Toplum büyük bir şok yaşadı

Kadın Haberleri —

.

.

  • İnsan Hakları Savunucusu Fatma Bostan Ünsal, depremin ilk iki gün kamu kurumu olan AFAD’ın harekete geçmemesi, harekete geçen sivil inisiyatifleri engellemesi, insanların yakınlarını enkazdan çıkaramaması ve mevsim şartlarını ağırlığının büyük bir şok oluşturduğunu söyledi.

Mereş merkezli 6 Şubat depremlerin üzerinden günler geçti ama bıraktığı şok hala atlatılamadı. Bina enkazlarının altında kalan insanlar kurtarılmayı beklerken, yakınları o enkazların başında nöbet tuttu. Yapılmayan arama kurtarma çalışmaları, gelmeyen yardımlar, soğukla cebelleşen insanlar, kaybolan çocuklar, yağma iddiasıyla katledilenler… deprem bir çok şeyi aynı anda gösterdi.

Konuya ilişkin NÛJINHA’dan Serpil Savumlu’nun sorularınını yanıtlayan İnsan Hakları Savunucusu Fatma Bostan Ünsal, deprem dolayısıyla halkların birbiriyle olan dayanışmanısının Türkiye’de var olan kutuplaşmanın şiddetini azaltacak bir fırsat sunduğunu ama bunun değerlendirilemediğini söyledi. Ünsal, deprem bölgelerinde yağma haberleri ile fitnenin yaygınlaşmasına yol açacak çok tehlikeli bir kapının aralandığını da ifade etti.

Asıl sorumlular gözden kaçırılmamalı

“Bugünkü görüntülerin bir benzerini çok da uzak olmayan bir geçmişte 1999 Adapazarı depreminde yaşamıştık” diyen Ünsal devamla şunları belirtti: “Bu deprem sonrasında inşaatların nasıl yapılması gerektiği ile ilgili olarak mevzuat değişmişti ama bu depremde yaşadıklarımız yapıların mevzuata uygun olarak yapılmadığını çok açık olarak gösterdi. Toplumsal etkiye sahip herhangi bir konu ile ilgili değişiklik ancak, kamu otoriteleri, işi yapanlar ve kullanıcı üçlüsünün işbirliği ile mümkündür.” 

Yapıları yapan müteahhitler ve yapı sahiplerinin de bu felakette sorumluluğu vardır” değerlendirmesinde bulunan Fatma Bostan Ünsal, kamu otoriteleri ve devletin sorumluluğuna dikkat çekti. Ünsal, sadece “Müteahhitlerin sorumlu tutulması ve onların tutuklanması aslında sorumluluğu başkalarının üzerine yıkmadır” diyerek “bu sorun gelecekte çözme önünde engel olacaktır” tespitinde yaptı. Ünsal şöyle dedi: “Ayrıca ‘imar barışı’ teklifinde de görüldüğü gibi kamu otoritesinin ‘mevzuata uygun yapı yapılmasını’ temin etme hususunu hiç önemsemediğini göstermektedir. Yapı ile ilgili mevcut yetkisini ücret karşılığında devretmek ister gibi görünüyor.”

Olayı büyük, sorumluluğu küçültmek istiyorlar

Depremin ilk iki gün kamu kurumu olan AFAD’ın harekete geçmemesi, harekete geçen sivil inisiyatifleri engellemesi, insanların yakınlarını enkazdan çıkaramaması, mevsim şartlarını ağırlığı ve çaresizliğin büyük bir şok oluşturduğunu belirten Ünsal, “Bu yaşananları “kader planı” olarak görmek, yaşananlarda kendisini sorumlu görülmesini önlemek için hükümet çevreleri tarafından ileri sürülen bir iddiadır” dedi. Ünsal şunları kaydetti: “1999 Adapazarı denkleminde “devlet çöktü” diyerek eleştirel tutum alan muhafazakar/yandaş basın bu dönemde iktidar çevreleri ile yakın ilişki nedeniyle “asrın depremi” diyerek olayı büyütmek ve yetkililerin sorumluluğunu küçültmeye çalışmaktadır.”

Öfke ve kızgınlığı mültecilerE yöneltiler

Deprem bölgelerinde iktidarın yürüttüğü politikalar dolayısıyla yaşanan olaylara dikkat çeken Ünsal, “Varlık sebebini sığınmacı düşmanlığı üzerine bina eden bir parti lideri ve bu söylemi benimseyen çok yüksek oranda insan bu süreçte “yağma” olayları üzerinden halkın bütün öfkesini ve kızgınlığını bu alana yöneltti. Bu tür olaylar sırasında her zaman yağma olayları olur, 1999 depremi sırasında da kadınların bileziklerini almak için ölmüş kadının bileğini kesme gibi vahim olaylara şahit olmuştuk. Hatırlanacağı gibi o zaman, bütün bu suçları üzerine atacağımız hiç Suriyeli yoktu Türkiye’de” diye konuştu.

‘Yağma’ OHAL ilanına gerekçe

Hükümetin çok geç ve yetersiz müdahale etmesi nedeniyle depremzedelerin öfkeli olduğunu ve hükümetin üzgün ve öfkeli depremzedelerin öfkesini “yağmacılara” yönelmesini başlangıçta idare tarafından müsamaha ile karşılanmış da olabileceğini belirten Ünsal, “Deprem bölgesinde geçerli olacak OHAL ilanının mazereti olarak da bu olaylar gösterilmek isteniyor. Ama güvenlik bürokrasisinin “yağma” olayına müdahale etmesi için OHAL ilanına gerek olmadığı açıktır” dedi. 

“Vatandaşların”, “yağma” olaylarını önleme bahanesiyle “devreye girmesi çok ciddi bir suçun işlenmesine, ölümlere yol açtı” diyen Fatma Bostan Ünsal son olarak şunlar belirtti: “Ayrıca şiddetin yanlış kişilere, mesela depremzedelere veya yardıma gelmiş kişilere yönelmesine yol açtı. Bu da son derece zor koşullarda yaşayan, üzüntülü, öfkeli insanların kolaylıkla şiddete yönelmesine, fitnenin yaygınlaşmasına yol açacak çok tehlikeli bir kapının açılması anlamına gelmektedir. Burada esas sorumlu olan işini yapmayan güvenlik bürokrasisidir ve bu kuruma sorumluluğunu hatırlatmak en öncelikli tedbir olacaktır.”

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.