AKP’den sonra CHP de seçim bildirgesini açıkladı. Bilindiği gibi seçim yaklaşınca vaatler artar ama seçimden sonra vaatler unutulur. Bu seçimde ve açıklanan bildirgelerde vaatler dışında en dikkat çeken konu, HDP’nin CHP ve AKP’yi çok fazla etkilediğidir. Öyle ki, inisiyatif HDP’dedir. Her iki parti de kendini HDP’ye göre ayarlıyor. HDP’ye oy kaptırmamak için HDP’nin projelerini ve argümanlarını kullanmaya çalışıyorlar. 

HDP Türkiye’de kadını siyasette görünür kılan partidir. HDP ile kadın milletvekili oranı yükselmiştir. HDP’de eşbaşkanlık olduğu gibi, kadın milletvekili sayısı da çok yükselmiştir. En az yüzde kırk olan kadın milletvekili oranı, bu seçimde eşit temsil düzeyine çıkacaktı. HDP ittifaklarla seçime girdiği için bu seçimden belki yüzde elli kadın milletvekili oranı olmayacak, ama yüzde kırkı aşacaktır. Bunun da bir devrim olduğu açıktır. HDP’nin kadın özgürlük çizgisi toplumu etkileyince AKP ve CHP de kadın adaylara eskisinden fazla yer vermeye başlamışlardır. Bu tamamen HDP etkisi ve HDP başarısıdır.

HDP, demokratik ulus anlayışıyla Kürtlerin, Türklerin, Çerkezlerin, Arapların, Lazların, Ermenilerin, Romanların; Aleviler, Êzıdîler, Süryaniler, Hıristiyanlar gibi diğer inançsal toplulukların partisi olunca, tüm Türkiye’yi kucaklar hale gelmiştir. Bu durumu gören CHP ve AKP de listelerinde farklı etnik ve inanç topluluklarından kişilere yer vermişlerdir. Böylece Türkiye’de siyasi partiler farklılıkları fiili de olsa kabul etmek zorunda kalıyorlar. 

AKP “Kürt sorunu yoktur” derken, CHP, Kürt sorunundan söz ediyor. Başbakan Davutoğlu Roman toplumu temsilcileriyle toplantı yapıyor. AKP ve CHP Ermeni adayı gösteriyor. Çünkü HDP’nin tüm farklılıklara seslenmesi ve partide yer vermesi AKP ve CHP’yi teşhir ediyordu. Bu nedenle farklı etnik ve dinsel toplulukları toplum olarak tanımasalar da birey olarak yer veriyorlar. Tabii Romanlarda olduğu gibi ulus-devlet zihniyeti için tehlikeli görülmüyorlarsa, toplumsal olarak da muhatap alıyorlar. Bu sonuçlar da HDP’nin başarısıdır.

Eğer bugün Alevilerden söz ediliyor ve muhatap alınıyorlarsa, CHP birey olarak da bazı Alevileri listelerine koymuşsa bu da HDP’nin başarısıdır. HDP sadece listeleri değil, seçim bildirgesini de etkilemiştir. Bunlar önemlidir. HDP’nin Türkiye siyasetindeki etkisini arttırmıştır. Bu gerçeklik, Türkiye’de inisiyatifin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü hedefleyen siyasette olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun da temsilcisi HDP’dir. 

HDP eğer programı, söylemi ve duruşuyla Türkiye toplumu ve siyasetini bu kadar etkiliyorsa, barajı aştığında ne düzeyde etkileyeceğini siz hesaplayın! 

HDP barajı aştığı takdirde demokratikleşme temel gündem olacak ve çözümü Türkiye’nin önüne koyacaktır. Böylece onlarca yıldır yürütülen mücadeleyle ortaya çıkan büyük demokratikleşme birikimi somut siyasi güç haline gelecek ve demokratik Türkiye’nin yapılanmasını sağlayacaktır. HDP’nin barajı aşmasıyla birlikte artık demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü demagojisi yapılmayacak, somut olarak gerçekleştirilmesi sürecine girilecektir. Bu, aynı zamanda tüm Türkiye’nin başarısı ve zaferi olacaktır. AKP ve CHP Türkiye’nin önünü kesen, ayak bağı olan partilerdir. HDP, Türkiye’nin her bakımdan gelişmesinin önünü açacaktır. 

Şu açıktır ki, Türkiye’de değişiklik yapacak tek parti HDP’dir. Kim AKP’den kurtulmak istiyorsa, kim CHP’nin bugünkü politikalarından memnun değilse oyunu HDP’ye vermelidir. AKP ve CHP’nin Türkiye’yi içine soktuğu çıkmazdan kurtaracak tek güç HDP’dir. Öyle ki HDP AKP ve CHP’yi de bugünkü demokrasi ve halk karşıtı konumdan çıkaracaktır. Onları bugünkü kötü durumdan kurtaracak da tabii ki HDP olacaktır. Onları bile değişime uğratacak olan HDP’dir. Kim bu partilerin politikalarına karşı ve bu iki partinin değişimini istiyorsa oyunu HDP’ye vermelidir. 

Şu anda Türkiye’nin anahtar partisi HDP’dir. Ancak HDP anahtarıyla Türkiye’nin tüm paslanmış kilitleri açılacaktır. Evet, HDP bir projedir; ama halkların özgür ve demokratik yaşam projesidir. Şu anda Türkiye’nin ihtiyacı olan tek siyasi proje HDP’dir. AKP ve CHP sadece iktidar olmak isteyen partilerdir. Bir siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel proje değildirler; sadece mevcut sistemi sürdürmenin savuncusudurlar. Bu açıdan tüm halklar bir demokratikleşme ve Kürt sorununu çözme projesi olan HDP etrafında toplanmalıdırlar. Bu çözüm projesi aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamın da demokratikleşmesi, yani halkın bu alanlarda da güç olması projesidir. 

Tüm despotlar engel çıktığında bunu dış kaynaklı gösterirken, AKP de şimdi HDP’nin etkili bir siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel proje olduğunu göreceğine, karalamak için hemen HDP’yi dış kaynaklı bir proje olarak gösteriyor. Kendileri iktidar olurken ABD ve başka güçlerin icazetini almış ya, herkesi de böyle sanıyorlar! 

AKP’nin nasıl eli ayağına dolaştığı, nasıl kafalarının düğümlendiği eski adalet bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamalarıyla gözler önüne serilmiştir. Bu zat, ‘’HDP’nin parti olarak seçime girmesi dış kaynaklı bir projedir’’ demiş. Kendi koydukları, daha doğrusu 12 Eylül faşizminin ortaya koyduğu yüzde on barajından utanacağına, HDP’nin esas alması gereken parti olarak seçime girme tutumunu proje görmesi, HDP’nin AKP’yi nasıl şaşkına çevirdiğini ve AKP’nin dengesini bozduğunu göstermektedir. HDP’ye barajı Türkiye halkları aştıracaktır. Hem de şimdiye kadar kurumsal faşizmin dışladığı sistem dışı güçlerin desteğiyle HDP barajı aşacaktır.