Türkiye işgalci ve hırsız
Dünya Haberleri —

- Türkiye, Doğu Akdeniz’de bulunan petrol ve gaz rezervelerinden pay almaya çalışıyor; buna pay değil, hırsızlık denilir. Şu da bilinmelidir; Libya ile birlikte Fas, Sudan ve Cezayir gibi Arap ülkelerine de el konulmak istenecektir.
SEYİT EVRAN
Arap Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı ve Ceza Hukuku Doktoru Mukhtar Ghobaş, Libya’nın Arapların sırtındaki ”hançer” olduğunu belirtti. Türkiye’nin Suriye ve Irak’tan sonra Libya’yı işgal ettiğini belirten Ghobaş, ”Türkiye’nin ki pay almak değil hırsızlık” diyerek, engel olunmaza işgal saldırılarının devam edeceği uyarısında bulundu.
Mukhtar Ghobaş ile Türkiye’nin işgal saldırılarını, Libya ve Mısır’daki güncel gelişmeleri konuştuk. Türkiye’nin Arap ülkelerini işgal etmek istediğini belirten Ghobaş, ”İşgal girişimine sıradan bir sorun gibi bakamayız, bu bölgesel ve uluslararası bir sorundur” dedi. Aynı şekilde İran’ın işgal planlarının da çok tehlikeli olduğunu söyleyen Ghobaş, ”Onun işgal araçlarına veya kullandığı güçlere bakın, Irak’ta Haşdi Şabi, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler Hareketi gibi devam ediyor. Türkiye de İran gibi birçok yerde bölgesel güçleri kullanarak işgali gerçekleştirmek istiyor” diye konuştu.
Apaçık işgaldir
Türkiye’nin İran ve Rusya ile birlikte hareket ederek Suriye’yi işgal ettiğini belirten Ghobaş, ”Türkiye kendi ulusal güvenliği için Suriye’yi işgal ettiğini söylüyor. Bu söylem yalandır. Çünkü bu bir işgaldir, zaten kendisi de bunu açık bir şekilde ilan ediyor ve herkes de bunu biliyor, görüyor” dedi. Bunun özünde Kürt sorunu olduğunu vurgulayan Ghobaş, ”Türkiye, Kürtlerin olduğu, yaşadığı tüm topraklara hükmetmek istiyor” dedi ve ekledi: ”Türkiye ile PKK arasında savaş var ama Türkiye’nin askeri üssü Başika’da da var, Irak kentlerine yakın yerlerde de var, Suriye’de de var ve bunlara bakıldığında gerekçenin sadece PKK olmadığı görülüyor. Arap bölgeleri ve toplumu da bundan zarar görüyor. Tüm bunları bilerek Türkiye ile nasıl ilişki kurabilirsin ki, Arap dünyası Türkiye’nin bu tehlikesinin farkına varmış ve artık görüyor.”
Kürtlerin hakları tanınmalı
”Kürtlere yönelik işgal saldırılarının Araplar üzerinde, bölgesel ve uluslararası açıdan etkisi vardır” diyen Ghobaş şöyle devam etti: ”Kürtlerin Arap ulusal güvenliği açısından önemli bir yeri var. Türklerin Arap ülkelerine yönelik işgal saldırıları konusunda Kürtler önemli bir rol oynayabilir elbette. Kürtlerin bulunduğu yerlerde özerklik haklarının garanti altına alınacak şekilde Arap ulusal güvenliği çerçevesinde tanınması gerekiyor.”
Pay almak değil hırsızlık
”Türkiye önce Suriye’yi işgal etti, sonra Irak ve şimdi de Libya’yı işgal etti” diyen Ghobaş şöyle devam etti: ”ABD’nin yeşil ışık yaktığı Türkiye, Doğu Akdeniz’de bulunan petrol ve gaz rezervelerinden pay almaya çalışıyor; buna pay denilmez, hırsızlık denilir. Ancak şu da bilinmelidir ki Libya ile birlikte Fas, Sudan ve Cezayir gibi Arap ülkelerine de el konulmak istenecek, çünkü bu yerler de Libya gibidir.”
