Temel: Kürt halkı büyük direniyor

7 Ekim 2022 Cuma - 19:00

HDP Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel

HDP Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel

  • Uluslararası Komplo'nun Kürtlerin özgürlük eğilimine saldırı olduğunu belirten HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel, “Sonuç alınmak isteniyor ama Kürt halkı ve demokrasi güçleri de buna karşı büyük direniyor” dedi. 

 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel, MA'dan Berivan Altan'a konuştu. Egemen güçlerin Ortadoğu’ya müdahale etmenin ilk adımı olarak komployu geliştirdiğini; ABD’nin planı olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) temellerinin Abdullah Öcalan’ın tasfiye edilmek istenmesiyle atıldığını hatırlatan Temel, “Sayın Öcalan bu çarpıcı gerçeği görüyor. Şam’dan çıkışının hem Suriye devletine yönelik geliştirilen kuşatma ve beraberinde Ortadoğu’ya yönelik müdahalenin zemini olduğunu görerek, Ortadoğu ve Kürdistan’a sıkışmış olan Kürt sorununu bir şekilde uluslararası arenada tartışma zeminini de yaratmak istedi” dedi. 

Kapitalist modernite güçlerinin Kürt halkının özgürlük eğilimini ve  Öcalan’ın çözüm perspektifini bertaraf etmek için de komployu devreye koyduğunu kaydeden Temel, "Ateşkesler, eylemsizlik süreçleri gündeme geldi. Böyle bir perspektif, Ortadoğu’ya dair hesapları olan güçler açısından sorun olabilecek bir durumdu. Çünkü var olan sorun muhataplarıyla tartışılıyor, dolayısıyla uluslararası güçlerin dahli ve karıştırıcı mikser rolü oynamasının önü kesiliyordu. Öcalan’a yönelik komplonun bir amacı buydu” diye konuştu. Öcalan üzerinden Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiye edilmek istenmesinin bir diğer amacının da temsil ettiği paradigma olduğunu vurgulayan Temel, “Sosyalizmin yeniden yorumlamış, sosyalizmin reel ve aşılması gereken yönlerini masaya yatırmış, bir halk hareketi olarak giderek toplumsallaşan bir Kürt siyasi hareketi söz konusuydu. Şimdi bunun önünün alınmasının da yolunu da Türkiye’deki rejimin stratejik aklı, Öcalan’ın tasfiyesinde gördü. Zaten o zaman hem özel harp merkezi hem de PKK’den kaçan çeşitli kişilerin ortaya koyduğu değerlendirme şuydu; Sayın Öcalan’ın tasfiye edilmesiyle PKK’nin dağılacağına yönelik büyük bir umut, beklenti var. Bu işin bir kısmıydı” ifadelerini kullandı. 

ABD ve Rusya birlikteydi 

Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesi sırasında da ilginç gelişmelerin, benzeşmeyen ülkelerin dahi birlikte hareket etmelerine tanık olduklarını ifade eden Temel, şöyle devam etti: “Amerika ve Rusya çok az konuda hem fikir olur. Bir aya gelmeyen, benzeşmez iki kutuplu dünyayı temsil eden güçlerdir. Uluslararası Komplo'da birbiriyle koordineli, paralel bir şekilde uyumlu, ahenkli bir politika yürüttüler. Komplonun esaretle sonuçlanmasında yatan da bu birlikteliktir. Mesela Yunanistan ve Türkiye! Tarihsel olarak çelişkileri, yan yana gelmedikleri bilinen bir gerçek. Türkiye ile Yunanistan’da ortak hareket etti. Birbirine karşı yer yer Saddam’dan, İran’dan destek alarak kavga eden YNK ve KDP, komplo sürecinde Washington’da buluşturuldu. Yine benzeşmez iki anlayış, Öcalan liderliğinin tasfiyesi temelinde bir araya getirildi. Siyasi farklılıklar, ayrılıklar bitirilerek, komplo sürecine girildi.”

Temel, uluslararası güçlerin ve NATO Gladiosu’nun devreye girmesinin de en temel sebebinin Kürt sorununu yüzyıl daha çözümsüz bırakılması ve Kürdistan’ın statüsüzlüğünün devamını sağlamasının hedeflendiğini söyledi.  

Duruşuyla boşa çıkardı

Öcalan’ın komployu İmralı duruşuyla boşa çıkardığının da altını çizen Temel, şunları söyledi: “Demokratik Cumhuriyet temelinde Kürtlerin de bu Cumhuriyet’in asli kurucularından olduğu tezi, formülasyonu İmralı’da mayalandı, olgunlaştı. İmralı duruşmaları ile kamuoyuna yansıtılarak, bir paradigma ve çözüm perspektifine dönüştü. Bu çözüm perspektifinin birkaç muhatabı vardı. Birincisi Kürtlerdi. Sayın Öcalan, Kürtlere bu çözüm perspektifini sunarken; Kürt halkının bir şekilde bunu referandum etmesi, onaylamasını test etti. 2000’lerden günümüze kadar her etkinlik, konferans, Newroz’lar da Kürt halkı tarafından kabul edilen bir çözüm perspektifi olduğu ortaya çıktı.”

