Şehriban Çoban 86, Zana Çoban ise 72 gündür ayrı cezaevlerinde açlık grevini sürdürüyor. Direnişin yükseltilmesi gerektiğini belirten iki kardeş, “Kararlıyız, geri adım atmayacağız” dedi.

Şehriban Çoban ve Zana Çoban da farklı cezaevlerinde, aynı taleple açlık grevine başlayan iki kardeş.

Van’da 2015’te gözaltına alınarak “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla tutuklanan Şehriban 26 yaşında. Van Cezaevi’nden Şakran’a, oradan da Tarsus’a ve daha sonra İzmir’e sürgün edilen Şehriban, 15 Şubat’ta katıldığı eylemin 86. gününde. Eylem süresince yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çeken Şehriban’ın kamuoyuna mesajı da şöyle: “Eylemimizin başarıya ulaşacağına inanıyoruz, moralimiz yüksektir. Hepimiz grevimizde kararlıyız, sonuç alıncaya kadar eylemimize devam edeceğiz. Açlık grevine başlayan ilk gruptaki arkadaşlarımızın durumu çok iyi değil. Biz ikinci, üçüncü grupta olanların durumu biraz daha iyi. Gazete ve kitaplarımız verilmiyor.

Tek başına hücrede

Rahşan arkadaşımız hücrede tutuluyor, yaklaşık 132 gündür açlık grevinde ve ciddi sağlık sorunları yaşıyor. Yanında refakatçisi de yok ve hücrede tecrit edilmiş durumda. Diğer cezaevlerinde de arkadaşlarımız benzer sorunları yaşıyorlar. Halkımız bizi merak etmesin, direnişi yükseltsin.

 Sadece annelerle olmaz

 Yalnızca anneler aracılığıyla bir süreç götürülmeye çalışılıyor fakat bu şekilde olmaz. Bu sürecin öncüsü annelerdir ama anneler yalnız bırakılmamalıdır. Herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Tecrit kalkıncaya kadar geri adım atmayacağız. Bu haklı bir taleptir ve bu taleplerde ısrarcı olunmalıdır. Yoldaşlarımızın ölmesini beklemek de istemiyoruz. Kazanan direnişimiz olacak, buna inanıyoruz.”

Tecrit kalkıncaya kadar

Zana Çoban ise 2016’da 19 yaşındayken gözaltına alındı ve Muş Cezaevi’ne götürüldü. Orada yaklaşık bir yıl tutulan Zana, ardından Gebze Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Şu an 24 yaşında olan Zana, 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde. Zana da ailesiyle yaptığı görüşmede direnen anneleri selamlayarak, şunları ifade etti: “Biz içeride ve dışarıda tecrit kalkıncaya kadar direneceğiz. Sağlık sorunları yaşayan arkadaşlarımız var ama her şeye rağmen moralimiz yüksektir. Halkımız Leyla Güven’i ve tutsakları yalnız bırakmamalıdır. Hükümet bir an önce taleplerimizi dikkate almalı ve cezaevlerinde ölümler olmadan tecridi kaldırmalıdır.”

