Bilindiği gibi Kürt basın tarihi ele alındığında milat olarak Mısır’da 1898 yılında Mikdat Mithat Bedirhan tarafından yayınlanan Kürdistan gazetesi kabul edilir. Fakat II. Meşrutiyet öncesi çıkan birçok gazete ve dergi II. Abdülhamit’e muhalefeti esas aldıklarından yazımızın konusu olan Roj-i Kurd ile aralarında ciddi kopuşlar mevcuttur. Bu yüzden Roj-i Kurd dergisini ele alacağımız bu yazıda daha çok II. Meşrutiyet sonrası çıkan Kürt gazete ve dergileriyle karşılaştırmalar yapmak hem daha doğru hem de Roj-i Kurd dergisinin nerede durduğuna dair bir fikir vermesi açısından daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim.

Kürt Talebe Hêvî Cemiyeti’nin açılışı
Kürt Talebe Hêvî Cemiyeti selefi olarak görülebilecek Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti‘nden kurucuları açısından ciddi bir kopuşu ifade etmektedir. Hêvî Cemiyeti, Cemiyetin üyelerinden Kadri Cemilpaşazade’nın hatıralarında ifade ettiği gibi Xelil Xeyali’nin teşvikiyle İstanbul’da yüksek öğrenim gören birkaç Kürt genci tarafından 1912 yılında İstanbul’da açılmıştır. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ise II. Meşrutiyet’ten hemen sonra Kürt ileri gelenlerinden Ayan Meclisi üyesi Seyid Abdülkadir, Bağdat milletvekili İsmail Hakkı Babanzade, Emin Ali Bedirhan gibi Osmanlı devlet bürokrasisinde uzun yıllar geçirmiş Kürt ileri gelenleri tarafından açılmıştır. Hêvî Cemiyeti’nin tüzüğünde, Kürt öğrencileri birbirine tanıtmak, aralarında ilişki tesis etmek, ekonomik durumu iyi olmayan öğrencileri uygun okullara kaydetmek Kürt dilini ve edebiyatını düzenleyip kitaplaştırmak gibi mütevazı hedefler mevcuttur. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ise gazeteden takip edebildiğimiz kadarıyla bütün Kürtleri temsil iddiası bulunmaktadır. Örneğin II. Abdülhamit döneminde Kürt ve Ermeniler arasında yaşanan sıkıntıları sona erdirmek maksadıyla Ermeni Cemiyetleriyle resmi görüşmeler yapılmıştır.
Hêvî Cemiyeti her biri kısa süreli olmuş üç periyodik yayın olan Roj-i Kurd, Hetawi Kurd ve Yekbûn dergilerini çıkarmış. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ise cemiyet ismi ile aynı isimde 9 sayı yayınlanan bir gazete çıkarmıştır. Cemiyetin gazetesinde yazan yazarlar ile derginin yazarları göz önüne alındığında yazarlar açısından bir süreklilikten bahsedilebilir.

Dergi yayın hayatına başlıyor
Roj-i Kurd dergisi, 6 Haziran 1913 yılında aylık bir dergi olarak yayın hayatına başlamıştır. Toplam 4 sayı çıkan derginin ikinci sayısı 6 Temmuz, üçüncü sayısı 1 Ağustos, dördüncü sayısı 30 Ağustos tarihlerinde yayınlanmıştır. İmtiyaz sahibi ve müdürü Süleymaniyeli Abdülkerim olan dergi 32 sayfadan oluşmaktadır. Dergi Osmanlı Türkçesi, Kürtçenin Kurmancî ve Soranî lehçeleriyle yazılmış yazılar içermektedir.

Derginin yazarları
Derginin bütün yazarlar şunlardır: Xelîl Xeyalî, Abdullah Cevdet, İsmail Hakkı Babanzade, Hüseyin Şükrü Babanzade, Abdülaziz Babanzade, Beni Erdelanî Ehmed Muhsîn, Bulgaristanlı Doğan, Diyarbekirli Fikri Necdet, Ekrem Cemilpaşa, Fuad Temo, Erganimadenli, Y.C, Fahri, Fazil Mûxlîs, Gendo, Harputlu H.B, Kerküklü Necmeddin, Lütfi Fikri, Midhat Bedirhan, Süleymaniyeli Abdülkerim, Süleymaniyeli Mesud, Süleymaniyeli Zêwer, Şêx Rıza, X. Serîzer.
Derginin yayın hayatı süresince birden fazla yazı yazan yazarlar yukarıda isimlerini zikrettiklerimizden Dr. Abdullah Cevdet, İsmail hakkı Babanzade, Diyarbekirli Fikri Necdet, Mehmet Salih Bedirhan, Midhat Bedirhan, Xelîl Xeyalî’dir.

