• Musa Piroğlu: Bu saatten sonra devletin atacağı her geri adım, toplumsal alanda kolay kabul olmayacak. Yasayla ciddi bir meşruiyet zemini yaratıldı. Uygulanması için mücadele etmek gerekiyor.
  • Abdülhakim Daş: Köylere geri dönüş, koruculuğun kaldırılması, ana dilde eğitim ve statü gibi başlıklar hâlâ belirsizdir. Sadece silahsızlanmayla ‘Kürt meselesi halloldu’ denilirse tekrar başa dönülür.

ERDOĞAN ALAYUMAT / İSTANBUL

Meclis’ten geçen ‘çerçeve yasa’, çatışmasızlığın kalıcılaşması açısından bir eşik olarak değerlendirilse de Kürt meselesinin siyasal ve toplumsal boyutlarına ilişkin temel sorunları kapsamıyor. Sosyalist Demokrasi Hareketi (SDH) Kurucu Üyesi Musa Piroğlu, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Federasyonu (DGD) Başkanı Abdülhakim Daş ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak, yasanın yarattığı yeni zemini, eksik kalan başlıkları ve bundan sonraki süreçte devletin atması gereken adımları gazetemize değerlendirdi.

Sosyalist Demokrasi Hareketi Kurucular Kurulu üyesi Musa Piroğlu, birçok yönüyle “eksiklikler” içeren ‘çerçeve yasa’nın sosyalistler ve demokrasi güçleri açısından yeni bir “mücadele döneminin başlangıcı" anlamına geldiğini vurguladı. “Yasanın bu kadar ucu açık çıkmasında kendi payımızı da görmemiz gerekiyor” diyen Piroğlu, 50 yıllık savaş dönemi ve İmralı’da Abdullah Öcalan’ın açıklamasından sonra başlayan süreç boyunca barış talepli ciddi bir hareket örülemediği için ‘çerçeve yasa’nın mevcut haliyle çıktığını belirtti.

Mücadeleyle yol alınacak

İlk etapta yaklaşık 4 bin siyasi tutsağın çıkabilmesine olanak sağlayan düzenlemelerin yasada bulunduğuna dikkat çeken Piroğlu, bunun bir “pişmanlık ya da geri dönüş yasası” olmadığının anlaşılması gerektiğini vurguladı. Piroğlu, şöyle konuştu: “İstisna görülen kişiler ve kadroların durumu zamana yayılıyor. Bunun dışındaki bütün siyasi unsurlar yasanın kapsamı içine alınmış durumda. Ayrıca binlerce dosyanın ve Yargıtay’daki davaların düşeceği, sürgünden pek çok insanın dönebileceği, dağdan çok sayıda insanın geri dönebileceği koşulların, bu yasanın kapsamına alındığını biliyoruz. Uygulanması meselesi ise ister istemez bir mücadeleyi dayatacak bize.”

İki tarafın da şartları

‘Çerçeve yasa’nın yürürlüğe geçmesinin MGK'nın onayına bağlanmasının önemli bir handikap olduğunun altını çizen Piroğlu, “Meclis'ten çıkan bir yasanın uygulaması yetkisi MGK’ya bırakılmış durumda. Buradaki en handikaplı mesele bu. Devlet yapısı açısından Meclis’in kendi yasası üzerinde söz sahibi olmadığı olgusunu gösteriyor. Evet, yasa MGK’nın onayı gibi bir şarta bağlanıyor ama tersten de Kürt Hareketi kendisi açısından ‘bu yasa uygulamaya konulduktan sonra biz kendi geri dönüşlerimizi yürüteceğiz’ yaklaşımı var” diye konuştu.

Meşruiyet zemini yarattı

Yasanın masanın her iki tarafındaki aktörleri de zorladığına dikkat çeken Piroğlu ‘çerçeve yasa’nın, toplumsal barış için atılacak adımlar açısından ciddi bir meşruiyet zemini yarattığını kaydetti. Yasanın Meclis’te geniş bir çoğunlukla çıkmasını eski bir milletvekili olarak kendi deneyimi üzerinden değerlendiren Piroğlu, şunları belirtti: “Biri hariç neredeyse bütün siyasal oluşumların hepsi bu yasayı destekledi. Desteklerken de bunun yetmediğini, özgürlük ve barışın inşa edilmesi gerektiğini söylediler. 5 yıllık Meclis deneyimimle söylüyorum, bu lafları Meclis kürsüsünden duymak bile çok önemli. Ben çok daha sert ve neredeyse boğaz boğaza kavga vererek yasa geçirdiğimiz dönemleri hatırlıyorum. Bu açıdan bir toplumsal mutabakatın da Meclis’te adım adım örüldüğünü düşünüyorum. Bu saatten sonra devletin atacağı her geri adım, toplumsal alanda kolay kabul olmayacak. Artık bu yasayla ciddi bir meşruiyet zemini yaratıldı.”

Uygulanması için mücadele

“Yasa birçok boyutuyla ciddi eksiklikler taşıyor. Uygulamaya yönelik ucu açık pek çok unsur bu yasada mevcut. Bu açıdan handikaplı bir yasa olarak görülebiliyor” diyen Piroğlu, şunları ekledi: “Bu yüzden bu yasa, önümüze ciddi sorumluluklar ve görevler çıkarıyor. Mücadelenin yeniden ve güçlü bir şekilde başlamasının da imkanlarını ve zaruretini ortaya koyuyor. Bu yasa uygulanacaksa bunun için mücadele etmek gerekiyor, yasa derinleştirilecekse de bunun için mücadele gerekiyor.”