VAN


Tutsaklardan annelere mesaj

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, cezaevleri önünde direnen annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak, “Direnişinizle sesimizi dünyaya duyuruyorsunuz. Kararlıyız birlikte kazanacağız” dedi.  Açlık grevinde olan Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, Anneler Günü vesilesiyle direnişçi annelere mektup yazdı. Mektup şöyle: Siz bizim için değerlerin en büyüğüsünüz. İnsanlığa dair bütün değerler ve güzellikler yüreğinizde büyüyor ve topluma mal oluyor. Anne varlığın temelidir, anne onurdur, anne ülkedir. Bundan dolayı anneler her zaman insanlık dışı saldırılara uğruyor. Faşist AKP-MPH iktidarı önderliğe tecrit uygulayarak Kürt halkının iradesine ve onuruna saldırıyor. Sevgili anneler, biliyoruz ki bizim başımız ağrısa sizin yüreğiniz parça parça oluyor. Biz ölüm için değil, onurlu ve değerli bir yaşam için direniyoruz, mücadele ediyoruz. Biz Mazlum, Kemal ve Saraların takipçisiyiz. Onlar nasıl ki çıplak bedenleri 12 Eylül faşizmini yenilgiye uğrattılarsa, biz de onların izinde AKP-MHP faşizmini yeneceğiz. Biz kazanacağız! O yüzden tek değiliz milyonlarız. Siz de bizimlesiniz. Siz sadece annelerimiz değil, aynı zamanda özgürlük mücadelesindeki yoldaşlarımızsınız, hak ve onurun savunucularısınız. 40 yıllık mücadelemizde her zaman yanımızda oldunuz. Güç ve moral alıyoruz sizden. 1 aydır ısrarlı bir şekilde faşizmin yıkılması için siz kapıların önünde, biz kapıların arkasında direniyoruz. Siz vahşi saldırılara maruz kaldınız ama buna rağmen onurlu direnişinizden vazgeçmediniz. Direnişinizle sesimizi dünyaya duyuruyorsunuz. Kararlıyız birlikte kazanacağız. Direnişin coşkusu ve başaracağımızın kararlılığı ile zindandaki tutsaklar adına Anneler Günü’nüzü kutluyoruz. Emekçi ellerinizden öpüyoruz.”

Tecridi bitirmek için değildi

Tecride karşı 70 gündür evinde açlık grevini sürdüren Salih Tekin, taleplerinin var olan hukukun uygulanması olduğunu belirterek, avukatların bir kez Öcalan ile görüştürülmesinin, tecridi kaldırmaya dönük bir niyet olmadığını söyledi.

HDP Amed İl binasında 3 Mart’ta Milletvekili Dersim Dağ ile birlikte açlık grevine başlayan HDP üyesi Salih Tekin, polis baskınlarındaki ikinci gözaltıda tutuklandı. Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne konulan Tekin, 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemini evinde sürdürüyor. Tekin, 70 gündür eylemde.

Tekin, tecride karşı duyarlı olunması için açlık grevi eylemine başladığını belirterek, “İçinden geçtiğimiz süreç insani, ahlaki ve vicdani bir durumdur. İmkansız bir talebimiz yok. Devletin kendi yasalarına uymasını istiyoruz. Hakikatin kırıntısı varsa mücadelesi verilir. Mücadele vermeye de devam edeceğiz” dedi.

Talebimize cevapsız kalındı

Türkiye’de hukukun ve yasaların rafa kaldırıldığını belirten Tekin, 2 Mayıs günü Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine işaret ederek, şunları söyledi: “Belli ki Sayın Öcalan ile görüşmeler oldubittiye getirildi. Burada anlaşılıyor ki bu, tecridin kaldırılmasına dönük bir niyet değildir. Bizim de talebimiz, bir defalığına görüşme yapılsın anlamında değil. Var olan hukukun uygulanması noktasında bir talebimiz var. Hem aile hem de avukatlarıyla sık sık görüşülmesidir talebimiz. Ancak, talebimize ve çağırımıza cevap verilmedi.”

4 vekil açlık grevinde…

Açlık grevi eylemlerine karşı sessizliği “yüz kızartıcı” sözüyle niteleyen Tekin, “Parlamento’da bulunması gereken 4 vekil şu an açlık grevinde. Buna karşı bir sessin yükselmesi gerekiyor. Her gün annelerimize hakaret ediliyor, çirkin saldırılar gerçekleşiyor. Kendine demokratım diyen herkesin ses çıkarması gerekir” dedi.

Tecrit kalkmayıncaya kadar açlık grevi eylemine sonlandırmayacağını kaydeden Tekin, yaşamı savunmaya devam edeceğini söyledi.


