süreçlerindeki adaletsizlikler ve cezasızlık politikası

* İktidarın yanlış eğitim politikalarının, eğitimin bilimden uzaklaştırılarak tarikatların etkisine bırakılmasının etkisi.

“Dolayısıyla bütün bunların toplamıdır yaşanan şiddet” diyen Tosu, “Ne yazık ki artık şiddet bir sarmala dönüştü. Kendisini sürekli tekrar eder durumda” diye ekledi.

Okullar kaderine terk

Eğitimciler olarak Eğitim Bakanlığına ve iktidarın politikalarına itiraz ettiklerini belirten Tosu, şunları söyledi: “MEB, okullara yeterli bütçe ve ödenek ayırmıyor. Okulların altyapı, personel ve güvenlik sorunlarıyla ilgilenmiyor. Okullar kendi haline bırakılmış durumda. Okullara değil, tarikatlara bütçe ayrıldığı içindir bugün bunları yaşıyoruz. Hiçbir çocuğun ve öğretmenin güvenliği, yaşam hakkı ve eğitim hakkı güvencede değil. Bu kadar sorunun yaşandığı bir ülkede bu acıları yaşamamız kaçınılmaz. Tüm bunlar bir günde ortaya çıkmadı, bir günde de çözülemez.”

Suçlu kim?

Çocukların ve gençlerin şiddete yönelmesinin birçok nedeni olduğunu tekrarlayan Tosu, şöyle devam etti: “Bu tür olaylarda çocuğun yaşadığı ortam, sosyal çevresi ve alışkanlıkları da incelenmelidir. Yalnızca ebeveynleri sorumlu tutmak da doğru değildir. Çocuk toplumun bir parçasıdır. Onu tek başına suçlu ilan etmek doğru olmaz. Dijital ortamda şiddet içerikli oyunlar, televizyonlarda yayımlanan şiddet içerikli programlar, çetevari diziler, militarist ve tarikatçı eğitim anlayışı çocukların psikolojisini etkiliyor. Sabah akşam TV’lerde şiddet içerikli, silahların olduğu diziler, programlar, filmler yer alıyor. Okullarda yeterli önlemlerin alınmaması da bu sürecin önüne geçilmesini zorlaştırıyor.”

Bireysel silahlanma

Türkiye’de bireysel silahlanmanın çok kolay olduğuna ve kayıt dışı silahlanmanın yaygınlığına dikkat çeken Tosu, “Silahlara kolay erişim, şiddetin artmasına ve olayların ölümle sonuçlanmasına yol açıyor. Milyonlarca ruhsatlı, bunun 9-10 katı ruhsatsız silah bulunuyor. Bu durum bireysel silahlanmayı artırıyor. Bir çocuğun okula birden fazla silahla gelebilmesi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir” şeklinde konuştu.

Sorumluluk iktidarın

Kadın cinayetlerinden iş cinayetlerine, uyuşturucu kullanımının ortaokullara kadar düşmesinden akran zorbalığına ve eğitim kurumlarındaki silahlı saldırılara kadar uzanan tablonun ağır bir toplumsal krize işaret ettiğini belirten Tosu, “Birçok husus, çocukların şiddet eğilimini arttırmakta. Bu konuda gerekli önlemleri alması gereken siyasi iktidar, Eğitim ve İçişleri Bakanlığı yeterli adımları atmıyor. Bu da şiddetin eyleme dönüşmesini kolaylaştırıyor. Sorumluluk iktidara aittir” ifadelerini kullandı.

Protesto yetmiyor

Bu iktidara ve tarikatçı eğitim anlayışına karşı çıktıklarını anımsatan Tosu, şöyle konuştu: “Eğitimciler olarak bu konuyu gündemimizde tutuyoruz. Sadece protesto etmekle yetinmeyeceğiz; sonuç alıncaya kadar eylemlerimizi sürdüreceğiz. Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlatılan yaşam nöbeti gece gündüz devam edecek. Bakanlığın okullarda gerekli önlemleri almasını bekliyoruz. Somut, herkesin görebileceği adımlar atılmalı. Bu süreç yalnızca kınama ve açıklamalarla geçiştirilemez. İstanbul’da ve diğer illerde de eylemlerimiz sürecek. Bu sorun sadece eğitimcilerin değil, tüm toplumun sorunudur. Çözümü iktidarın insafına bırakamayız. Eğer harekete geçmezsek benzer olayları yeniden yaşarız.”

Bir yol haritası çıkarılmalı

Türkiye’de şiddet sarmalından çıkmanın birçok yol ve yöntemi olduğunu belirten Tosu, şunları ekledi: "Öncelikle siyasal iktidarın sorumluluğu kabul edip yaşananları doğru değerlendirmesi gerekir. Çözüm üretmek için sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının, öğretmenlerin, akademisyenlerin, bilim insanlarının ve ailelerin görüşleri alınmalı; ortak bir çözüm yol haritası oluşturulmalıdır. Farklı görüş ve anlayışların ifade edilebileceği demokratik platformlar oluşturulmalı ve burada geliştirilen çözümler dikkate alınmalıdır. Antidemokratik uygulamalar ve gelişmeler, şiddeti besleyen unsurların başında geliyor. Neredeyse her gün antidemokratik bir olayla karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle çözüm, demokratikleşmeden geçiyor. Eğitimde bilimin esas alınması, kararların birlikte alınması ve uygulanması büyük önem taşıyor. Mevcut iktidar anlayışıyla bu çözümleri hayata geçirmek zordur. Bu anlayış değişmediği sürece, ne yazık ki daha zor günler bizleri beklemektedir.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.