Biri 35 yıllık bir mücadeleci, diğeri hayatının baharında, geleceği parlak bir sanat yönetmeni. Onların hayatı 5 Haziran’da Amed mitingine bombalı saldırıda değişti. Vücutlarından bir parçayı yitirseler de yaşam umutlarını koruyan Reyhan Yıldız ve Lisa Çalan, her şeye rağmen hayata nasıl tutunduklarını “Yaşama bağlılığımız halkımıza bağlılığımızdır” sözüyle anlatıyor. 

HDP’nin 5 Haziran’daki Amed mitingine dönük bombalı saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Saldırıda ağır yaralanan 61 yaşındaki Reyhan Yıldız’ın 3 defa kalbi durdu, bir ayağını kaybetti. 28 yaşındaki Lisa Çalan ise iki ayağını…

61 yaşındaki Reyhan Yıldız, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 14 günlük yoğun bakım ardından bir ayağını kaybetti. Sol kolunu da kaybetme aşamasına geldi, sağ ayağına onlarca şarapnel parçası isabet etti. Yoğun bakımdayken 3 kez kalbi duran Yıldız’ın kalçasındaki yaralar da hala iyileşmedi. 


35 yıllık mücadele

35 yıldır Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne gönül vermiş Yıldız, yıllarca Barış Anneleri Meclisi’nde çalıştı. 1996’da “PKK’ye yardım” gerekçesiyle tutuklanarak bir yıl cezaevinde kalan Yıldız, 2009 yılında KCK operasyonlarıyla yeniden hapse girdi. 4 yıl Midyat, Adana, Malatya, İstanbul, Amed’de o cezaevinden bu cezaevine sürgün edildi. 

HDP’nin seçimleri kazanması için büyük bir heyecanla çalışma yürüttüklerini ve aynı heyecanla 5 Haziran’da miting alanına gittiklerini anlatan Yıldız, “Yaşadığımız mutluluğu bize çok gördüler. Yüreklerimizde bombalar patlattılar” sözüyle o günü anlatıyor. 


Sırat köprüsü

Bombanın patladığı trafo direğine çok yakın bir yerde bulunduğunu belirten Yıldız, birinci patlamadan kısa bir süre sonra büyük bir patlamanın daha yaşandığını, ne olduğunu anlamadan patlama ile havaya uçtuğunu söyledi. Yıldız, “Yere düştüğüm anda etrafıma bakındım bir elim parçalanmış, etleri etrafa saçılmıştı. Bir ayağım ise bedenimden sarkmış bir şekilde yerde duruyordu. Hareket etmeye çalıştım ama yerimden kıpırdayamadım. Öylece kaldım. Otururken parçalanmış bedenimi, acıyı hissetmeden öyle insanların bağrışmaları, yanan, parçalanan bedenler, yanık kokusu geliyordu. Bir yanım cehennem, bir yanım ise sırat köprüsüydü. Kıyametin koptuğunu düşündüm” dedi. 

Ciwan’ı unutamam

Bombanın patladığı anda trafo direğine çok yakın olduğu için yaşamını yitirenleri hiç unutamadığını belirten Yıldız, 17 yaşındaki Ciwan Arslan’ın ağır yaralı olmasına rağmen “Ben sakatlandım. Ayağım koptu, babam bana çok kızacak” dediğini anlattı. Yıldız, “O an dedim keşke o genç yaşında Ciwan ölmeseydi de ben ölseydim. O anı hiçbir zaman unutamıyorum” dedi.



Gözünü açar açmaz

Yoğun bakımda olduğu için 7 Haziran’da oy kullanamadığını söyleyen Yıldız, şöyle devam etti: “Gözümü açtığımda ilk sorduğum soru seçim sonuçları idi. Bana barajı aştık dediklerinde o an mutluluktan uçabilirdim, ölseydim de gözlerim arkada kalmazdı. Bize acılar yaşatanlara, 7 Haziran’da AKP’ye büyük bir cevap verdik. Yüreklerimizi yakanların bir kez daha gülmelerine izin vermedik. Verdiğimiz emekler, yaptığımız çalışmalar boşa gitmediği için çok mutluyduk.”


‘Saldırıyı devlet yaptı



Yapılan bombalı saldırıya ilişkin de konuşan Yıldız, tutuklanan DAİŞ üyesini hatırlatarak “Bombalı saldırıyı yapan devletten başka kimse değildir. Kesinlikle devletin parmağı var. Devletin parmağı olmadan DAİŞ kendi başına Amed’de böyle büyük bir eylemi yapamaz. Bizim isteğimiz bunu yapanlar, destek verenler ortaya çıkarılsın. Karanlıkta kalmasın” dedi.
Tüm yaşananlara rağmen yaşam sevincini kaybetmek istemediğini belirten Yıldız, kendi başına yaşamını idame edemediğini, ancak kızlarının yardımı ile yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söyledi. 

“Yaşama bağlılığım halkıma, davama olan bağlılığımdır” diyen Yıldız, “Bu uğurda çocuklarımı, ayağımı, kolumu, evimi, barkımı verdim. Her şeye rağmen pişman değilim. Yaşamım rahat geçti mi derseniz? Hayır rahat geçmedi. Ama tek parçam kalsa da mücadeleye devam edeceğim” mesajı verdi. 