Toplumu çözüme ikna

Öcalan’ın geliştirdiği paradigmanın bir diğer muhatabının Türkiye toplumu olduğunu belirten Temel, şöyle devam etti: “Türkiye toplumunu çözüme ikna etmek, Demokratik Cumhuriyet'in neden gerekli olduğunu ortaya koymak şüphesiz; Kürt hareketiyle Türkiye’deki sol, sosyalist, demokrasi güçlerinin işiydi. İşin bu ayağı eksik kaldı. Diğer muhatabı ise çözümün bir şekilde tartışılacağı, müzakere edileceği bir iktidar, muhatap -devlet adına, Türkiye Cumhuriyeti’nin temsili adına- aradığını söyledi. Sayın Öcalan’ın çözüm adına muhatap arama girişimi uzun süredir devam ediyordu. Devlette ise çözümsüzlükten yana olan darbe mekaniğini savunan güçler devreye girdi. Çözümsüzlükten, inkardan beslenen tekçi kod maalesef sürekli galip geldi. Sürekli bir şekliyle Sayın Öcalan’ın çözüm perspektifi ve çabalarını sabote etti. Sayın Öcalan bunu süreklileşen darbe mekaniği olarak yorumladı. Zaten dikkat ederseniz, çözümsüzlüğün tartışıldığı her dönemde -şu anki gibi- bir darbe mekaniği var. Darbe mekaniği sürekli topluma, toplumun dinamiğine, özgürlüğüne, Kürt halkının varlığına karşı darbecikler üreterek, devleti yönetme mantığına sahip. Çözümsüzlüğün derinleştiği zamanlarda darbe bir yönetim şekline dönüşüyor. Dolayısıyla aslında derin Gladio zihniyeti, odakları sürekli çözüm yollarını günümüze kadar tıkadı.” 

Tasfiyenin önü alındı

Öcalan’ın İmralı’da geliştirdiği paradigma ile Kürt Özgürlük Hareketi’ne dayatılan tasfiyenin önünü de aldığını kaydeden Temel, “Sayın Öcalan İmralı’da komployu boşa çıkarmak için çok kapsamlı bir plan hazırladı. Kürt siyasi hareketini bütün bileşenleriyle bir paradigma değişikliğine götürdü, demokratikleştirdi. Karşıtına benzemesinin önünü ve önlemini aldı. Çeşitli mekanizmalar kurdu. Dolayısıyla sistemsel değişiklikle tasfiyenin önünü aldı. Komplo tasfiyeyi hedefliyordu. Kürt siyasi hareketi tasfiye oldu mu? Hayır. Şu an Şehba’dan Şengal’e kadar neredeyse Ortadoğu’da birçok devletin hüküm sürdüğü coğrafyadan daha fazla bir coğrafyanın kontrolünü bulunduruyor. Tam tersi paradigma tuttu. Sayın Öcalan’ın komploya uğratıldığı Suriye’nin bugün durumunu görüyoruz. Orada Kürtlerin Sayın Öcalan’ın fikirleri doğrultusunda hareket ettiği alana bakıyoruz; Ortadoğu’daki bütün antidemokratik rejimler açısından bir model oluşturacak düzeye geldi” dedi. 

Komplo hedefine ulaşamadı

Komplonun başarıya ulaşmadığını vurgulayan Temel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenilmez bir demokratik siyaset iradesi var. Siyasi gelenek ve fikriyat, Türkiye’nin kaderini belirleyecek düzeye gelmiş. PKK’nin tasfiyesi hedefleniyordu, olmadı. Neredeyse dünyanın her yerinde, Kürtlerin yaşadığı dört parçada siyasi ağırlığı, gücü var. Komplonun hedefine ulaştığını söylemek mümkün değil. Sayın Öcalan tecride rağmen Kürt sorununun çözümü noktasında tek muhatap, tek aktör pozisyonunda duruyor. Sayın Öcalan’ın toplumla, halklarla diyalogunun olduğunu düşünelim, hayal edelim. Komplonun başarıya ulaştığını, sonuç aldığını söylemek mümkün değil.”

Tecrit komplonun parçasıdır

Komplonun da kendisini sürekli yenilediğini belirterek,  derinleşmiş ve korkunç bir hukuksuzluğa tekabül eden tecride işaret eden Temel, şunları ekledi: "Egemenler, komployu sürdürmekten vazgeçmedi. Güney Kürdistan’a yönelik işgalin tümü aslında komplonun sonuca ulaşması için gerçekleştirilen tasfiye saldırıları. Rojava’ya yönelik düşmanlık, kayyum politikaları, HDP ve diğer demokrasi güçlerine yönelik tasfiye politikası tecritle bağlı olarak gelişen komployu sonuca ulaştırmaya yönelik girişimlerdir. Aslında komplo devam ediyor, sonuç alınmak isteniyor ama Kürt halkı ve demokrasi güçleri de buna karşı büyük direniyor. O yüzden komplocuların kazanması mümkün değil. Halkların komployu boşa çıkarma iradesi ve inisiyatifi her zaman vardır.”   ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.