Dergide ele alınan konular

a-) Alfabe Sorunu

Alfabe konusu derginin yayın hayatı boyuncu istikrarlı bir biçimde işlenen bir konu olmuştur. Alfabe konusu hakkında derginin yazarları arasında ortak bir görüşün var olduğu söylenemez. Abdullah Cevdet derginin ilk sayısında “Bir Hitap” başlıkla sayısında Kürtler arasında okuma-yazma oranının yükseltilmesinin her şeyden daha önemli olduğunu ifade etmiş bunun içinde öğrenilmesi zor olan Arap alfabesinin terk edilip yerine Latin alfabesinin kabul edilmesi gerektiğini ifade eden radikal bir düşünceyi dile getirmiştir. Bir dönem Maarif Nazırlığı da yapmış İsmail Hakkı Babanzade derginin üçüncü sayısında “ Kürtlerin Teâlisi” başlıklı yazısında Arap alfabesinin Kürtçeye uygun hale getirilmesi gerektiğini ifade etmiş. “Arnavut Latincileri” gibi Latin alfabesinin kabul edilmesinin Şarki bir millet olan Kürtler için bir cinayet olacağını ve kabul edilemez bir görüş olduğunu ifade etmiştir. Arnavut Aydınlarının Latin alfabesini kabul ettikten sonra 1913 yılında bağımsızlığını ilan etmesinin bu görüşü etkilediği ifade edilebilir. Alfabe üzerine yazıları bulunan Mehmet Salih Bedirhan ve Süleymaniyeli Mesut ise mevcut Arap alfabesinin Kürtçeye uygun hale getirilmesi için çalışmışlardır. Bu iki yazar yaptıkları çalışmaların örneğini dergide yayınlamışlardır. Bu dönemde derginin önemli yazarlarından olan ve bütün yazıları Kürtçe yayınlanan Xelil Xeyali’nin Arap alfabesini Kürtçeye uyumlu hale getirme çalışmaları olduğunu ve bu çalışmalarını “Elifbaya Kurdi” ismi altında bir kitapçık şeklinde yayınladığı görülmektedir.

Kadın meselesi
Kadın meselesi derginin yayın hayatı boyunca sistematik bir şekilde ele alınan bir konu olmasa da Ergani Madenli Y.C tarafından derginin dördüncü sayısında “Kürtlerde Kadın Meselesi” başlıklı bir yazının konusu olmuştur. Roj-i Kurd’den önce yayınlanan Kürt neşriyatında bu konuda herhangi bir yazının olmaması derginin biricikliğini göstermesi açısından önem arz etmektedir. Kürt kadınlarının eğitimsiz olduğunun dile getirildiği yazıda özellikle aile kurma ve evlenme konularında var olan örf ve adetlerin ıslah edilmesi gerektiği dile getirilmiştir. Yazının bütününde kadın her ne kadar özne olarak görülmese de bu meselenin ilk defa yazılması açısından önemli olduğu ifade edilebilir.

Aydınlanma ve ilerleme
Derginin tamamı göz önünde bulundurulduğunda denilebilir ki dergiyi çıkaran ve dergide yazan yazarları tamamını güdüleyen en temel olgu aydınlanma fikridir. Hemen hemen bütün yazılarda dile getirilen Kürtlerin geri kalmışlığı fikri eğitimle halledilecek bir sorun olarak görülmüş. Birçok sorunun kaynağı yeterli eğitim olanaklarının bulunmayışına bağlanmıştır. Abdullah Cevdet bir yazısında Kürtlerin birlikte yaşadığı Ermenilerin köylerinde Shakespeare okunurken Kürtlerin okuma-yazma bilmediğini dile getirmiş. Terakki yani ilerlemenin eğitim yoluyla mümkün olacağını dile getirmiştir.

Sonuç Yerine
Roj-i Kurd dergisi her ne kadar Kürt talebe Hêvî Cemiyetinin yayınladığı bir dergi olsa da Kürt aydın ve entellektüellerinin yazı yazdığı bir dergi olmuştur. Dergiyi Kürt basın Tarihi içerisinde değerlendirdiğimizde kendisinden önce çıkmış yayınlardan ciddi bir biçimde ayrıldığını görmekteyiz. Dergiden önce yayınlanan, Kürdistan, Ümid, Şark ve Kurdistan, Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi gibi gazeteler daha çok siyasi konuları merkeze alan bir yayın çizgisi izlerken Roj-i Kurd, Kürt dili, edebiyatı, tarihi ve toplumsal yapısını merkeze alan bir yayın çizgisi izlemiştir. II. Meşrutiyet’ten sonra çıkan Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi ile Roj-i Kurd arasında küçük bir karşılaştırma bile bu durumu gözler önüne serecektir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Roj-i Kurd’un Kürt Ulusal Hareketi açısından ilk arkeolojik çalışmayı başlatan dergi olduğu ifade edilebilir. Balkan milliyetçilikleri üzerine çalışmış Miroslav Hroch’un dediği gibi milliyetçiliğin ilk evresinde aydınlar mensubu oldukları toplumun dili edebiyatı ve kültürü üzerine arkeolojik çalışmalar yapar ve elde edilen veriler milliyetçilin bir diğer aşaması için zemin oluşturur. Her ne kadar Roj-i Kurd dergisi için milliyetçi talepleri olan bir dergi denilemezse de Kürt dili, edebiyatı ve toplumsal yapısını ele alan ilk ciddi yayın olmuştur.


Kaynakça
- Celîlê Celîl, Kürt Aydınlanması, Avesta Yayınları, İstanbul, 2001.
- Cemilpaşa Kadri ( Zınar Silopi) Doza Kurdistan (Kürdistan Davası) Öz-Ge Yayınları, Ankara, 1991.
- Dersimi M. Nuri, Hatıratım, Öz-Ge yayınları, Ankara 1992.
- Duman Gülseren, The Formations of the Kurdish Movement(s) 1908-1914, MA Thesis, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul , 2010.
- Malmîsanij, Kürt Talebe- Hêvî Cemiyeti, Avesta yayınları, İstanbul, 2002.
- Malmîsanij, Cizra Botanlı Bedirxaniler, Avesta yayınları, İstanbul,2010.
- Olson Robert, The Emergence Of Kurdish Nationalism, University of Texas Press, 1989. Umut Özkırımlı, Milliyetçilik Kuramları, Doğu Batı yayınları, Ankara, 2009.