„Yollu“ adlı tiyatro oyunu, bugüne kadar yapılmayanı; tecavüzü mağdurun gözünden değil, tecavüzcünün gözünden anlatıyor. Tecavüzü anlatmasının yanı sıra dönüşümü de etkileyici bir şekilde gösteriyor. Ali Ömür Ulusoy’un yazdığı ve Bülent Çolak’ın yönettiği „Yollu“ adlı tiyatro oyunu, ilk defa İstanbul’da sahnelendi. Ali Savaşçı’nın canlandırdığı kamyoncu, cezaevinde tecavüzü arkadaşına büyük bir „gururla“ anlatırken, oyun, cinsiyetçi dilin yaşamda ne kadar büyük yer tuttuğunu gösteriyor. Irak işgali ile ilgili sık sık geçen haberlerle de tecavüzün geniş kapsamına dikkat çekiliyor. Oyunda, kamyoncunun dönüşümü anlatılıyor. Kamyoncunun değişimi, cezaevinden çıkıp kendisine yeniden bir yaşam kurmaya çalışırken başlar.
‘Tecavüz bir yığılma üzerine kuruluyor’
Oyuna ilişkin bilgi veren oyucu-yazar Ali Ömür Ulusoy, tecavüzün sadece bir cinsin bir başka cinse tecavüz etmesi olmadığını, topraktan topluma, ülkeden diğer ülkeye kadar giden geniş bir yığılma üzerine kurulduğunu söyledi. Ulusoy, Irak savaşını örgen vererek, ‘’Amerika gitti, Irak’a tecavüz etti. Hem Irak savaşı ve hem de Pippa Bacca olayını tv karşısında çekirdek çitleyerek seyrettik. Oyunun mantığı, bu seyir ve oyun ilişkisini yer değiştirmek üzerine kuruluydu. İnsanlara ‘barış gelinim olur musun’ diye sormamız da seyirden alıp oyun tarafına çekmek içindi“ dedi.
‘Ruhsal değişim doruk noktası’
Oyunu yazmadan önce yaptığı araştırmalarda bütün verilerin tecavüz edilen kadına ait olduğunu belirten Ulusoy, şöyle devam etti: „Tecavüz eden üzerine söylenmiş hiçbir şey yok. Sanki sorun kadındaymış gibi. Öyle bir şey yok. Tecavüz dönüşüm hikayesi olarak da izlenebilir. Dönüşüm hikayesini değişen beden üzerinden kurguluyoruz. İlk başka sadece bedensel değişim var, ardından ruhsal değişim başlıyor. Ruhsal değişimin doruk noktası son sahne.“
Tecavüzü „bireyin değil toplumun sorun“ şeklinde niteleyen Ulusoy, „Oyundaki kişileri bir vücudun organları gibi düşünüyoruz. Kamyoncuya da penis olmak görevi düşüyor. Tecavüz orada kamyoncu aracılığı ile işlenmiş bir toplumsal suça dönüşüyor“ diye konuşuyor.
Ali Ömür Ulusoy, oyunu yazarken en çok „erkek egemen dil“ konusunda kaygıları olduğunu dile getirdi. Sokakta kullanılan bu dilin tiyatroya yansıması durumunda tepkilerle karşılaşılabildiğini belirten Ulusoy, şöyle devam etti: „Metinde korkarak yazmama rağmen böyle tepkiler gelmedi. Dili değişim aracı olarak kullanıyoruz. İlk başta sadece argolardan ibaret olan birinci episod ve ardından o dili tamamen reddetmiş bir son episod var. Argonun yaratıcısı olan kişi argoyu reddeden kişiye dönüşüyor. 360 derece mantığını çok seviyorum. Oyunun başladığı yerde bitmesi ama bittiğin yerin başladığı yer olmaması üzerine kuruyorum yazdığım oyunları. Mümkün mertebe aynı yere ulaşmamaya ama aynı yerde farklı bir sonuçla karşı karşıya bıraktırmayı çok seviyorum.“
‘İçinizde geldiği gibi oynayamazsınız’
Kamyoncu rolünü canlandıran Ali Savaşçı ise, hikayenin alt metninde bir toplumsal yapı olduğunu belirtti. Oyuncunun show yapıp seyircinin beğenisini kazanabileceği yerler olduğunu ama „Yollu“ adlı oyunun dramatik olduğunu belirten Savaşçı, ‘’Pippa Bacca gibi bir isim söz konusu. Yani içinizden geldiği gibi oynayamazsınız. Zorlayıcı bir roldü. Değişim için bana zaman ve fırsat vermiyor. Çok istiyorum oyunu seyretmeyi. Kampanyanın başarılı olmasını diliyorum. Ne kadar çok ses getirirse barışa katkısı olur. Pippa Bacca’yı unutturmamak lazım“ diyor.
100’ü aşkın fotoğraf ile sergilenecek
‘’Barış Gelinim Olur Musun?“ kampanyası, oyunun yanı sıra bir fotoğraf çalışmasını da kapsıyor. Bunun için de birçok sanatçı duvak takarak objektif karşısına geçti. Şimdilik daha sınırlı olarak sergilenen fotoğraflar, önümüzdeki günlerde 100’ü aşkın fotoğraf ile sergilenecek.
ETHA/İSTANBUL