Ulusal ve bölgesel güçlerin Libya’daki tutumlarının kendi çıkarları çerçevesinde olduğunun altını çizen Ghobaş, ”Türkiye’nin Libya’yı işgal girişimini engelleyecek ya da geri çekilmesini sağlayacak açık ve net tutumları uluslararası güçlerden göremiyoruz. Açık ve net tutum koyan bir tek Fransa var” dedi.
Arap toplumunun ve Arap Birliği’nin şu ana kadar işgale karşı verdiği tepkilerin çok zayıf olduğunu vurgulayan Ghobaş, bunda Arap ülkeleri arasındaki çelişkilerin etkili olduğunu söyledi. Ghobaş, ”Maalesef dış güçlerin elinin içinde olduğu Libya, Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak’taki sorunlar çözüme kavuşmadı, kavuşamıyor. Çünkü Arap topluluğunun tepkileri zayıf ve bu zamanla iç sorunların çözümünde de giderek zayıflıyor. Bu durum sadece biz Arapları ilgilendiren davalarda bile karar sahibi olmamızı engelliyor” diye konuştu.
Ateşkesin geleceği ne olacak?
Ghobaş, ”Sirte-Cufra cephesi üzerinde Mısır ile yapılan bir ateşkes var. Bu ateşkes Türkiye’nin Libya işgalini nasıl etkiliyor? Türkiye kendisine bağlı çeteleri hâlâ Libya’ya göndermeye devam ediyor mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: ”Mısır, Libya’daki Sirte ve Cufra’yı kendi kırmızı çizgisi olarak belirledi ve açıkladı. Diğer taraftan ulusal bir karar ile Sirte ve Cufra’nın geçici başkent olarak ilan edilme tartışmaları var. Ateşkes İnisiyatifi, Sirte ve Cufra üzerinde yok. Türkiye’nin desteklediği Fayez El Sarrac, Sirte ve Cufra’nın önemli olduğunu söylüyor ama Hafter’in de tasfiye edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Ateşkesin burada garanti olması gerekiyor. Çünkü ondan sonra bir yol haritası çizilmesi gerekiyor. Çözüme kavuşması için de seçim olması gerekiyor. Bu seçim olacak mı onu göreceğiz. Gelecekte Ateşkes İnisiyatifi’nin rolü nasıl olacak, Libya savaşında etkisi olacak mı, inisiyatifi tam eline alabilecek mi, onu da göreceğiz.”
Arapların sırtında hançerdir
”Sarac’a verilen destek hangi düzeyde? İhvanlar yani Müslüman Kardeşler’le birlikte yapılan bu darbe bölgesel midir?” sorusunu ise Ghobaş şöyle yanıtladı: “Helife Al Hiwel, Halit Al Mişrip ve Feyyaz el Sarac bu üç şahsiyet Libya’nın batısında önemlidir. Her ne kadar Sarac ile aralarında bir çatışma olsa da benim görüşüme göre bu bölgesel bir durum değildir. Diğer tarafta da yani Libya’nın doğusunda da Abdullah Sani, Aqila Salih ve Halife Hafter, üçü de önemli şahsiyetlerdir. Libya açıkça ikiye bölünmüş bir durumu yaşıyor. Daha önce de Halife Hafter ile Akila Salih arasında küçük çelişkiler yaşanmıştı ancak bu tüm Arap topluluğunu fazla etkilemedi. Ancak şu an mevcut duruma uluslararası ve bölgesel güçler bulaştığı için etkisi büyüktür. Yaşanan bu durum bizleri sürekli incitiyor ve bu durum Arap halkının sırtına saplanıp kalmış bir hançer gibi acı vericidir.”







