
PKK Yürütme Komitesi Üyesi ve Halk Savunma Merkez Karargah Komutanı Murat Karayılan, Türk devleti ve onun uzantılarının oyunlarına gelinmemesini istedi.
Bir süredir Türk devleti kaynaklı iddialar gündeme getirilerek KCK’nin Güney Kürdistan aleyhine faaliyetlerde bulunduğu yansıtılıyor. KDP içerisinde neredeyse Türk lobisi gibi çalışan kimi yöneticiler ve Türk devleti ile çalışan bir istihbaratçının yönetimindeki Rudaw TV’nin gündeme getirdiği iddialara göre KCK, Güney halkına kötülük için petrol boru hattını patlatıyor. Hatta bununla da yetinmeyip Güney Kürdistan’ı parçalıyor; bazı bölgelerde aşiretleri silahlandırıyor. Bu saçmalıkları KDP’nin Dış İlişkiler Sorumlusu Hemin Hewrami, yabancı misyon şefleriyle paylaşacak kadar ileri gitti. Böylece aslında Güney Kürdistan tamamen Türk devletinin provokatif operasyonlarına da açık hale getirildi. Güney Kürdistan’da yayın yapan Roj News, işte bütün bu iddiaları PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan’a sordu.
Çözüm gücü olmak istiyoruz
Karayılan, Güney Kürdistan’ın içinde bulunduğu mevcut siyasi ve ekonomik krizi derinleştirmek gibi bir yaklaşımlarının olmadığını belirterek, bu konuda çözüm gücü olmak istediklerini kaydetti. Karayılan, şunları belirtti: “Güney Kürdistan halkı birçok zorlukla karşı karşıya kaldı. Şimdi kendileri için biraz özgürlük imkanı doğmuş, siyasi ve ekonomik olarak bu son kriz süreci dışında geçmişe göre durum biraz daha iyi olmuş. Dolayısıyla içten içe birbirini tüketmekten çok, diğer parçalar için rol oynamalı. İki parçanın birbirine karşıt olmasından yana değiliz. Bazıları ısrarla hareketimizi taraf yapmaya çalışıyor. Ama öyle değil. Bizi ısrarla taraf yapmaya çalışanlar bir kasıt içerisindedir.”
Düşmanlık/karşıtlık dönemi değil
Güney Kürdistan’daki siyasi partiler arasında taraf olmayacaklarını vurgulayan Karayılan, diyalog ve çözümden yana; bu konuda üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını da kaydetti. Karayılan, “Dönem Kürtlerin eskiden olduğu gibi birbirine düşmanlık yapacağı, karşıtlık içinde olacağı bir dönem değildir. Tam tersine güçlerin önce kendi aralarında daha sonra da dört parça Kürdistan arasında birlik oluşturacağı bir dönemdir” dedi.
Lozan ve Sykes-Picot geçerli olmayacak
Ortadoğu’nun devam eden savaşl yeniden dizayn edileceğini; Kürt halkının mücadelesi ve şehitlerinin kanıyla esas aktörlerden biri haline geldiğini ifade eden Murat Karayılan, şöyle devam etti: “Kürdistan için Lozan ve Sykes-Picot anlaşmaları artık geçerli değildir. O anlaşmalar Kürtlere hakaretti. Ortadoğu’nun en kadim halklarından olan Kürtlerin hakları inkar edildi ve dört parçaya bölündü. Halkımız bunun karşısında 90 yıldır mücadele ediyor. Büyük trajediler yaşadı, enfal ve katliamlarla karşı karşıya kaldı.
