Türkiye terör rejimine doğru gidiyor
Newsweek dergisi, Erdoğan’ın Kürtlere dönük katliamlarının aynı zamanda ülkeyi terör rejimine çevirdiğini yazdı. Efrîn’de Türk devletinin Kürtlere yönelik etnik temizliğe başvurduğunu yazan dergi, ABD’nin sessizliğini de eleştirdi. Dergi ”Özgür dünya Erdoğan’a karşı ne kadar erken harekete geçerse, dünyamız o kadar güvende olacak” ifadesini kullandı.
Amerika’da yayınlanan Newsweek dergisi, Türkiye’nin bir terör rejimine dönüştüğünü, gerek Kuzey Kürdistan’da gerekse de diğer parçadaki Kürtlere dönük katliam ve etnik temizliği yöneldiğini yazdı. Derginin, ”Erdoğan Kürtleri kırmak ve Osmanlı’yı diriltmek istiyor” başlıklı yazı, aynı zamanda Minbiç ve Efrîn’de, Türk devletinin politikalarını onaylayan ABD yönetimine eleştirileri de içeriyor. Newsweek dergisinde çıkan yazı, Türkiye’de tartışma konusu oldu.
Türk devlet yetkilileri şimdiye kadar dış basında aleyhlerine çıkana yazıları görmezlikten gelirken bu kez farklı bir reaksiyon gösterdi. Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Dergi’de çıkan yazıya tepki gösterdi.
Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın seçimde Kürtlere karşı tam bir ötekileştirme politikasına yöneldiğini ve Kürtleri ortak düşman olarak gösterdiğini belirten Newsweek ”İhtişam arzusunun yiyip bitirdiği despotların, canavarca planlarını önce ilan edip sonra hayata geçirmek gibi bir huyları vardır. Tiranlar tam da bunu yapar” ifadesini kullandı.
Jonathan Watchel ve Albert Watchel imzalı yazıda, Türkiye’nin son yıllardaki dış politikasını ve bu politikadaki Kürt düşmanlığı ayrıntılı bir şekilde ele alındı.
Kentler ay yüzeyine dönüştü
Makalede Erdoğan’ın 2013’te Kürt kimliğini tanımayı vaat ettiği ‘Çözüm Süreci’nin, Cizre, Sur ve Nusaybin gibi kentlerin yerle bir olmasıyla sonuçlanan sürece ilişkin ise şu ifadeler yer alıyor: ”2013’te, Erdoğan Kürt kimliğini ve kültürünü tanımayı ve Kürt özgürlüklerini arttırmayı vaat etmişti. Bunu bir ateşkes süreci izledi ama 2015’te çatışmalar yeniden başladı. Erdoğan PKK’ye yanıt verdiğini söylüyordu. PKK ise Erdoğan’ın Kürt bölgelerinde barajlar ve kalekollar inşa ederek ateşkesi ortadan kaldırdığını savunuyordu. Hangisi doğru olursa olsun, sonuçta savaş devam etti. Erdoğan savaş helikopterleri, ağır silahlar ve zırhlı birliklerle saldırarak binlerce kişiyi katletti ve çoğunluğu Kürt 335 bin yurttaşı yerinden etti. Bir BM raporu operasyonlarda yaşanan yıkımı bölgenin ”ay yüzeyine döndüğü” şeklinde tarif ediliyordu.
Yazıda devamla şu ifadeler yer aldı: ”Ermeni Soykırımı’nı hatırlatan Nobel Ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk, Kürt katliamlarına dair acısını ifade etmişti. Pamuk ‘Türklüğe’ hakaretten yargılandı ve bunu kitaplarının sokakta yakılması izledi. Uluslararası tepkiler, Pamuk’un ceza almasının önüne geçti ama bir zamanların demokratik ılımlı Müslüman ülkesinin bir ‘terör rejimine’ doğru gittiğini görüyor.
Erdoğan’ın şaibeli 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 2 sene geçmesine rağmen ülkeyi halen ”Demir Yumrukla” yönettiği belirtilen yazıda ”İki yıllık olağanüstü hal kalktı ama o Türkiye’yi demir yumrukla yönetmeye devam ediyor. 20 yıldan uzun süredir İzmir’de küçük bir topluluğa hizmet vermiş olan Amerikalı rahip Andrew Brunson’u darbeyi ve PKK’yi desteklemek, İslam’a saldırmak ve misyonerlikle suçluyor” denildi.
Washington geri adım atmakla ciddi hata yaptı
Yazı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesi için yoğun çaba harcayan Erdoğan’ın, Suriye’de çetelere olan ilişkisi ve bu ülkede Kürtlere yönelik katliamlarına geniş yer verdi. Türkiye’nin kökten dinci çeteleri, Kürtlere dönük katliamlara teşvik ettiği belirtilen yazıda DAİŞ‘in Kobanê saldırısı örnek verildi.
