
Rojbîn EKİN
Suruç… Her evinde bir gerilla hikayesinin olduğu Özgürlük Hareketi’ni kalbinde, canında taşıyan ve Kürtlere çizilen suni sınırları hiç içine sindiremeyen bir kent.
Ezilenler için bir umudun adı olan Kobanê Direnişi’nde çetelere geçit vermeyen ve direnenlere kendini siper eden kent.
Çetelerin hamisi Erdoğan’ın ‘düştü düşecek’ dediği Kobanê’ye siper olduğu için AKP çetesinin gazabına uğrayan ancak asla boyun eğmeyen kent.
DAİŞ çeteleri tarafından yıkılan Kobanê’nin çocuklarına oyuncak ve umut götürmek için yola çıkmış Türkiye’nin aydınlık yüzlü gençlerinin katledildiği kent.
Ve ‘AKP’nin düştü düşecek’ diyen cellatlarının bir kez daha intikam almak için kana buladığı kent.
Çok değil, tarihin son 4 yılının özetinden bahsediyoruz; yani onuru ile ayakta kalmaya soyunmuş ve bu nedenle hedef yapılan Suruç’tan.
Tarihler 20 Temmuz 2015’i gösteriyordu Suruç’ta. Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinden Kobanê’ye gitmek için hazırlanan aydınlık yüzlü gençlerin ortasında patlayan bombanın yarattığı kıyametin tarihi. Seçilen tarih, 19 Temmuz. Yani Rojava Devrimi’nin yıldönümünün hemen ertesiydi ve Rojava Kürdistanı ile Türkiye toplumu arasında kardeşlik köprüsü kurmaya, dayanışma ve birlikteliği güçlendirmeye gidenlere karşı gerçekleşmişti o saldırı.
7 Haziran seçimlerinden hemen sonra gerçekleşen o saldırı üzerinden üç yıl geçti. Türkiyeli sol, sosyalist ve ezilen tüm kesimlerin sesi olmayı başaran, Türkiye’nin demokratik geleceğinin partisi olan HDP’nin elde etmiş olduğu başarıdan hemen sonraydı. HDP’ye gönül veren herkesi sindirmek için gerçekleşen o saldırıdan sonra şimdi bir kez daha Suruç, Şenyaşarlar ailesinin AKP’li çeteler eliyle katledilmesiyle gündemde.
Suruç’un ve yurtseverliği ile bilinen Şenyaşar ailesinin seçilmesi planlı bir saldırıydı, verilmek istenen mesaj ise netti. Ancak bu hesaplar onca acıya rağmen tutmadı; ne Suruç’ta ne de HDP’nin siyaset çizgisine inanların nazarında.
Kürtler ve Türkiye’deki tüm etnik yapılar, halklar, ortak bir çatı altında kardeşçe ve barış içinde yaşayamaya karar vermiş ve buna inanmış olanlar, bedeli ne olursa olsun AKP’yi iktidardan düşürmekten geri adım atmayacağı kararlılığını gösteriyor. HDP seçim mitinglerine, büro açılışlarına yüksek bir katılım ve ilginin olması, bu kararlılığı bir kez daha teyit ettiriyor.
Kürtlerin şehirlerini yıkarak, katlederek, tutuklayarak Kürtleri haklı davalarından vazgeçiremeyeceklerini, Türkiye’yi demokratikleştirerek aydınlık bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen Türkiyelileri artık sindiremeyeceklerini iyi okumuş olmalılar. AKP artık zulüm, kan ve ölüm üzerinden yükselmeyi başaramayacaktır. Özgürlük, demokrasi ve barış isteyenleri terörize edemeyecek, ötekileştiremeyecektir. Demokrasiyi, adaleti, kardeşlik kültürünü artık Türkiye’de mumla arar hale gelen Türkiye toplumu, daha fazla bu zulüm düzeni içerisinde yaşamayı kabul etmeyecektir.
Şenyaşar kardeşler ve babalarının AKP milletvekili adayının talimatıyla katledildiği saldırıya ilişkin HDP’nin hazırlamış olduğu ön raporla da belgelendi. Olaya ilişkin tüm deliller, kamera görüntüleri dahi ortadan kaldırılırken, soruşturmaya da gizlilik kararı getirildi.
Şimdi başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye toplumu, 24 Haziran’da tekçi AKP iktidarından zulümle doldurulan 16 yılın hesabını sormaya hazırlanıyor. 24 Haziran günü HDP’nin barajı aşması, AKP iktidarının sonunu Türkiye toplumuna müjdeleyecek. Bu tarihten sonra yeni bir süreç başlayacak. AKP iktidarının açtığı yaralar sarılmaya, yarattığı tahribatlar onarılmaya çalışılacak. Şenyaşarlar ailesinin de açılan yarası hâlâ sarılmayı bekleyen Suruç, Roboskî, Sûr, Cizîr, Şirnex, Nisêbîn’deki gibi sarılır belki.
Acıyı tarif edemiyor insan. Ramazan arifesinde bir baba ve iki oğulun birer gün aralıklarla toprağa verilmesinin, acısı dayanılmazdır. Acıdan kendisine vuran, saçlarını yolan Şenyaşar ailesinin kadınları için de söyleyecek söz bulamıyorum. Zulme ‘Hawar’ derken bile kimseden medet ummadan, “sadece ben kalsam bile bitmeyecek, Kürtleri öldürmekle bitiremeyeceksiniz” diyen Esvet Şenyaşar’ın kız kardeşi, acısı kadar hepimizin içine bir direniş tohumu daha ekti.
Göğüs kafesinden fışkırarak hepimizin kalbine dokunan o acı feryadı, ‘Hawar’ı unutmak mümkün değil. Acı adaletle, hakla hafifler. Daha adil, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşam için HDP demekten başka şansımız yok. Şenyaşar ailesinin AKP’ye söylediği ve canlarına mal olan son sözü hatırlayarak sandık başına gitmeli herkes. Ne demişti Şenyaşar ailesi; “AKP’ye verecek oyumuz yok.”