Algı yaratmak yerine sahici adımlar atmalı

Tecride karşı 141 gündür açlık grevinde olan İsa İpekli’ni ağabeyi İhsan İpekli, avukatlarının 8 yıl aradan sonra Öcalan’la yaptığı görüşmenin kendilerinde umut yarattığını, ancak hükümetin algı yaratmanın ötesinde sahici adımlar atmasının zamanının geldiğini söyledi.

Kırıkkale Hacılar  F Tipi Cezaevi’nde 141 gündür açlık grevinde olan İsa İpekli, açlık grevindeki binlerce tutsaktan biri. “Örgüt yöneticisi olmak” suçlamasıyla hakkında 530 yıla yakın hapis cezası verilen İpekli, 2008’den bu yana cezaevinde. İzmir’de yaşayan ağabeyi İhsan İpekli, kardeşinin açlık grevine başlamasından ailecek nasıl etkilendiklerini anlattı. Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevine giren kardeşi ve diğer tüm tutsakların bu kararına saygı duyduklarını dile getiren ağabey İpekli, eylem başladığından bu yana cezaevi görüşlerini aksatmadıklarını belirtti.

Annesinin haberi yok

Ancak 82 yaşındaki annesinin kardeşinin açlık grevinde olduğundan haberi olmadığını ifade eden İpekli, oğlunu görmek isteyen annesini çeşitli gerekçelerle sürekli oyaladıklarını kaydetti.

Kardeşinin açlık grevine başladığından bu yana 22 kilo verdiğini aktaran İpekli, buna rağmen ziyaretine gittiklerinde kardeşi ve diğer eylemcilerden moral aldıklarını ifade etti. İpekli, “Çok üzgün bir şekilde görüşe gidiyoruz ama dönüşte bir sonraki ayın görüşüne kadar bir aylık moral depolamış olarak evimize dönüyoruz” dedi.

Tecrit, faşizmdir ve öldürür

 Hem cezaevlerinde hem de dışarıda binlerce insanın tecrit hukuksuzluğuna karşı bedenlerini açlığa yatırdığına işaret eden İpekli, şunları dile getirdi: “Tecrid faşizmdir, faşizm ise öldürür. Bu tecrit kalksın istiyoruz. Leyla Güven ile HDP’li 3 milletvekili daha Diyarbakır’da açlık grevinde. Bu insanların hak, hukuk derdi olmazsa açlık grevine niye girsinler? 82 milyonluk ülkenin dört bir köşesini adım adım sevdikleri için hukuksuzluk olmasın diye hak talebinde bulunuyorlar. Ülkede demokrasinin, adaletin işler hale gelmesini istiyorlar.”

Saatler bile önemli

Ağabey İhsan İpekli, buna rağmen bu zamana kadar taleplerinin karşılanmamış olması nedeniyle eylemcilerin sağlık durumları açısından geri dönülemez bir aşamaya girmiş bulunduğuna dikkat çekti. Artık saatlerin bile çok önemli olduğunu vurgulayan İpekli, bu güne kadar açlık grevlerine sessiz kalan kesimlerin seslerini yükseltmesini istedi. İpekli, şöyle konuştu: “Elimizde olsa ülkeyi yönetenlere neyin iyi olup, olmadığını anlatırdık. 100 yıllık bir Cumhuriyete sahip Türkiye ama birileri çıkıyor, çetevari söylemlerle herkesi tehdit edebiliyor. Öbür taraftan ‘Çocuklar ölmesin’ diyen Ayşe öğretmen cezaevine girdi. Bunları görüp yüreğinin en derininden hisseden insanlar olarak çocuklarımızla gurur duyuyoruz ama kimsenin ölmesini de istemiyoruz, bu çağrıyı yapmaktan da vazgeçmeyeceğiz.”

Ağabey İpekli, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının süren eylemler sonucunda müvekkilleri Öcalan ile 8 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği görüşmenin, kendilerini “umutlandırdığını” dile getirdi. İpekli, fakat hükümetin bu görüşme ile algı yaratmanın ötesine geçip sahici adımlar atması gerektiğini ifade etti.