Bizim bildiğimizi düşman da biliyor
Ortadoğu’nun yeni dizaynında Kürt ve Kürdistan’ın da bir yeri olacaktır. Biz bu gerçeği biliyoruz ama düşman/işgalciler de bunu biliyor. Kürdistan’da derinleşmiş bir işgal var. Derin işgalcilik nedir? Kürdistan’da ne kadar işgalci varsa ve aralarında ne kadar sorunlar varsa da mesele Kürdistan olunca hepsi birleşiyor. Ben buna derin işgalcilik diyorum. Bu dönemde derin işgalcilik çok aktif devrededir. Özellikle AKP öncülüğünde Türk işgalciliği kendini yeniliyor, psikolojik yöntemler ve özel savaş uyguluyor. Seninle birşey konuşuyor ama gidip başka şey yapıyor. Bu özel savaş yöntemidir. Örneğin 2005’ten bu yana bizimle çeşitli şekillerde ilişki kurdular. Oslo süreci vardı, İmralı süreci vardı. Bunların hepsini sorunu çözmek için değil, bizi yok etmek için bir özel savaş yönetimi olarak geliştirmişler. Bizi yok etmek için bizimle diyaloga girmişler. Aynı kişi (Türk müsteşar) gidip Önderliğimi ile de oturup çay içiyor, yemek yiyor ve ‘Biz Kürt sorununun çözümünden yanayız’ diyor ama aynı zamanda, aynı müsteşar bizi toprağa gömmenin, iradesizleştirmenin planını yapmış ve bunu devlete sunmuş. Her ikisini de yapan aynı kişidir. İşte düşman böyledir.”
MİT Kürtler arası nifakta çok etkin
Türk devletinin Güney Kürdistan’da sürdürdüğü psikolojik ve manipülatif operasyonların bir plan temelinde yapıldığının altını çizen Karayılan, çok aktif bir şekilde bütün parçalarda karışıklık ve iç çatışma yaratmaya uğraşıldığını söyledi. Karayılan, şöyle sürdürdü: “Çünkü onlar da oluşan mevcut koşullarda bir Kürdistan’ın kurulacağını görüyorlar. Kürdistan’ın kurulmamaması için Kürtleri birbirine düşürmek, iç savaş çıkarmak ve etkisiz hale getirmek istiyorlar. 1920’li yıllardaki gibi olmaları ve hiçbirinin bir diğeriyle yürüyememesinin planını yapıyorlar. Bu şekilde belki Ortadoğu’nun yeni dizaynında Kürdistan’ın yer almasının önüne geçebileceklerini düşünüyorlar. Onların hesabı budur. Bu yüzden MİT çok aktif bir şekilde devrededir ve psikolojik bir savaş yürütüyor. Tüm amaçları Kürt partileri arasında fitne çıkarmak ve bu şekilde Kürtleri etkisiz kılmaktır. Bu konuda elimizde birçok bilgi de bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Boru hattını da Türkler patlattı
Kerkük-Yumurtalık boru hattının Urfa il sınırında gerilla tarafından patlatıldığı yönünde ortaya atılan iddialara da cevap veren PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, şu net ifadeleri kullandı: “Güney Kürdistan’da bazı yetkililer üslupsuz bir şekilde bizi eleştirdiler. Bize de sorabilirlerdi. Ama sorma gereği duymadan, olumsuz bir dille bize eleştiriler yönelttiler. Tüm bunlardan sonra sordular ve o zaman onlara gerçeği açıkladık. Ardından 27 Şubat’ta Hezex’te Kerkük boru hattının patlatıldığı haberi basında yer aldı. Hezex’te bizim güçlerimiz var ve bu iki olayı da üzerimize yıkmak istediler. Bu iki olay hakkında da bizzat kendim üzerinde durdum ve araştırdık. Bu olaylarla bir ilişkimiz yok. Sadece bizim güçlerimizin değil, yurtseverlerimizin de bir ilişkisi yok. O zaman bunları kim yaptı? Demek ki, bazıları karışıkılık yapmak istiyor. Bunda MİT’in parmağı vardır ve kontrgerilla devreye sokulmuştur.”
Olacak iş değil, nasıl inanıyorlar?
Murat Karayılan, Rudaw’ın öncülüğünde KDP’nin basın organlarında çıkan “PKK’ye yakın bir siyasi parti Goran Hareketi ile birleşerek Ranya ve Qeladize’de Raperin’in yıldönümünde kanton ilan edecek ve hükümetin resmi kurumlarına silahlı saldırıda bulunacak” iddialarına da yanıt verdi: “Bu olacak iş değil. Buna nasıl inanıyorlar? KDP’li bazı kardeşlerimiz gidip Türk konsolusluğuyla bunu ters yüz etmişler. Şimdi ben de soruyorum, siz buna nasıl inanıyorsunuz? Madem ki böyle birşey biliyordunuz, niye bize sormadınız? Tümü yalandır. Tamamı yalan ve manipülasyondur. Düşmanın bu işte parmağı var ve rol oyunuyor. Fitne var, böyle yapmayın! Elinizde belge varsa getirin. Demek bu fitneyi yapanlar hazırlıklarını iyi yapmış. Belgesini de hazırlamış. KDP’li kardeşlerimizin bu tür şeylere nasıl inandığı ve gündemlerine aldığını anlamış değiliz...”
