• Yerine kayyum atanan Dêrsim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan, “Bir taraftan 'mağaraların boşaltılması' isteniyor ama diğer tarafta hâlâ belediyeler boşaltılmış değil. Siz de belediyeleri boşaltın, kayyumları çekin” dedi.

AZİZ ORUÇ/ İSTANBUL

Dêrsim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan, kayyumlar varken Kürt sorununun çözülemeyeceğini söyledi.

Yerel seçimlerin ardından 22 Kasım 2024'te Dêrsim merkez ve Ovacık belediyelerine kayyum atandı. Dêrsim Belediyesi'ni, kayyum olarak Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu yönetiyor. Daha önce kayyum olarak atanan Tuncay Sonel ise katledilen Gülistan Doku dosyası kapsamında 21 Nisan'da tutuklandı. Dêrsim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan, kayyum uygulamasının idari bir tedbir olmaktan çıkarak siyasi bir yönetim anlayışına dönüştüğünü vurguladı. Orhan, “Barışın toplumsallaşması, farklı kimliklerin eşit ve özgür biçimde yaşayabildiği bir zeminle gerçekleşir. Bir yandan yürüyen bir süreç, diğer taraftan irade gaspı tabii ki toplumsal karşılığı zayıflatan bir noktada duruyor” dedi.

İstenirse hemen biter

“Kayyumun kaldırılması için bir yasa düzenlemesine, 'çerçeve yasa'ya veya MGK kararına ihtiyaç yok” diyen Orhan, durumun değişmesinin sadece İçişleri Bakanlığının bir imzasına baktığını söyledi.

Samimiyetinizi gösterin

Bir Alevi olarak da sürecin kendisi açısından büyük önem taşıdığını belirten Orhan, şunları ifade etti: “Türkiye'nin demokratikleşmesi, eşit, özgür bir zeminde gerçekleşir. Kürt sorunu kayyumun kaldırılmasıyla elbette çözülmez ama kayyumlar varken de çözülmez. Bir taraftan beklentiler var, 'mağaraların boşaltılması' deniliyor, mağaralar boşaltılıyor, adımlar atılıyor ama diğer tarafta hâlâ belediyeler boşaltılmış değil. Siz de belediyeleri boşaltın, kayyumları çekin. O zaman samimiyetinizi görürüz. Hem bu sürecin samimiyeti hem de toplumda bir karşılık bulup güven oluşturulması açısından kayyumların geri çekilmesi önemlidir. Tabii ki kayyumların geri çekilmesi de demokratikleşmenin bir adımı ve bu sürecin bir parçası olarak değerlendirilebilir.”

Kayyumla huzur da olmaz

Dêrsim'de kayyum meselesinin yalnızca belediye yönetimine müdahale olarak ele alınamayacağını belirten Orhan, uygulamanın kentin toplumsal dokusu, kültürü, inancı ve hafızası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Dêrsim ile iktidar arasında tarihsel bir gerilim bulunduğunu ifade eden Orhan, kente yönelik müdahalelerin halkın yaşam biçimine ve hafızasına da yöneldiğini söyledi. Orhan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Özel savaşın da bir parçası olarak Dêrsim halkının değer yargılarını önemsiyormuş gibi görünen, Dêrsim'i 'huzurlu kent' diye tanımlayan ama huzuru bozanın kendisi olduğunu bilmeyen popüler bir kültür üzerinden yaşatma biçimi var. Biz 'Dêrsim huzurlu kent' demeyi bir övgü olarak kabul etmiyoruz. Bu kentin hafızasına, yaşadıklarına yapılmış en büyük haksızlık olarak değerlendiriyoruz. Zaten Dêrsim huzurluydu. Toplumsal dokusuyla, inancıyla, dayanışmasıyla huzurun ne demek olduğunu bilirdi. Dêrsim'in huzurunu bozan, bu kentin doğasına, inancına, kültürüne, iradesine dışarıdan yapılan müdahaledir. Kayyum da bu müdahalelerden biridir. Dolayısıyla bu kentte kayyum geri çekilmedikçe kimse bir huzurdan söz edemez. Önce hafızayı silmeye çalışacaksın, ardından da o hafıza üzerinden başarı hikayesi yazacaksın.”

Tahribat çok boyutludur

Kayyum uygulamasının yarattığı tahribatın farklı boyutlarıyla ele alınması gerektiğini belirten Orhan, meselenin yalnızca demokratik iradenin gaspıyla sınırlı olmadığını söyledi. Ekonomik kaynakların kullanımı, kamusal varlıkların korunması, kültürel yaşam, ekolojik değerler ve emekçilerin haklarının da değerlendirmeye katılması gerektiğini vurgulayan Orhan, kayyumların kenti “turizm kenti” olarak tanımlamasının sorunları görünmez kılan bir vitrine dönüştüğünü ifade etti. Orhan, bunun Dêrsim'de oluşturulmak istenen politik hattın bir yansıması olduğunu söyledi. Kayyum uygulamalarının, sorunları çözmek yerine derinleştirdiğini belirten Orhan, demokratik siyaset alanının genişletilmesinin, halkın iradesinin tanınmasının ve eşit yurttaşlığın güvence altına alınmasının tüm halklar açısından önemli olduğunu vurguladı.

Orhan, Dêrsim'in siyasi partilerine, STK'larına, meslek odalarına ve inanç kurumlarına şöyle seslendi: "Dêrsim'in geleceğini günlük siyasi hesapların ötesinde değerlendirmek, ortak değerlerimizi halkın çıkarları temelinde ele almak gerekiyor.”