
Metin Demir, Kürdistan’da dengbêjlerin kasetlerini kaydeden ve satan ilk kişi olarak biliniyor. 42 yıldır denbêjlere hizmet ediyor, onların Kürdistan’daki son muhafızı. Zahiro, Evdalê Zeynê, Şeroyê Biro ve İboyê Kor’un seslerini emanet aldı; bugünlere taşıdı.
Mezopotamya Ajansı’ndan Müjdat Can’ın görüştüğü Metin Demir, denbêj sevdası yüzünden 40 gün 40 gece işkence gördü, yüzlerce kaseti devlet tarafından yakıldı.
Dengbêj Şakiro, Reso, Hüseyno, Zahiro, Sidıko ve Sebriyê Kor gibi birçok dengbêjin sesini kayıt altına alarak günümüze taşıyan Metin Demir, 42 yıldır Muş’ta 10 metrekarelik dükkanda kaset satıyor.
1975 yılında evinin bir odasında Qamışlo’dan getirdiği cihazlarla derme çatma stüdyo kuran Demir, Kürtçe kasetlerin toprağa gömülerek saklandığı günlerde, kaset sattığı için cezaevine girer.
Dengbêjlerin kasetlerini kaydeden ilk kişi
Dengbêjleri kayıt altına almaya abisi Mustafa Demir yönlendirmesiyle başlar. 1974 yılında abisinin Amed’de Dosido adlı bir stüdyosu vardı. Abisinin teşviki ile Muş’a gelerek 1975 yılında bir kaset dükkanı açar. Gelir gelmez ilk işi piyasada dengbêj kasetlerini toplar.
’’Reso, Hüseyno gibi dengbêjlerin kasetlerini satıyordum. Sonra bu kasetler çok fazla tekrar olunca insanlar bizden Mem û Zîn, Derwêşê Evdî gibi tarihi olayları anlatan parçaları istemeye başladı.’’
Kürdistan’da dengbêjlerin kasetlerini kaydeden ve satan ilk kişi olan Metin Demir, bir süre sonra evinin bir odasında Qamişlo’dan getirdiği cihazlarla stüdyo kurar. Demir bu işi ekonomik kazançtan çok, denbêjlerin sesini duyurmak için yapar.
’’Benim için bu iş bir sevdaya döndü. Bir iki kez bana baskı yaptıklarında, tutuklandığımda bu işten vazgeçerdim. Ama bu bir sevda olunca vazgeçilmiyor. Şu anda bile eve gittiğimde eski teybi açıp stran dinlerim. Bir insanın tıpkı evladını büyüterek 20 yaşına getirmesi gibi bir hissiyat içerisindeyim.’’
Zahiro ile o gece 2 kaset yaptım
İşini sevgiyle yaptığı her halinden beli olan Metin Demir’in kayıt altına aldığı eserleri şimdi teknoloji ile daha geniş kitlelere ulaştığını gördüğü için çok mutlu olduğunu söylüyor. 1977’de Zahiro’nun 78’de ise Huseyno’nun kasedini çıkarır.
‘’Zahiro bir gün misafirimizdi. O’nun sesinden o gece 2 kaset yaptım. Şêx Seîd, Xalit Begê Cibrî ve Ferzende Beg eserlerini söyledi. İlk doldurduğumuz kaset bu oldu.’’
Bu ilk kaseti kayıt altına aldığında dünyalar onun olmuştu. ’’İnsan nasıl bir evlat sahibi olursa bu eser de bana öyle keyif verdi. O eseri halen bana Zahiro doldurdu diye övünüyorum. Zahiro buraya geldiğinde ben ona o kaseti açıp hatırlattığımda ağladı.’’
200 dengbêj kaseti doldurdu
Metin Demir, daha sonra Evdalê Zeynê, Şeroyê Biro, İboyê Kor gibi çok sayıda dengbêjin kasetlerini alır çoğaltır ve satar. Şu an yanında bulunan 400 kasetin 200’ünü kayıt altına aldı, diğer 200’ünü ise kayıt yapanlardan alarak çoğalttı.
Bu kasetleri nasıl bir araya getirdiğini ise Metin Demir şöyle anlatıyor:
’’Ağalara ve beglere giderdim. Çünkü onlarda kayıtlı sesler vardı. Onlardan aldığım sesleri teyplere kaydedip, sonrasında çoğaltıyordum. Karayazı, Bulanık, Malazgirt, Patnos ve Erciş gibi yerlere gidiyordum. Ses kaydı alanlardan kayıtlarını, bulduğum dengbêjlerin de seslerini kaydediyordum. Gittiğim yerlerde dengbêjlerin resimlerini çekiyor, hayat hikayelerini dinliyordum. Bir nevi gazetecilik yapıyordum yani.’’

Dengbêjliği fantezi müziğe dönüştürdüler
Dengbêjlerle bu kadar haşır neşir olan Metin Demir’e göre bu geleneğe ilgi giderek azalıyor.
‘’Şimdi şehirlerde bakıyorsun bir sazın 3 teline vurarak bir iki parça söylüyor, ama başka da ses çıkmıyor. Gençliğimdeki dengbêjler bine yakın parça söylüyorlardı. Ama bugün kimse öğrenmek istemiyor.’’
Şehirlerde dengbêjliğin fantezi müziğine dönüştürüldüğünü söyleyen Demir, ’’Eski dengbêjlerimiz olsaydı yaşanan bu kadar olay, savaş, zorluk ve zorbalıklar ile baskılar üzerine çok beste yaparlardı. Eski dengbêjlerimiz aynı zamanda şairdi. Şimdikiler dengbêj değil stranbêjdirler. Sadece eski parçaları söylüyorlar. Ama eski dengbêjler hem diğer dengbêjlerin bütün parçalarını söylerlerdi hem de şairlerdi. Mesela Apê Reso’nun kendi bestelediği ve yazdığı 200 parçası vardır. Şakiro’nun kendine ait 50 bestesi vardır. Ama şu an üretim değil, tüketim var’’ diyor.
Devlet 100 kasetini yakar
Her Kürt gibi Metin Demir’de Türk devletinin zulmünden nasibini alır. 12 Eylül darbesinde dengbêjlerden toplayarak kayıt yaptığı 100 kaseti yakılır. Kürtçe kaset toplama bahanesiyle tutuklanır, 40 gün işkence görür, 6 ay Harput Cezaevi’nde kalır. “Muş’ta bin 150 yasa dışı kaseti seninle birlikte yakalamışlar, seni televizyonlara vermişler” diye TRT gözleri bağlı, elleri kelepçeli şekilde teşhir edilir.
Metin Demir, cezaevinden sonra beni askere gönderdiler ve her şeye sıfırdan başlar.
’’Kaseti dengbêjden alıp bir günde 200 tane çoğaltıyorduk. Kendi evimizde ya da başka evde gizli gizli yapıyorduk bu işi. Gündüz de sattığımızı satıyor geriye kalanları ise toprağın altında ya da ulaşılamayacak yerlerde saklıyorduk. Hala Kürtçe kasetlerden dolayı sabıkam var. 12 yıldır dükkanıma kimse baskın yapmıyordu; ama bu sene yine baskın yaptılar. Baskında bize ‘bunu bunu satmayacaksın’ diyorlar.’’
KÜLTÜR SERVİSİ