Herkes aklını başına alsın
Karayılan, YNK’ye de seslendi: “YNK’li kardeşlerimizle her gün alıp veriyoruz. Ranya ve Qaledize’de başkaldırı yapacağımıza nasıl inanıyorlar? Böyle birşey yok. Düşmanın bir oyunu var. Bir plan var. Aramızı bozmak, soğukluk yaratmak, birbirimizden koparmak, birbirimize karşı kullanmak ve bu şekilde esas olarak Kürdistan’ın kurulması planını boşa çıkarmak istiyor. Esas olan budur. Herkesin aklını başına alması gerekir. PKK’nin başka işi yok mu ki, gidip Ranya ve Qaladize’de halkı serhildana teşvik etsin. Herkes aklını başına toplasın. PKK’nin başka bir işi kalmadı mı ki kalkıp Güney Kürdistan’ın ekonomisini çökertmekle uğraşsın?”
Oyunlara karşı duyarlı olalım
Kürt halkının düşmanlarının Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkının özgürlük davasını yenilgiye uğratmak istediğine dikkat çeken Karayılan, şunların altını ısrar çizdi: “Bizim stratejik dostlarımız, inanacağımız esas güçler işgalci güçler değil, biz kendimiziz. Çünkü biz aynı geminin içindeyiz. Geleceğimiz birbirimize bağlı, biz biriz ve tek ulusuz. Bundan dolayı toplantıların, ulusal birlik temelinde çabaların olması, düşmanın planlarının boşa çıkması, özellikle Güney Kürdistan halkının hem kendi iç sorunlarını çözmesi hem de Kürdistan’ın kurulmasında/ bağımsızlığında rol oynaması için Kürt özgürlük mücadelesinde üzerine düşen görevleri yerine getirmesi yönünde çağrıda bulunuyoruz. Biz hareket olarak üzerimize düşenleri yerine getirmeye hazırız. Tartışmaya hazırız. Ama herşeyden önce düşmanın oyunlarını görmek, tutum sahibi olmak gerekir. Bu tutum ulusal Kürtlük tutumudur. Görünen o ki, ortalığı karıştırmak isteyenler var. Tüm Kürt siyasetçileri, tüm Kürt medyası ve tüm yurtsever halkımızın düşmanın oyunlarının boşa çıkarılabilmesi için duyarlı olmalarını istiyoruz. Kuzey Kürdistan’da öyle sıradan bir süreç yaşanılmıyor. Tarihi bir süreç yaşanıyor. Bu nedenle tüm halkımızın, tüm parçalardan destek vermesini bekliyoruz.”
Türk devleti asla dost olmaz
AKP hükümeti ve Türk devletinin Kürt halkına yönelik geliştirdiği planlara karşı Kürt halkının duyarlı olması gerektiğini belirten Karayılan, Erdoğan’ın Kürdistan’ın diğer parçalarıyla olmadığı gibi Federe Kürdistan Hükümeti ile de asla dost olmayacağını ifade etti. PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, şunları söyledi: “Şimdi Erdoğan ve Davutoğlu, Güney Kürdistan yönetimiyle dostluk yapıyor ama diğer yandan da mezarlarını kazıyor. Eğer bizi düşürürlerse Güney’i tasfiye edecekler. Bunun iyi bilinmesi gerekiyor. Eğer öyle değilse, neden o zaman şimdi Rojava’daki statüye bu kadar karşılar? Bunun için uluslararası güçlerin hepsini karşılarına aldılar.
Siz bu sözleri duymuyor musunuz?
Çünkü ‘Biz Irak’ta bir hata yaptık, Suriye’de bu hatayı bir kez daha yapmayız. Suriye’de Kürtlerin özerk olmasına, federal olmasına izin vermeyiz. Irak’ta biz hata yaptık’ demekteler. Ben de Güney Kürdistan yöneticilerine sesleniyorum: Siz bu sözleri duymuyor musunuz? Erdoğan 15 gün önce de bu sözlerini tekrarladı. O sizi de hazmetmiyor. Şimdi bizi zayıf düşürmek için sizinle ilişki kuruyor. Bir de size ihtiyacı var. Sizden para alıyor. Türkiye’nin şimdi etrafı düşmanlarla dolmuştur. Tüm çevresinde tek bir dostu kalmıştır, o da Güney Kürdistan yönetimidir.”
