Bir amacı, bir niyeti bundan daha açık ve yalın anlatan olamazdı.
Dünyanın her yerinde ve tüm zamanlarında, egemenlere göre, "huzur" ve "istikrar"ın önkoşulu halkın koyunlaşması, hiç düşünmemesidir.
Devletçi zihniyet nazarında potansiyel düşman düşünen, itiraz eden ve hakkını arayan halktır.
Halkı otlayan, geviş getiren; etinden, sütünden ve yününden yararlanılan koyun sayan egemenlerin kabusu, günün birinde, "koyun sürüsü"nün uyanarak başını kaldırma olasılığıdır.
Halk için faaliyet yürüten siyasi bir parti ve onun mensupları kendilerini, "düşünen, her şeyi bilen ve karar veren", halkı da itaatkar koyun sürüsü konumunda görmekten utanır.
Demokrasiyi sandığa oy atmak ve en çok oy alanların dilediğini yaptığı rejim saymaz.
AKP Milletvekili Cem Zorlu itirafında utanılacak bir durum olmadığını sanmaktadır.
Bu açıdan Galip Ensarioğlu, Abdurrahman Kurt, Orhan Miroğlu ve Mehmet Metiner’den daha samimi, daha dürüst ve daha inandırıcıdır. Çünkü onun söyledikleri AKP’nin ve Erdoğan’ın gerçek görüşleridir.
Tanrı krallıktan monarşiye, oligarşiden cumhuriyete ve oradan gerçek demokrasiye uzanan yolculuğu inkar anlamına gelen "başkanlık" sistemi, çoban sisteminin ta kendisidir.
Başkanlık sisteminin ABD’de, Fransa’da, Rusya’da da uygulamada olması, oradaki yöneten-yönetilen ilişkisinin çoban-sürü ilişkisi olmadığını göstermez.
AKP milletvekili Cem Zorlu bilincinde olmadan, profesör ünvanlı hanımların ve beylerin, ABD ve Fransa başkanlık sistemlerini ve liberal demokrasiyi kutsama faaliyetine esaslı bir çomak sokmuştur.
Asıl mesele koyun" ve "sürü" yerine koyulanların ne yapacağıdır.
Çünkü toplumu otlayan, meleyen, geviş getiren uysal koyun sürüsü; kendisini de eli sopalı çoban yerine koymak, despotluğun itirafıdır.
Cem Zorlu bu alçaklığı estetize etmeden ve tüm doğallığıyla dışa vururken, "Kürt kökenli" dalkavuklar kanal kanal dolaştırılarak başkanlık sisteminin ne kadar doğru, ne kadar iyi ve ne kadar gerekli olduğunu anlatıyorlar.
Kendi halkını sürü gören despota hayranlığa ne demeli?
Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev’in yazarı La Boetie’ye bırakalım o anlatsın:
Tiranı koruyanlar atlı insan bölükleri, yaya insan sürüleri ya da silahlar değildir. İlk bakışta inanmak istenmez, fakat gerçektir.
Her zaman için beş ya da altı kişi tiranın gözüne girmiş, gerek kendilerinden gelen istekle, gerek tiranın çağırmasıyla ona yaklaşmış ve böylece gaddarlıklarının, eğlencelerinin yoldaşı, zevklerinin pezevengi ve yağmaladıklarının ortağı olmuşlardır.
Şu Etienne de La Boetie, halkları sürü kendisini çoban sanan Erdoğan’ı, Erdoğan karşısında dalkavukluk yapanları nasıl da iyi tarif etmiş.