Taleplerini yerine getirin

Tarsus Cezaevi’nde 72 gündür açlık grevinde olan Ahmet Nas’ın kardeşi Hülya Göktaş, gün geçtikçe mum gibi eriyen tutsakların taleplerinin bir an önce yerine getirilip, tecride son verilmesini istedi.

Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 33 yaşındaki Ahmet Nas, 72 gündür açlık grevinde. Şırnak’ın Cizre ilçesinde dünyaya gelen Ahmet, 1993’te ailesi ile birlikte Mersin’e göç etmek zorunda kaldı. 2001’de yerleştiği İsveç’ten 2017’de Mersin’e geri dönen Nas, bir ihbar sonucu gözaltına alınıp tutuklandı. Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucu Nas’a “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 17 yıl hapis cezası verildi. 2 yıldır Tarsus Cezaevi’nde tutulan Nas, ailesi ile en son 7 Mayıs’ta görüştü. Nas, eyleminde kararlı olduğunu dile getirdi. Tecrit ortadan kalkmadığı sürece eylemlerinin devam edeceğini belirten Nas, “Ucunda ölüm dahi olsa direneceğiz” dedi.

Görme ve unutkanlık

Kızkardeşi Hülya Göktaş, ağabeyi ve ayı cezaevinde açlık grevinde olan diğer tutsakrın durumlarının gün geçtikçe kötüye gittiğini paylaştı. Göktaş, “Durumları kötüydü. Aşırı kilo kaybedip, görme problemi yaşıyorlardı. Yine unutkanlık başlamış durumda. Görüşme sırasında sürekli konuşmalarını tekrarlıyordu” dedi.

Bu durumda olmalarına rağmen ağabeyi ve arkadaşlarının eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını söyleyen Göktaş, ailesi olarak kendilerinin de ağabeyinin eylemini sahiplendiklerini kaydetti. Ancak cezaevlerinden tabutların çıkmasını istemediklerini kaydeden Göktaş, “Tutsaklar gün geçtikçe mum gibi eriyorlar. Kimsenin ölmesini istemiyoruz. Yetkililerin bir an önce tutsakların taleplerini yerine getirilmesini; tecridin ortadan kalkmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.


Yarıda bırakmayacağım

Antep H Tipi Cezaevi’nde 72 gündür açlık grevinde olan İsmail Tüzün, sonu ölüm olsa da eylemlerini yarıda bırakmayacaklarını söyledi.

 Antep H Tipi Cezaevi’ndeki tutulan İsmail Tüzün, 2003 yılından beri tutusak ve yargılandığı davada müebbet hapis cezası almış. Tüzün de 1 Mart’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor. Cezaevinde görüştüğü ailesi aracılığıyla açıklama yapan Tüzün, anaların bir damla gözyaşının bile değerli olduğu, ancak gözyaşı yerine faşist düzenin uygulamalarına karşı durmak ve eylem halinde bulunmak gerektiğini, bunun kendilerini daha çok motive ettiğini ve kararlılıklarını artırdığını söyledi.

Hasta tutsaklar arasında

Fiziksel rahatsızlıkları baş gösteren ve aynı zamanda hasta tutsaklar arasında yer alan Tüzün, talepleri karşılanana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirterek, “Sonu ölüm olsa da eylemimizi bırakmayacağız. Sonuç alıncaya kadar büyük bir kararlılıkla direnişi yükselterek zindanları dağ ile buluşturacağız” dedi.

Tüzün, “Bobby Sands’ın açlık grevleri için dediği gibi: ‘Onlar intihar diyor, ben cinayet diyorum’. İnsani taleplerimizin karşılanmaması bir cinayettir ve buna sessiz kalanlar bu cinayete ortak olmaktadır” diye konuştu.