Türkiye’nin tarihine kara bir leke olarak geçen “Avukatlar Davası” dün başladı. Müdafi avukatlar, yargılamanın durdurulmasını talep etti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tutuklu avukatları adına Av. Doğan Erbaş ise “Bu davanın hem tanığı hem sanığı müvekkilimizdir. Gerçek aktör duruşmaya getirilmelidir” dedi.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın tutuklu avukatlarının ilk duruşması dün İstanbul Adliyesi’ndeki 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. 36’sı avukat biri gazeteci 37 kişi tutuklu olmak üzere 50 kişinin yargılandığı davayı, Türkiye’nin çeşitli illerinden ve yurtdışından gelen yüzlerce avukat takip etti. İzdiham nedeniyle sabah başlaması beklenen duruşma öğlen saatlerine sarkarken, oturacak yer bulamayan avukatlar duruşmayı ayakta takip etmek zorunda kaldı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahser Coşar, Ankara, Amed, Mardin, Van, Dersim, Şırnak, İstanbul (gözlemci) Baro Başkanları dahil 200 avukat müdafi olarak davaya katıldı. Uluslararası Af Örgütü, Paris, Rennes, Hollanda, Monpellier, Brüksel, İsviçre, Belçika, İsveç, İngiltere, Almanya’daki Barolardan temsilciler de müdafi oldu.

Avukatlar: Ez li vir im
Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada avukatların büyük kısmı Kürtçe, “Ez li vir im” diye yanıt verdi. Müdafi avukatların kimlik tespitinde ise avukatların kendilerini tanıtırken, ‘sanık’ kelimesini kullanmaktan imtina ederek, “Tüm meslektaşlar” ya da “Tüm avukatların müdafii” diyerek, tanıtması dikkat çekti. Avukat Arzu Kayaoğlu, “Sanık oldukları için utanç duyduğumuz meslektaşlarımızın müdafiiyiz” dedi.

‘İbretlik bir dava’

Kimlik tespiti ardından tutuklu avukatlar adına Av. Doğan Erbaş söz aldı. Mahkeme huzurunda hukuka aykırılıklar komedisi yaşandığını söyleyen Erbaş, “Nereden bakılırsa bakılsın, hukukun yerle bir edildiği tarihi ve ibretlik bir dava”nın görüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin çeşitli illerinde 46 avukatın bir sabah evleri basılarak gözaltına alındığını hatırlatan Erbaş, “Bir kerede en fazla avukatın gözaltına alınması olarak dünya hukuk tarihine kara leke olarak geçti. Madem bir sabah hukukçu değil ‘örgüt üyesi’ ve ‘yönetici’ olarak uyanıyoruz. O halde öğrendiğimiz adalet ve vicdan ilkeleri dışında savunma kendi hukukunu hakkıyla savunacaktır” diye konuştu.

Çözüm mü düğüm mü atılacak?
Bu davada yargılama konusunun örgüt üyeliği ya da yöneticiliği meselesi değil, Kürtlerin, demokratların, muhaliflerin kendi kimliğiyle yaşaması, özgürlük felsefesi olduğunu vurgulayan Erbaş, şunları dile getirdi: “Bu dosya, bu mahkemenin yargılaması tarihidir. Birlikte tarih yazacağız. Mahkeme çözüm aracı mı olacak yoksa gerçeği tahrif edecek bir rol mü oynayacak? Dava konusu Öcalan ve Kürt halkı ile onun savunması olduğundan şoven milliyetçilikle mi yürütülecek. Her tarafı siyasi bir davadır.”
Bir darbe dönemi uygulamaları sonucunda yargılandıklarını ifade eden Erbaş, “İddianame, bu oyunu hukuk kurallarına bağlamaktan başka bir şey değildir. AKP ‘Kürt sorunu demezsen Kürt sorunu olmaz’ diyordu. Savcı da ‘savunmazsan olmaz’ noktasında. Heyete tarihsel bir görev düşüyor. Kürt sorununda çözüm mü, düğüm mü atılacak, Kürtlerin varlığı bir sorun olmaya devam mı edilecek, bu darbe dönemine evet mi denilecek?” diye sordu.

‘Öcalan dinlenmeli’

Öcalan’ın avukatları oldukları için yargılandıklarını ifade eden Erbaş, Öcalan’ın davaya dahil edilmesini istedi. Av. Erbaş şöyle konuştu: “Biz Öcalan’ın avukatlarıyız. Bu davada onunla görüşmeler yer alıyor. Yeni bir suç dili olarak Öcalan ile görüşme suçu ilan edildi. İlgili tüm kişi ve kurumların da çok iyi bildiği gibi ilk günden en son görüşmeye kadar tüm görüşmeler devletin kontrolü ve izinle yürütülüyordu. İmralı ve avukatları söz konusu olduğunda keyfi davranmak mümkün değil, Ankara’dan belirlenmiştir her şey. İmralı söz konusu olduğunda, keyfiliğe yer yoktur. Hiçbir boşluk yoktur. Hele Önderlik Komitesi gibi illegal komite kurup, böyle yürütmek mümkün değil. Bir Önderlik Komitesi varsa en başta Öcalan’ın beyanı alınmalı. Zira iddianamenin tümünde ve iddiaların merkezinde o yer almaktadır. Bu yargılama kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkması için müvekkilimizin dinlenmesi zorunludur. Bu davanın tek sanığı ve tanığı müvekkilimizdir. Gerçek aktör duruşmaya getirilmelidir.”
“Bir mağduriyetten söz edilecekse mağduriyet avukatları ve ailesiyle görüştürülmeyen müvekkilimizdir” diyen Av. Erbaş, “CPT raporlarına göre açıkça tecrit, AİHS’de işkence ve kötü muamele anlamına gelmektedir. Avukatların tutuklanmasıyla bu hukuk dışı tutum daha da derinleştirilmek istenmiştir” açıklaması yaptı.