Genç sanat yönetmeni

Bombalı saldırıda iki bacağını kaybeden Lisa Çalan da her şeye rağmen hayata sımsıkı tutunuyor. Çalan’ın isteği protez bacakla da olsa tekrar yürüyebilmek.

Patlama öncesi Ortadoğu Sinema Akademisi’nde sanat yönetmenliği yapan ve asimilasyona karşı direnişi anlatan “Dağların Dili” adlı kısa metrajlı bir film çeken 28 yaşındaki Çalan, miting alanında tam da bombanın patladığı tezgahın yanında durduğunu belirterek, o günü şöyle anlattı: “Trafonun bulunduğu noktada sıkışıp kaldım. Önümde, üzerinde semaveriyle terk edilmiş ve yüksekliği diz boyunda bir tezgah vardı. Hareket edemediğim için tezgaha bacaklarımı dayadım. Tam tezgahın üzerinden atlamayı düşünürken büyük bir patlama sesiyle geriye doğru fırladım. Gözlerimi açtığımda şokun etkisiyle henüz acıyı hissetmiyordum. Etrafıma baktığımda, insanların kanlar içinde, üst üste yığılmış bir şekilde yattığını fark ettim. Hiçbir kelime oradaki durumu anlatmaya yetmez.”


Şaka olsun istedim

Yazıya dökülmesi zor olsa da Lisa’nın konuşmasının devamında bacaklarını kaybettiğini anladığı anlar var: “Bir an şaka olmasını ümit ettim. Hatta gökyüzüne bakarak, içimden, ‘Allah’ım bana şaka mı yapıyorsun’ dedim. Bacağımın dizden aşağı bölümü yoktu, sadece et gözüküyordu ve musluk gibi kan akıyordu. Ne olur ikinci bacağım yerinde olsun’ diyerek ikinci bacağımı yavaşça çektim ve onun durumunun daha kötü olduğunu gördüm. İki bacağımı da kaybettiğimi anlayınca, bilincimi kaybetmemem gerektiğini anladım. Çünkü bilincimi kaybetseydim orada ölecektim. Kollarım ve çok uzun olan saçlarımın yarısı yanmıştı. Kanamam çok fazlaydı. Daha sonra 8 kilo kan kaybettiğimi öğrendim.”


Dik durmasını biliriz

Yanına gelen kadınların ‘Bize yaptıkları zulüm yetmedi mi’ diye Kürtçe ağıtlar yakmaya başladıklarını, gençlerin ise hemen yaralılara müdahale ettiğini aktaran Çalan, o günkü hayat mücadelesini şöyle anlatıyor: “O gün olay sonrası kendimi çok yalnız hissettim, ailem yanımda yoktu, tek tanıdık ses platformdan anons yapan Şêrko’ydu. Sürekli trafo patladı, diyordu, ben de içimden, ‘hayır Şêrko, trafo değil, bomba patladı ve ben birazdan öleceğim’ diyordum. Sürekli ölmemem gerek, direnmem gerek, diyordum. Sonradan, iki bacağım olmayacağını bile bile yaşamak için niye o kadar direndim, diye kendimi çok sorguladım ve bunun cevabını biz Kürtlerin gerçeğinde buldum. Biz Kürtler hep zulme uğradık ama hep direndik, dik durmasını bildik.”


Protezle de olsa yürümek

Yolu kapatan polis araçları nedeniyle o haliyle uzun süre ambulansta bekletilen Çalan, bilincini kaybetmemek için sonuna kadar direndi. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ameliyata alınan Çalan, bir ay sonra olacağı ikinci ameliyatı bekliyor. Yürümeyi ve koşmayı çok seven Çalan’ın tek umudu protezle de olsa yeniden hareket edebilmek. “Koca Diyarbakır bana küçük gelirdi. Her yere yürüyerek giderdim” diyen Çalan, “Her şey birden yok oluyor. Hiç düşünmediğin bir anda hayatının seyri değişiyor” diye yaşadıklarını ifade ediyor. 


Ağabeyinin ayakları da yok

En çok daraldığı dönemlerde kırsalda bacaklarını, ayaklarını kaybeden, ancak her şeye rağmen direnen gerillaları aklına getirdiğini belirten Çalan, “Benim ağabeyim savaş mağduru. Karda soğuktan kangren oldu ve iki ayağı yok. Aynı kaderi paylaşıyoruz. Annem ‘iki çocuğumun da ayakları bacakları yok’ diyerek sürekli ağlıyor. Bazen diyorum ki, keşke ablamı dinleseydim ve onunla gitseydim. Ama bu işi keşkelere bırakırsam tıkanacağım. Kurtulamayacağım bu acıdan ve kişiselleştireceğim. Ama ben tek değilim, dağda bir sürü gerilla kaybetmiş bacaklarını, çok da mutlular. Protezlerle dağda yürüyorlar, sürekli onları düşünerek kendimi motive etmeye çalışıyorum. Cenazeleri zılgıtlarla kaldıran bir halkın ferdiyim, direnen bir halkın çocuğuyum, o nedenle bunu atlatmak için savaşmalıyım” diye konuştu.  


AZİZ ORUÇ/ZEYNEP KURAY/DİHA/ANF/AMED