KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat: Çok somut adımlarımıza rağmen devletten ciddi bir karşılık yok. Süreçte şu anda bir donma, durma, kilitlenme hali var
- Türkiye'de çok derin fay hatları var; Kürt sorunu ve Alevi sorunu. Türkiye bu iki temel sorunu demokratik temelde çözmezse bekasını, geleceğini ve varlığını güvenceye alamaz.
- Türkiye'nin süreci dondurma noktasına getirmesinin nedeni de bölgedeki gelişmelerdir. Çeşitli angajmanlara girerek kendince bu işi kotarmaya çalışıyor. Kotaramaz.
- Türkiye 50 yılı aşkındır bir iç savaş yaşıyor. Bu sorunu demokratik temelde çözmezse artık bu iç savaş derinleşir, Türkiye'yi bambaşka bir yere savurur. Kendisini kandırmamalı.
Türk tarafının demokratikleşmeye yönelmediğini, siyasi ve hukuki zemin hazırlamadığını belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, şunların altını çizdi: "Önder Apo'nun statüsü resmileşmeden, bu süreci özgürce yürütmeden gerillanın artık tek bir adım atmayacağı açık ve nettir. Önderliğimize yaklaşım, Kürtlere yaklaşımdır. Bir çizginin sözcülüğünü yapan özel savaş elemanı Mehmet Uçum, devlet adına konuşuyorsa devlet nezdinde de çözümsüzlükte ısrar vardır. Böyle olursa süreç ilerlemez."
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Medya Haber TV’den Zeynep Viyan'ın sorularını yanıtladı. Söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:
Süreç kilitlenmiş halde
İki yıl önce 22 Ekim'de başlayan süreçte fesih kararıyla birlikte Türk devletine karşı silahlı mücadeleyi durdurduk. Türkiye sınırları içerisindeki gerilla gücü ve şehirlerdeki birimler çekildi. Sınıra yakın, hatta bazı yerlerde uzak şikeftler (mağara) boşaltıldı. Samimiyetimizi ve kararlılığımızı ortaya koyan çok somut adımlardır. Buna karşı devlette ciddi bir adım yok. Tam olarak şu aşamada 'tıkanma var' demek, belki erken olur ama gerçekten bir donma, durma, kilitlenme hali var.
Bunun nedeni nedir?
Bunun nedeni, devletin ve iktidarın tutumudur. O cephede yaşanan bir donma halidir. Adım atmıyor. Demokratikleşme yönünde adım atmıyor. Siyasi ve hukuki zemin hazırlanmıyor. En başta da işte Önderliğimizin durumu. PKK fesih kongresinde bizim temel şartımız; kongre kararlarının hayata geçmesi için Önder Apo'nun özgürce bu süreci yürütmesi gerekiyordu. Demokratik, siyasi ve hukuki adımların atılması gerekiyordu. Demokratik siyaset mücadelesini yürütecek zeminin oluşturulması gerekiyordu. Bunun için de çok ciddi hukuksal düzenlemelere gitmesi gerekiyordu. Bu konuda bir gelişme söz konusu değil. Dolayısıyla devletten kaynaklı böyle bir donma hali var.
Uçum, özel savaş elemanıdır
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, çözümsüzlükte, savaş politikalarında, inkarda ısrar eden çizginin devlet içerisindeki temsilcisi/sözcüsüdür. Tam bir özel savaş elemanıdır. Şunu bilmeleri lazım: Önder Apo, bu halkın önderi ve iradesidir. Özgürlüğü, Kürt sorununun demokratik çözümüyle özdeştir, iç içedir. Önder Apo özgürleşmeden ve statüsü resmileşmeden, bu süreci özgürce yürütmeden gerillanın artık tek bir adım atmayacağı açık ve nettir. Önderliğimize yaklaşım, Kürtlere yaklaşımdır. Önderliğimizin özgürlüğünde bir gelişme yoksa, statüsü resmileşmemişse Kürt sorununda çözümsüzlük ve inkar politikası sürdürülecek demektir. Mehmet Uçum'un Önder Apo'ya dönük değerlendirmeleri de Kürtlere ve Kürt sorununa yaklaşımını ortaya koyuyor. Onun temsil ettiği çizgi, devlet adına konuştuğunu iddia ediyorsa o zaman devlet nezdinde de çözümsüzlükte ısrar var. Böyle olursa elbette bu süreç gelişmez, ilerlemez. Bu sürecin başarıyla yürümesi için Önderliğimizin statüsünün resmileşmesi; bu süreci özgürce yürütmesi gerekiyor.
Bölgesel güç çabası
Bölge bir dizayn sürecindedir. Türkiye, İran'ın bölgede zayıflamasıyla birlikte oluşan boşluğu doldurmaya çalışıyor; kendine yer yapmak istiyor. Türkiye tamamen ABD ve NATO'dan yana kararını verdi. Belli ki ABD ve NATO, bu anlamda biraz Türkiye'nin önünü de açtı. Mekke İttifakı, Bedir İttifakı, Libya Anlaşması, biraz onaylarıyla da oldu. Bütün bu ittifaklar ve anlaşmalar biraz bu temelde gelişti. Bu, bir nevi Türkiye'nin de ne kadar müşkül, zayıf ve çaresiz durumda olduğunun da göstergesidir. Tabii buna karşı bir cephe de var; İsrail, Yunanistan, Kıbrıs ve Mısır bloku. Husilere karşı cephe alması ise bir nevi İran'ı da karşısına alma anlamına geliyor. Böylece bölgede İsrail ve Türkiye, iki hegemonik güç olarak duracak.