Duruşma salonunda protesto

Öğlen arası verilen duruşma avukatların ve izleyicilerin protestosuna sahne oldu. Oturum öncesinde “Tutuklu avukatlar serbest bırakılsın” şeklinde sloganlar atıldı. Duruşma salonunun kapısına vuran avukatlar ve izleyiciler salonun kapısının açılması üzerine protestolarına duruşma salonunda devam etti. Duruşma salonunda alkış temposu tutan izleyiciler ve avukatlar sık sık zılgıt attı.
Öğleden sonraki bölümde de konuşmasına devam eden Av. Doğan Erbaş, haklarındaki suçlamaları reddetti.

Anadilde savunma talebi

Tutuklu avukatlar adına anadilde savunma talebinde de bulan Av. Doğan Erbaş, “Kürtlere ‘kurucu asli unsursun’ denip, dillerinin yasaklanması herhalde soğuk bir şakadır. Lozan’a atıf yapılmasına dahi gerek yoktur. Kürtler bu haklara sahip olmalı. Unutmayalım ki, dil ülkeyi bölmez, yasaklar böler. Kürtçe savunma yasaklanırsa tarihi bir yanlışa imza atılmış olur” diye konuştu.

Yargılama durdurulsun
Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar avukatların mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılandıklarını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini belirterek, hakkında yakalama kararı olanların yakalama kararının geri çekilmesini istedi. Aktar, usulen Avukatlık Kanunu’nun 58. ve 59. maddeleri gereğinde avukatların görev suçlamalarında Adalet Bakanlığı’ndan izin alması gerektiğini daha sonra soruşturma açılabileceğini belirterek, dosyada buna dair bir izin olmadığının altını çizdi. Bu nedenle de yargılamanın durdurulmasını ve Adalet Bakanlığı’ndan izin alınmasını talep etti.
Mahkeme ise anadilde savunma ve davanın durdurulması talebini reddetti.


Kışanak: Seri cinayetlerin son noktası

Duruşmayı BDP’li vekiller de takip etti. BDP Eşbaşkan Yardımcısı Gültan Kışanak, BDP Milletvekilleri Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve çok sayıda tutuklu yakını adliye önünde toplandı. Kürtçe sloganlar atan tutuklu yakınları, “İmralı tecridine son, savunmaya özgürlük” yazılı pankart açtı.
BDP Eşbaşkan Yardımcı Kışanak, “Hepimizin bildiği gibi kesintisiz bir şekilde devam eden KCK operasyonları en son da hukukçuları tutuklayarak gerçekleştirdi. Gerçekten bu operasyonların her biri cinayet kadar çarpıcı. Avukatlara savunmaya yönelik yapılan operasyon artık bu hukuksuzluğun, adaletsizliğin, bu seri cinayetin en son noktasıdır” dedi. Kışanak, “Biz artık bugün burada bu hukuksuzluğa, adaletsizliğe, bütün hak ve özgürlükleri rafa kaldıran bu operasyona son verilmesini, tüm arkadaşlarımızın derhal, şimdi ilk duruşmada serbest bırakılmalarını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından milletvekilleri duruşmayı izlemek üzere salona girdi.

Ulusal ve uluslararası destek


Türkiye’nin farklı illerinden birçok baro başkanı ve avukat ile Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden hukukçular meslektaşlarına destek için Adliye önündeydi. “Savunmaya Özgürlük” pankartı açan hukukçular, duruşma öncesi yaptıkları basın açıklamasıyla meslektaşlarına özgürlük istedi. “Savunmaya Özgürlük Platformu” adına Avukat Ercan Kanar, “Avukat arkadaşlarımız yazılı hukuk kuralları çiğnenerek, siyasi iktidarın emri ile tutuklandılar” dedi. Kanar, davanın “ucube” olduğunu ifade ederek, “Gerçek yargılayanlar bizler olacağız. dedi.
Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ise, yaşanan hukuksuzluklar nedeni ile mahkemenin yok hükmünde olduğunu belirtti.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, “Meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek, meslek onurumuzu savunmak için buradayız” dedi.
Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu, her siyasi görüşten çok sayıda avukatla birlikte Ankara’dan geldiklerini hatırlatarak, “Amacımız savunmayı savunmak. 12 Eylül faşist darbesi döneminde bile yaşamadığımız büyük bir baskı altındayız” diye konuştu.  Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar ise “İtaat etmeyeceğiz, susmayacağız, sessiz kalmayacağız. Burada biz yargılayacağız” dedi.
65 bin avukatı temsil eden Fransa Ulusal Barosu adına gelen heyet, yaptığı açıklamada bu davayı son noktasına kadar takip edeceklerini soylediler. 
Berlin Barosu adına gelen heyet ise avukatları sanık durumuna düşüren bu davayı protesto için geldiklerini belirtti.