Suriye muhalefetinin büyük çoğunluğunun ve Rojava Kürtlerinin iradesinin temsil edilmediği; Suriye'nin geleceğinin tartışılmasından daha çok "kör döğüşüne" sahne olan ve sonuç veremeyen Cenevre 2 konferansının ardından Birleşmiş Milletler (BM), Cenevre 3 için hazırlıklara başladı. Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Tuğtan, Suriye ve Rojava'daki gelişmeleri değerlendirerek, bu konudaki müzakerelere değindi. Diplomatik müzakerede genel yaklaşımın pozisyonların-tarafların, doğru yaklaşması olduğunu söyleyen Tuğtan, aksi durumda müzakerenin bir anlamının olmayacağı üzerinde durdu. Tuğtan, Cenevre 3'ün, Cenevre 2'ye kıyasla daha olumlu sonuçlar verme yönünde beklentisini dile getirerek, buna Yugoslavya ve ardından Bosna'da yaşanan savaş süreçlerini örnek gösterdi.


'Dışlama çözümü zorlaştırır'

Cenevre 2'de muhalefetin birçoğunun yer almaması durumunu eleştiren Tuğtan, Kürtler de dahil olmak üzere yerel alternatiflerin dışlanmasının çözüme ulaşmanın da zorlaştıracağını söyledi. Tuğtan, bu konuda şunları söyledi: "Ne kadar çok, 'karşımdaki gitsin', 'Esad gitsin', 'muhalefetin şu unsurları gitsin' gibi ön şartlarla masada oturtursanız başarı şansınız o kadar düşük olur. Müzakere, müzakereye meyilli ve müzakereye açık insanlarla olur.''
Tuğtan, yerel güçlerin orada temsil edilmemesinin ayrı bir sorun olduğunu söyleyerek, dış güçlerin askeri-siyasi açıdan  yarattıkları kaos ve boşluk alanı yerel güçlerin doldurabileceğini ifade etti.

Acil olan ateşkes
Tuğtan, Suriye için şu an en aciliyet gerektiren durumun ise bölgesel ve insani yardım şartlı olarak ilan edilen küçük ateşkesler olduğunu belirtti. Bu ateşkeslerin genel ve koşulsuz müzakerelerin sonucuna kadar büyük ateşkeslerle sonuçlandırılması gerektiğini belirten Tuğtan, "Çünkü Suriye halkının çektiği acının uluslararası toplumun ve Türkiye gibi komşu ülkelerin yardımı ile hızla azaltılabilmesi için ön şart ateşkes. İyi siyaset yaşamla sonuçlanan siyasettir. Eğer etrafta daha iyi bir hayata sahip olmasını istediğiniz insanların öldüğünü görüyorsanız o zaman siyasetiniz yanlış demektir" dedi.

'Rojava önemli bir pratik'
Rojava konusunda da değerlendirmelerde bulunan Tuğtan, Rojava'da uygulanan modelin yerinden yönetim, yerel yönetim ve azınlık hakları konusunda önemli bir pratik olduğunun altını çizdi. Rojava'da Suriye'nin genelinde yaşanan çatışmalı sürece ve çetelerin saldırılarına rağmen geliştirilen "Demokratik Özerklik" deneyimine dikkat çeken Tuğtan, bu pratiğin geleceğin Suriye'sinde yerinden yönetim, yerel yönetim ve azınlık hakları konusunda çok önemli örnekler oluşturduğunu söyledi.
Tuğtan, Suriye için Rojava pratiğinin mutlaka dönüp bakılması gereken tecrübe olduğunu vurgulayarak, "Çünkü Rojava'da insanlar ölmüyor. İnsanların daha güvenli, daha mutlu, daha özgür hayatları varsa siyaset iyi demektir. Suriye'nin geri kalanında insanlar ölüyorken, buralarda insanlar ölmüyorsa bu insanlar bir şeyleri iyi yapıyorlar demektir" dedi.



GÜNEŞ ÜNSAL / ÇAÐDAŞ KAPLA/DİHA/İSTANBUL