Zeki AKIL

 

Türkiye dünyanın gözü önünde büyük bir pervasızlıkla Efrîn’i işgal etti. İki ayı bulan saldırılar sonrası Efrîn halkı yerinden yurdundan kovuldu. Saldırı insanı erdemi olan herkesi sarstı. Çünkü bu kadar ırkçılık ve keyfi davranma, tüm insani değerleri hiçe sayma, kör bir düşmanlık insanı kendinden utandıracak boyutlardaydı. Efrîn, Suriye topraklarına dahildi. Nüfusu ağırlıklı Kürtlerden oluşuyordu. Yıkılmış, kan gölüne dönmüş Suriye’de bir barış ve kardeşlik numunesiydi.

Efrîn’e saldırının tek nedeni Kürt olmasıydı. Türk ırkçıları Kürtlerin varlığını kendileri için tehlike sayıyorlardı. Kürtler barışçı da olsa, demokrasi de istese suçtu. Kürt olarak kimse ve bir şey var olamazdı! Türkiye’nin sınırları dışında, başka bir devlet içinde olmaları da fark etmezdi. Nitekim Türk devleti referandum sürecini fırsat bilerek hemen İran, Irak’la ittifak yapıp Kerkük’ü Kürtlerin elinden almak için saldırı başlattı. Kerkük’ten sonra Rusya ile anlaşarak barış bölgesi olan Efrîn’e saldırdılar.

Rusya devlet çıkarları için Suriye topraklarını Türk faşizmine peşkeş çekti. Olanlar sadece toprak işgaliyle iş sınırlı değildi. Türkiye etnik temizlik yaptı, demografiyle oynadı. Kürtleri çıkarıp çetelerden oluşan Arap grupları yerleştirdi. Hala Efrîn işgali ve saldırılar devam ediyor. Talan, gasp, tecavüz, işkence ve cinayetler dünyanın gözü önünde Rus koruması altında aralıksız sürüyor. Her gün basına bu içerikte birçok haber düşüyor.

Türk faşizmi Kürtleri sadece kandırma ve şiddet uygulayarak elde tutmak istiyordu. Diğer tüm kaygıları bir tarafa attılar. Öyle ki, Osmanlıların bile çok çok gerisine düştüler. Tarih bilinci olanlar ve araştırma yapanlar bu konular üzerinde durmalıdırlar. Bildiğimiz kadarıyla Osmanlı devleti Acem ve Arapları yanına alarak Kürtleri ezme yoluna gitmemişler, daha çok Kürtleri kendilerine yakın tutmuşlar. Ama ilk defa Erdoğan öncülüğünde Türk devleti Araplardan oluşan çeteleri yanına alarak Kürtlere saldırdılar. Yıllarca DAİŞ’i Kürtlere saldırtıp silahlandırdılar. DAİŞ yenilince direkt kendisi çeteleri öncü güç olarak kullanarak Efrîn işgaline giriştiler.

Türkiye’nin hedefi sadece Efrîn değil tabi. Türkiye’ye geçen Arap göçmenleri kullanarak Kürtleri tüm Kuzey Suriye’den sürmek istiyor. Kobanê’den Qamişlo ve Derîk’e kadar Kürtleri sınırdan sürerek Baas milliyetçiliğinin yarım bıraktığı Arap kemeri politikasını tamamlamak istiyor. Kürtleri sürüp Arapları yerleştirmek, çelişkiyi Kürt Arap çelişkisine dönüştürmek için çok yönlü çalışıyor. Türkiye bunun için Rusya’nın kucağına oturdu. Aynı soykırımcı politikadan ötürü ABD ile hırlaşıyor. Şimdi de efelendiği Avrupa’ya yaltaklanmayla meşgul.

Türkiye, Suriye’nin iç savaş girdabına sürüklenmesine ve kan gölüne dönmesinde en büyük paya sahip. Hızla müdahale edip Esad’ın Kaddafi gibi ekarte edilmesini istedi. Böylece Suriye’de söz sahibi olacak Güney Kürdistan gibi Kürtlerin bir statüye sahip olmasını engelleyecekti. Ayrıç Müslüman Kardeşler gibi aynı tıynette olduğu güçleri de iktidar yapacaktı. Bu politika şimdi İdlib’de başka bir boyutta karşısına çıktı. Türkiye adeta kıvranmakta. Erdoğan Putin’e taviz vermekten yorgun düştü. Yardakçıları bunu büyük bir politika diye sunsa da Türkiye’nin oyunları şimdi ayağına dolandı.

Burada da Erdoğan ve şürekasının en büyük korkusu Kürtler ve Efrîn’dir. Saha karışırsa Efrîn direnişi artar diye korkudan titremekteler. Efrîn için Kürtler büyük bir kararlıkla kendilerini yeniden yapılandırıyorlar. Her koşulda Efrîn’de mücadele sürecek. Efrîn’in Hatay gibi Türk devletine terk edilmeyeceğini herkes bilmeli. Ya da Kıbrıs gibi uzun yıllara yayılan bir işgale Kürtler razı gelmez. Türk devletinin halkları, kültürleri ve tarihi değerleri hiçe saydığını Kürt halkı iyi biliyor. Kürt halkı tüm parçalardaki kazanımların herkese ait olduğunun bilincinde. Efrîn’li anaların hatırına da olsa Efrîn ulusal sorunun bir parçası olarak tüm Kürtlerin daimi gündemi ve mücadele alanı olmaya devam edecektir.