MUHAMMET DOĞRU / MA / İSTANBUL
Türkiye sosyalist hareketinin çınarı ve edebiyatın direniş kalemi olarak kabul edilen usta yazar ve sinema emekçisi Vedat Türkali’nin ölümünün üzerinden 2 yıl geçti. 13 Mayıs 1919 yılında Samsun’da doğan ve asıl adı Abdulkadir Pirhasan olan Türkali, Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951’de tutuklandı. Türkali, 9 yıl ceza aldı ve 7 yılın sonunda koşullu olarak serbest kaldı.
Son romanı
Yazar Rıfat Ilgaz ile Gar Yayınları’nı kurduktan sonra, 1960’ta Dolandırıcılar Şahı filmiyle senaristliğe başlayan Türkali, 1965 yılında yönetmenliği de denedi. Türkiye Komünist Partisi (TKP) kadrolarından Türkali, 2002 seçimlerinde Demokratik Halk Partisi’nden (DEHAP) aday olarak aktif siyasetin içinde de yer aldı. “Bitti Bitti Bitmedi” adlı son romanında Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkenceleri ile 1915 Ermeni Soykırımı ile 1938 Dersim Katliamı’na dikkat çekti. “Bir Gün Tek Başına” adlı romanının 535’inci sayfasında yer alan “Bekle Bizi İstanbul” şiiri ise şarkıya uyarlandı.
Öcalan’a selam
Sosyalist hareketinin önemli isimlerinden Türkali, Kürt sorununu çözümü için de büyük mücadele verdi. 2011 yılında NTV’de yayınlanan Banu Güven’le Artı Haber programına katılan Türkali, Kürt Halk Abdullah Öcalan’a selam gönderdi. Öcalan’a “Sayın” demenin yasak olduğu o yıllarda Türkali, bunu şu sözlerle eleştirmişti: “Ben şimdi Sayın Öcalan desem ceza mı alacağım? Hiç umurumda değil. Vallahi ayıp.”
Öcalan bu sorunu çözer
Öcalan’ın Türk ve Kürtlerin barışmasını en çok isteyen lider olduğunu sık sık hatırlatan Türkali, Öcalan’a canlı yayında selam göndererek, “Bugün Öcalan beğenin beğenmeyin en güçlü adamdır. Bir fırsat elimize geçmiş Öcalan bu sorunu çözebilir. Ve onun çözmesinden yanayım. Bugün Türkiye koşullarında Türk ve Kürtlerin barışması yolunda en çok çabayı gösteren o. Ben Öcalan’ı hiç görmedim. Ama görmek istiyorum. Ben Öcalan’la konuşmak istiyorum. Bu devlet ne kaybedecek? 12 senedir onu hapsetmişler. Selam ve sevgi ona benden” demişti.
Türkali, 29 Ağustos 2016’da tedavi gördüğü Yalova Devlet Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu. Türkali’siz geçen 2 yılın ardından kızı ve aynı zamanda oyuncu Deniz Türkali ile konuştuk.
Bugün yaşasaydı eğer...
Babası ile arasında hayatlarının yarısından fazlasının dargın veya kavgalı geçtiğini söyleyen Türkali, en çok merak ettiği şeyin ise babasının Türkiye’ye ve dünyanın şu anki politik durumuyla ilgili ne düşüneceği ve nasıl yorumda bulunacağını olduğunu belirtti.
Babasıyla hayatlarının aşk ve nefret ilişkisi içinde geçtiğini ve birbirlerini çok incittiklerini de sözlerine ekleyen Türkali, baba kimliği dışında Türkali’yi, “Herhalde bu ülkeye, bu dünyaya gelmiş çok özel insanlardan biriydi. Babama hayran olduğum yanlar da var. Hayran olmadığım, öfkelendiğim çok yanları da var. Çünkü benim hayatımda hiç kahraman yoktur. Dolayısıyla babam da sonsuz kahramanlıkları olan; ama benim kahramanım olmayan biriydi” ifadelerini kullandı.
Kürt halkının sevgisini kazandı
Babasının 97 yıllık yaşamının ardında çok değerli kitaplar, fikirler bıraktığını ifade eden Türkali, şöyle devam etti: “Bir Türk yazar olarak Kürt halkının sevgisini kazandı ve bu da çok önemli bir şey. Bunu yaparken de Kürt halkının sevgisini kazanmak için değil, doğru bildiği şeyleri söyleyerek yaptı. Yoksa bir halk kuyrukçuluğu yapmadı hiçbir zaman. Bir yazar, edebiyatçı, politik kimlik olarak onun yakını olmak bana çok gurur veriyor, çok hoşuma gidiyor” diye belirtti.