Kulağınıza fısıldanan yalandır
Elbette bazı sorunlar olduğunu dile getiren Karayılan, ancak bu sorunların diyalog ile çözebilecek nitelikte olduğunu vurguladı. Bu sürecin ulusal birliği gerektirtiğini ama eğer birlik olamayacaksak da karşıtlık yapılmamasını isteyen Karayılan, “Temel prensibimiz bu olmalıdır. Kürt siyasetinde kimse kimsenin ayağının altını kazacak duruma düşmemeli. Kürt halkı açısından böylesi kritik bir süreçte birbirimize yardımcı olmalıyız. Ben kendim gittim bazı görüşmelerde bulundum, gerekli şeyler tartışıldı, konuşuldu. Ama ondan sonra tartışılanlar yapılmadı.
Ben bazı kardeşlerimizin kulağına bazı şeyler fısıldandığını biliyorum. Nedir bunlar? İşte ‘Eğer PKK ile ilişkilerinizi güçlendirir, Türk devletiyle ilişkilerinizi zayıflatırsanız siz devlet kuramazsınız’ demektedirler. Türk devletinin/AKP hükümetinin Güney’de Kürt devletinin kurulmasına destek sunacağı yönünde şeyler söylendi. Bunlar, kesinlikle doğru değildir. Eğer Güney Kürdistan’da bağımsızlık ilan edilse ve tüm güçler bunu kabul etse dahi AKP hükümeti bunu kabul etmeyecektir. Bunu bir tarafa yazın, tarihe mal olsun. AKP bu konuda tek başına kalsa dahi yine de saldıracaktır. Sizler AKP’yi bizim kadar tanımazsınız. Biz onlarla büyüdük, birlikte okul okuduk, birbirimizi iyi tanırız. AKP’nin siyaseti özel savaş siyasetidir. Yani seninle iyi konuşur, dosttur, kardeştir ama diğer taraftan da mezarını kazar.
Ortak komisyon kuralım
Karayılan, eğer Güney Kürdistanlılar kendilerine değil de Türk devletine inanıyorsa bütün bunları açıklığa kavuşturacak ortak komisyon önerisinde bulundu. Karayılan, “Ortak bir komisyon kuralım, soruşturma yapsınlar. Hem petrol boru hattı meselesi, hem de Güney kürdistan’da silahlı ayaklanma konularını araştırsın. Bağımsız bir komisyon olsun, ne sonuç çıkarsa biz kabul ediyoruz. Neden böyle diyoruz? Çünkü kesinlikle böyle bir şey yoktur. Tüm kardeşlerimize, KDP-YNK kim olursa olsun bu yalanları kim dağıtıyorsa onları tespit etmeleri ve bu durumun üzerinde durmalarını öneriyorum” diye konuştu.
Tayyip Erdoğan Saddam’dan da beter
Kuzey Kürdistan’da büyük bir hamle başlattıklarına işaret eden Karayılan, Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da gerçekleştirdiği katliamlara ve bu katliamlarla Türk devletinin Kürt halkına vermek istediği mesajı da şu sözlerle ifade etti: “Türk devleti 300 sivil insanımızı, Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Sayın Mehmet Tunç ve Silopili kadınları şehit etmedi mi? Kürtleri sindirmek ve ders vermek için silahsız, sivil bunca insanımızı şehit ettiler. Şehri yıktılar. Bir daha Kürt halkı başkaldırmasın, kendi iradesine sahip çıkmasın, öz yönetim istemesin diye böyle yaptılar. Halkı teslim almak için böyle yaptılar. Karşılarında savaşan gençlerin ellerinde ferdi silahları vardı, onlar da ferdi silahlarla savaşabilirlerdi. Ama planları şehrin etrafını tanklarla kuşatıp iki ayda şehri yerle bir ettmekti. ‘Eğer hak talebinde bulunursanız, kendi iradenize sahip çıkarsanız evlerinizi böyle başınıza yıkarız.’ Bu mesajı vermek için yaralı insanlarımızın üzerine benzin döküp diri diri yaktılar. Erdoğan yeni dönemin Saddam’ı, hatta Saddam’dan daha da beterdir.
ROJNEWS/BEHDİNAN