Yazıda aynı zamanda ABD yönetiminin Kürtlere yaklaşımı da eleştirildi, Türk devletinin Efrîn’de Kürtlere dönük yürüttüğü etnik temizliğe özel vurgu yapıldı:”ABD’nin hava desteğiyle Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) Kobanê’yi özgürleştirdi ve İslam Devleti’ni (DAİŞ) yenilgiye uğratan savaşa öncülük etti. Erdoğan PKK ve YPG’yi bir ve aynı şey görüyor ve Esad’ı PKK’nin daha önce mülteciler için bir sığınak noktası olan Türkiye sınırındaki kamplarına izin vermekle suçluyor.
Washington’ın Irak’ta Kürt müttefiklerini korumama yönündeki önceki kararından güç alan Erdoğan, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgesi Efrîn’e saldırarak bölge halkını katletti, terörize etti ve sonunda da büyük bir mülteci krizine neden oldu. Şimdi de Esad karşıtı Suriyeli mültecileri, Türkiye’den getirip yerleştirerek Efrîn’in demografisini değiştiriyor. Gerekirse Amerikan askerleriyle de çatışılacağını söyleyerek, Suriye’nin Minbic bölgesindeki Kürtlere de saldırı tehdidinde bulundu. Bu tehdit karşısında ise Washington sağlam durmak yerine geri adım atarak çok ciddi bir hata yaptı. YPG geri çekilmek zorunda kaldı ve Türk medyası Amerika’ya karşı zafer kazanmakla övündü.”
Suriye’de ”Osmanlı parmağı sallayan” Erdoğan’ın Kandil’de Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne yönelik yeni bir işgal girişimine hazırlandığı belirtilen yazıda, İran ile bir ittifakın kurulmak istendiği dile getirildi. Şiilerle ittifaka rağmen, Erdoğan’ın kendisini Sünniliğin lideri olarak gördüğü hatırlatıldı.
Yazıda devamla şu ifadeler kullanıldı: ”Şiilerle ittifaka rağmen Erdoğan kendisini Sünniliğin lideri olarak görüyor. Köktendinci Müslüman Kardeşleri ve onların Filistinli kanadı HAMAS’ı destekleyerek Mısır’ı ve HAMAS’la çatışma içinde olan Filistin yönetimini rahatsız ediyor. Haremü’ş-Şerif’te Müslüman ajitasyonunu teşvik ederek oradaki caminin koruyucusu olan Ürdün’ü rahatsız ediyor.
Kudüs’ü İslam’ın başkenti ilan ederek İslam’ın en kutsal şehirleri Mekke ve Medine’nin koruyucusu Suudi Arabistan’ı rahatsız ediyor. Amerikan hayalet uçağı F-35’leri satın alma niyetinde ve NATO’nun füze savunma sisteminin satın alınmasını en iyi Rus muadili ile pazarlık etmeye çalışıyor ve eline bir F-35 geçerse Moskova için daha iyi bile olabilir. Geçen haftaki BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) toplantısında Erdoğan Batı’nın bu ekonomik rakiplerine katılma arzusunu itiraf etti.
‘Özgür dünya Tiran’ın sırtını sıvazlamamalı’
Uluslararası güçlerin bir Tiran’ın sırtını sıvazlamaması istenen yazıda ABD’nin, ABD’nin Türk devletinin Kürtlere dönük inkarcı yaklaşımına ortak olmaması istendi. Yazı şu ifadeyle son buldu: ”Özgür dünya tiranlığı sırtını sıvazlayarak veya uzlaşarak yatıştırma yoluna gitmemeli. Amerika, dünyanın en güçlü ülkesi olarak bu konuda ciddi bir rol oynayabilir. ABD, Ermeni Soykırımı’nı tanımış 29 ülkeye katılabilir.
Ankara’nın inkarcılığını sorgusuz kabul etmek onun Kürtlere de aynı şekilde saldırmasını cesaretlendiriyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik sorunları Erdoğan’a sınırlarını göstermek için faydalı olacaktır. Ancak Kürtlere yönelik siyasi baskı ve saldırılar devam ederse, Batı’nın Türkiye’ye borç vermeyi kesmesi ve Erdoğan ile ailesi de dahil rejimin kilit şahsiyetlerine ekonomik yaptırımlar uygulaması gerekli. Özgür dünya Erdoğan’a karşı ne kadar erken harekete geçerse, dünyamız o kadar güvende olacak. Türkiye’nin dönüşmesi gerekiyor.” HABER MERKEZİ