DGD: İlk ama yetersiz

Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Federasyonu Başkanı Abdülhakim Daş, ‘çerçeve yasa’nın ilk adım olarak değerlendirilmesine rağmen kapsamının dar olduğunu belirtti. Silahların susmasının önemli olduğunu, ancak bunun tek başına Kürt sorununun çözümü anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Daş, ‘çerçeve yasa’ya ilişkin beklentilerinin mevcut haliyle karşılanmadığını söyledi.

Koruculuk ve köye dönüş

Düzenlemenin ilk adım olarak tanımlanmasına rağmen hasta tutsakları dahi kapsamayan bir içerik taşıdığına dikkat çeken Daş, köylere dönüş, koruculuğun kaldırılması, ana dilde eğitim ve statü gibi başlıkların hâlâ çözüm beklediğine işaret etti. Özellikle dönüş koşullarının ve yeni kuşakların ana dilleriyle bağlarının yeniden kurulmasının nasıl sağlanacağının belirsiz olduğunu ifade eden Daş, şöyle konuştu: “Tek olumlu şey, bir adımın atılmış olmasıdır. Geri dönüşlerin ve bu dönüş koşullarının sağlanıp sağlanamayacağı belirsizdir. Göç eden insanların ekonomik, siyasal ve sosyal ihtiyaçlarının yasalarla karşılanıp karşılanmayacağı, Kürtlerin ve diğer milletlerin ana dilde eğitim yapıp yapamayacaklarının en azından hedeflendiğinin belirtilmesi gerekir fakat sadece belirli tutuklulara yönelik bir düzenleme olduğunu görüyoruz.”

Tekrar başa dönülür

Çözüm sürecinin yalnızca silahların susması ve çatışmasızlığın sağlanması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Daş, Kürt sorununun tarihsel olarak ortaya çıkmasına neden olan siyasal ve toplumsal sorunların çözülmeden kalması halinde gerçek bir çözümden söz edilemeyeceğini belirtti. “Silahların susması ve anaların ağlamayacak olması büyük bir sevinç ve değerli bir adım” diyen Daş, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ifade ederek uyardı: “Eğer sadece güvenlik meselesi çözülüp ‘Kürt meselesi halloldu’ denilirse sorun çözülmemiş olur ve tekrar başa dönülür.”

Kürt sorununun çözümünde statü, kendi kaderini tayin hakkı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve ana dilde eğitim başlıklarının belirleyici olduğunun altını çizen Daş, insanların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmemesi halinde yalnızca çatışmasızlık ortamının devam edeceğini, sorunun temel nedenlerinin ise olduğu yerde kalacağını belirtti.

Demokratik mücadele örülmeli

‘Çerçeve yasa’nın mevcut haliyle çözümün bütün sorunlarını ortadan kaldırmadığını, ancak sürecin başlamış olmasının önem taşıdığını tekrarlayan Daş, bundan sonraki dönemde iktidarın yanı sıra Kürt coğrafyasındaki muhalefetin de demokratik zeminde ortak bir mücadele yürütmesi gerektiğini vurguladı. Daş, “Bu başlangıç, niyet olarak çözümün yolunu aralayan bir adımdır” derken, çözümün kalıcı hale gelmesi için demokratik yollarla mücadelenin önünün açılması gerektiğini söyledi. Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan göçler, faili meçhuller ve tutuklamaların Kürt sorununun çözümsüzlüğünün sonuçları olduğunu anımsatan Daş, demokratik bir çözüm için toplumsal ve siyasal mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Temel hakları da kapsamalı

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak, ‘çerçeve yasa’nın Meclis’te önemli bir çoğunlukla kabul edilmesini ve silahların susmasını bir “eşik” olarak değerlendirmekle birlikte, düzenlemenin kayyum uygulamaları, ana dilinde eğitim ve KHK’lerle ihraç edilen emekçilerin görevlerine dönüşü gibi temel başlıklarda eksiklikler taşıdığını belirtti. Irmak, “Biz barışı sadece iki tarafın uzlaşması değil, bir demokratikleşme meselesi olarak algılıyoruz” derken, sürecin seçim hesabıyla değil, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir toplumsal mutabakatla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Ana dilde eğitim konusu

Halkların eşit koşullarda yaşayabilmesini sağlayacak düzenlemelerin de yapılması gerektiğini belirten Irmak, özellikle eğitim hakkına dikkat çekti. Irmak, Eğitim Sen’in temel mücadele başlıklarından biri olan ana dilinde eğitim hakkı konusunda ise henüz bir ilerleme sağlanmadığını vurguladı. Irmak, demokratikleşmenin eğitimden yerel yönetimlere kadar birçok alanda somut karşılık bulması gerektiğini söyledi.

Toplumsal mutabakatla

‘Çerçeve yasa’daki eksikliklere rağmen silahların susmasını ve düzenlemenin Meclis’te geniş bir çoğunlukla kabul edilmesini önemli gördüklerini belirten Irmak, “Bundan sonra sürecin nasıl ilerleyeceği önemli” dedi. Beklentilerinin sürecin siyasal ya da seçim hesapları üzerinden yürütülmemesi olduğunu vurgulayan Irmak, ülke insanlarının eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir toplumsal mutabakatla yürütülmesini istediklerini kaydetti. Irmak, sürecin siyasal hesaplarla yürütülmesinin ise toplumda büyük bir hayal kırıklığı yaratacağı uyarısında bulundu.