Sürgün edilen tutsağa işkence

20 Ağustos 2021 Cuma - 21:07

  • Trabzon Beşikdüzü Cezaevi’ne sürgün edilen DBP Urfa eski İl Eşbaşkanı Celal Babacan, sevk esnasında ve cezaevi girişinde işkenceye maruz kaldı.

 

Urfa T Tipi 1 Nolu Kapalı Cezaevi’nden Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Celal Babacan, ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde işkenceye maruz kaldığını aktardı.

Babacan, 11 Ağustos’ta 8 kişiyle birlikte Trabzon Beşikdüzü, Giresun Espiye, Erzincan ve Rize Kalkandere cezaevlerine sürgün edildi. Ailelere bilgi verilmeden yapılan sürgünler, aynı cezaevinde tutulan bir tutsağın haftalık telefon görüşmesinde ailesine aktarmasıyla öğrenildi. 18 Ağustos’ta ağabeyi Celal Babacan’ın kendilerini telefon ile aradığını belirten Hakan Babacan, MA’dan Emrullah Acar’a yaptığı açıklamada, ağabeyinin işkenceye maruz kaldığını söyledi. Ağabeyinin DBP Urfa İl Eşbaşkanı iken tutuklandığını hatırlatan Babacan, 2018’de gözaltına alındığı zaman da işkenceye maruz kaldığını belirtti. Babacan, “Evimize baskın yapılıp işkenceyle gözaltına alınmıştı. 20 gün gözaltında kaldı ve elektrikli işkenceye bile maruz kaldı. 10 gün işkence ettiler, 10 günde tedavi ettiler, izler kalmasın diye. Mahkemede işkenceye maruz kaldıklarını söylediler ama kimse dinlemedi. Daha sonra tutuklayıp Hilvan Cezaevi’ne gönderip ‘örgüt üyesi’ iddiasıyla 10 yıl 6 ay ceza verdiler. Cezaları hala Yargıtay’da” diye konuştu. 

Babacan, ağabeyinin sürgün ve sonrasıyla ilgili aktardıklarını da paylaştı. Babacan, şöyle devam etti: ”Bizi aradığında idare görüşmesi bahanesiyle çağrıldığını, yanına elbise, kitap hiçbir şey almadan sürgün edildiğini söyledi. Yolda çeşitli işkencelere maruz kalmış. Sevk esnasında yemek verilmemiş, tuvalete dahi gitmelerine izin verilmemiş. Ters kelepçeli bir şekilde götürülmüşler. Sadece sevk esnasında değil cezaevi girişinde de işkenceye maruz kalmışlar. Çıplak aramayı ‘insan onuruna aykırı’ olduğu için kabul etmemişler. Darp edilip üstleri yırtılarak çıplak aramaya zorlanmış. Şimdi tutuklular tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Onlara doğru dürüst yemek verilmiyor. Bir haftadır tek kişilik hücredeler.” 

Babacan, sürgünlerin amacının aileleri yıldırmak olduğunu, ancak aile olarak hiçbir zaman yılmayacaklarını belirterek, ”Nereye götürseler götürsünler biz aile olarak görmeye gideceğiz. Hiçbir tutuklu bu baskılara karşı boyun eğmedi ve eğmeyecek. Bu zulümdür, gözümüzü korkutmak istiyorlar” diye konuştu. 

Annesinin cenazesine getirmediler

 Annesinin kalbinin hukuksuzluklara daha fazla dayanamadığını bir ay önce kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiğini aktaran Babacan, annesinin cenazesine ‘salgın’ gerekçesiyle katılmasının engellendiğini söyledi.

Sürgünlerin cezaevlerindeki tecrit politikaları ile bire bir bağlantılı olduğunun altını çizen Babacan, şunları ekledi: “Tutsaklar ve ailelerinin en büyük sorunu tecrittir. Bugün bütün tutuklular tecrit altında. Onun için açlık grevine girdiler, seslerinin duyulması lazım. Tecrit insanlık suçudur. Aileler, tutsakların sesi olmak için el ele vermeli. Evde oturmak ile kimse sesimizi duymaz.” 

 

Açlık grevi 268. gününde

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım 2020’de başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 268. gününde devam ediyor. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 247, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 230 gündür açlık grevi yapılıyor. Öcalan’ın ailesi, avukatları ve vasisi, Pazartesi günü görüşme talebiyle dün bir kez daha Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.