Sürece olumsuz etkisi
Türkiye, kendi güvenliğini böyle sağlayamaz. Türkiye'de çok derin fay hatları var; Kürt sorunu ve Alevi sorunu. Türkiye bu iki temel sorunu demokratik temelde çözmezse bekasını, geleceğini, varlığını güvenceye alamaz. Bölgede kalıcı bir güç de olamaz. Türkiye'nin kendisi bu dizaynla karşı karşıya kalır. Türkiye'nin süreci bu kadar yavaşlatıp dondurma noktasına getirmesinin nedeni de bölgedeki bu gelişmelerdir. Çeşitli angajmanlara girerek kendince bu işi kotarmaya çalışıyor. Kotaramaz.
İç savaş derinleşir
Türkiye 50 yılı aşkın süredir bir iç savaş yaşıyor. Bu sorunu demokratik temelde çözmezse artık bu iç savaş derinleşir, Türkiye'yi bambaşka bir yere savurur. O açıdan böyle kendisini kandırmaması gerekiyor. Türkiye, ancak Kürt ve Alevi sorunlarını çözüp demokratikleşerek bu tufandan sağlam çıkabilir. HABER MERKEZİ
***
Zindanlar bariz örnektir
Kürt düşmanlığında ısrar eden zihniyetin en somut ifadesi, zindanlar örneğinde de görülüyor. Türk kanunlarına göre cezasını çekmiş, 30 yıl bitmiş fakat ısrarla infazı yakılıp içeride tutuluyor. Ölümcül hastalıklarına ve ciddi yaş almış olmalarına bile bakılmıyor. Kanun dışı, hukuk dışı, ahlak dışı ve siyasi etik dışı. Düşmanlık ve savaş hukukunun en çarpıcı ve bariz örneğidir. Ömrünü bu halkın özgürlüğüne vermiş insana, pişmanlık dayatıyor, iradesini kırıp teslim almaya çalışıyor. Bu, Kürt'e düşmanlıktır ve savaşta ısrardır.
***
Süreç toplumsallaşmıyor
Elbette Türk iktidarının sürece yaklaşımı, büyük bir öfke yaratıyor. Kürt halkında da ciddi kaygılar var. Önderliğin durumuna bakıyorlar; bir değişiklik yok. Zindanlara bakıyorlar; tam bir zulüm ve düşmanlık hukuku işliyor orada. Bu sürece karşı da, devlete dönük de çok ciddi bir inançsızlık ve güvensizlik yaratıyor, endişeleri derinleştiriyor. Dolayısıyla süreç toplumsallaşmıyor.
Türkiye cephesinde muhalefet üzerinde baskıları yoğunlaştırıyor. Basına saldırıyor; onlarca gazeteci gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, tehdit ediliyor. Muhalefet üzerinde de, emekçiler üzerinde de yoğun bir baskı var. İktidarı eleştiren, rahatsızlık duyan tüm kesimler üzerinde çok yoğun bir baskı söz konusudur. Bu da sürecin Türkiye cephesi açısından toplumsallaşmasının önüne geçiyor.
Tersi bir durum var
Bu sürecin temel ilkesi, Türkiye'nin demokratikleşmesidir. Türkiye demokratikleşmeden zaten Kürt sorunu çözülmez. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşmez. Hukuki, siyasi, toplumsal, her alanda çok ciddi demokratikleşmeye gidilmesi gerekiyor. Tersi bir durum var. Daha da otoriterleşme, daha da yoğun baskı ve zulüm politikası, tüm toplumsal muhalif kesimler üzerine doludizgin gidiyor. Süreç, bu tarzda ne toplumsallaşır ne de gelişir.
***
ABD ve Başûr'un durumu
ABD, Irak'tan çekilmedi. Hegemonik bir güçtür. İran ile büyük bir savaşın içindedir. Bölgeyi dizayn etmede çok belirleyici gücü var. Savaş, derinleşerek sürüyor, çünkü halen bölgede dizayn sağlanmış değil. Dolayısıyla ABD, Irak'ta ve Ortadoğu'dadır. Öyle bir çekilme falan söz konusu değildir. Askeri, siyasi ve ekonomik etkisi de var. İran'a yakın yerlerde çok ciddi üslenmeleri de var. Bu savaşı yürüten merkezler, direkt bölgenin kendisinde. Bu gerekçeler ortadan kalkmamış ancak mevcut ABD yönetimi, bölgedeki merkezi devletleri güçlendirmeye çalışıyor. Çıkarını burada görüyor. Elbette bu durum, Kürtler ve federe Kürdistan açısından bir tehlike arz ediyor. Bütün bu tehlike ve risklerin ortadan kalkması için demokratik Kürt birliği, Kürtlerin demokratik ulusal birliği gerekiyor. Her Kürt örgütünün yapısı, bu temelde kendisini değiştirmeli, dönüştürmeli ve adım atmalıdır.
***
Erdoğan ile Bahçeli görüştü
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Saray'da görüştüler.
Erdoğan ve Bahçeli, öğleden sonra bir araya gelerek, iç ve dış siyasetteki son gelişmeleri, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni görüştü. Basına kapalı görüşmede, ayrıca Cumhur İttifakı'nın gündemindeki diğer kritik başlıkların da masaya yatırılması bekleniyordu.
İki lider arasında Saray'daki son görüşme 6 Ağustos 2026'da gerçekleşmiş, görüşme sonrası açıklama yapılmamıştı. Ahlat'ta 25 Ağustos'ta gerçekleşen etkinliklerde de iki lider bir araya gelmişti.