• Avukat Şaziye Cantepe, yürütülen bilinçli ihmal politikasıyla tutsakların doğrudan ölüme sürüklendiğini söyledi.

 

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Avukat Şaziye Cantepe, Iğdır S Tipi Cezaevi’nde 6 'intihar vakası'nı bildiklerini ama daha fazlası da olduğunu belirtti.

Türk cezaevlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla tespit edilebilen en az bin 412 hasta tutsaktan 335’inin durumu çok ağır. İHD verilerine göre; son bir yıl içinde 5 bin 283 hak ihlali raporlanırken, başvuruların yüzde 34’ünü işkence ve kötü muamele, yüzde 17’sini ise sağlık hakkı ihlalleri oluşturdu. Iğdır S Tipi ve Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli cezaevlerinde tutsakların hastane sevklerinin yaklaşık dört ay geciktirildiği, kanser hastası tutsakların dahi tedaviye erişimde ciddi engellerle karşılaştığı belirtildi. Kapasitesinin yüzde 31 üzerinde olan cezaevlerinde, uzman doktor eksikliği ve tıbbi malzeme teminindeki kısıtlamalar ise yaşam hakkı ihlallerini derinleştirmeye devam ediyor. Sağlık durumları her geçen gün ağırlaşan hasta tutsaklar ve cezaevlerinde yaşanan mevcut tabloya dair JINNEWS'e konuşan İHD Îdir Temsilcisi Av. Şaziye Cantepe, ihmallerin ciddi boyutlara ulaştığını belirtti.

Devletin bu konudaki sorumluluğunu hatırlatan Şaziye Cantepe, “Doktora ve ilaca erişim hakları çok kısıtlı. Hastaneden randevu alma sorunu çok fazla. Cezaevi idaresi de bu konuda sorumsuz davranıyor ya da çok fazla önemsemiyor. Tansiyon hapı gibi haplar veriliyor ama bu kişilerin sağlık durumlarının ne aşamada olduğuna dair tam teşekküllü hastanelerden hizmet alamıyorlar. Mesela en bariz örneği; Iğdır S Tipi Cezaevi'nde tutsaklar, aylarca doktora gidemediklerinden şikâyet ediyor. Gitmiş olsalar bile ilaçlarını alamadıklarından şikayet ediyorlar. Aylarca diş tedavisine gidemeyen insanlar oluyor” dedi.

30 yıllık ve hasta ama tahliyesi engelleniyor

30 yılını dolduranların ve infazı bitenlerin bırakılması gerektiğini ama böyle bir şey yaşanmadığını belirten Cantepe,  "30 yılını doldurmuş, hatta hasta olmasına rağmen infazı bitmiş ama halen içeride tutulan, 32 ve 33. yıllarına gelmiş insanlar var. Iğdır S Tipi Cezaevi'ndeki tutsaklardan Cihan Keskin örneğini vereyim. Çocukluğundan beri rahatsızlığı olan ve her gittiğimizde sorunlarını dile getiren bir kişi ama hastaneye erişimi çok zor. Aylar süren süreçler başlıyor. Hatta cezaeviyle görüştüğümüzde randevu alamadıklarından şikâyetçiler. Kişi sağlığa ve doktora ulaşamıyor” şeklinde konuştu.

Gözünü kaybediyor, gözlük verilmiyor

Cezaevlerindeki sağlık sorunlarına ve tedavi süreçlerindeki aksaklıklara dair somut örnekler paylaşan Şaziye Cantepe, hasta tutsakların tedavi haklarının engellenmesinin hayati riskler doğurduğunu ifade etti. Şaziye Cantepe, şunları paylaştı: “İranlı bir müvekkilimiz var; Adil Reşidi. Neredeyse iki yıldır gözlük alamadı. ‘Yazdık, ödenek gelmesi gerekiyor’ diyorlar ama beklenen bin TL gibi bir ödenek bir türlü gelmiyor ve bu kişi artık gözlerini kaybetmek üzere. Öte yandan başka bir tutsağın ise ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatması gerekiyor. İdarecilerin söyledikleri ‘Biz onu doktora götürmek istiyoruz ama kendisi çıkmak istemiyor ya da biz kapıya kadar getiriyoruz, asker almak istemiyor’ oluyor. Bu kişinin kontrol altına alınması gerekiyor, çünkü rahatsızlığı, cezaevinde o bölümde kalan diğer kişileri de rahatsız edecek dereceye ulaştı; cezaevinde kalma durumu yok. Rehabilitasyon merkezinde tutulması ya da serbest bırakılması gerekiyor. İnfazının farklı şekilde işlenmesi şart. Hasta tutsak Ruken Yılmaz var. Kan rahatsızlığı, kalbinde sıkıntı olan biri. Genç yaşına rağmen bir sürü hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bunun örnekleri çok fazla, hasta ve yaşlı olan insanlar var. Birçok kişi yaşam mücadelesi veriyor.”

Iğdır S Tipi'nde intihar vakaları

Cezaevlerindeki yaşam koşulları ve devletin tutsaklara karşı sorumluluklarını hatırlatan Şaziye Cantepe, infaz süreçlerindeki adaletsizliklerin tutsaklar üzerinde ağır bir psikolojik baskı yarattığını belirtti. Şaziye Cantepe, şöyle devam etti: “Devlet içeri aldığı, infaz başlattığı kişilerin yaşam hakkından ve sağlık hakkından sorumludur. Bunu yerine getirmediği zaman kendi yasalarını ihlal etmiş olur. Iğdır S Tipi Cezaevi’nde intihar vakaları gerçekleşti. Bizim bildiğimiz 6 kişi ama daha fazlası da var. Ölümle sonuçlanan belki bizim sadece duyduklarımızdır. Bu cezaevinde bir sıkıntı var ki insanlar yaşamak da istemiyor. Cezaevinde ikinci bir cezaevi oluşturulmuş. Daha da ağırlaştırılan koşullar var. Sağlık hakkı ciddi bir sorun artık ve bir an önce bu yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor.”

İnfaz yakmalar çok fazla

İnfaz yakma uygulamalarına ve sürgün politikalarına dikkat çeken Şaziye Cantepe, yasal düzenlemelerin ötesinde keyfi muamelelerin uygulandığını belirtti. Şaziye Cantepe, şunları ekledi: “Son dönemlerde özellikle infaz yakmalar çok fazla. Keyfi uygulamalarla, infaza yakın herhangi bir sorunu dile getirip bir şekilde bir hücre cezası verip 'infazı nasıl yakarız' peşine düşüyorlar. İnsanlar bununla tehdit ediliyor. Mesela Iğdır Cezaevi'nde bazı koğuşlar var; psikolojik sorunları olanların kaldığı koğuşlarla insanlar tehdit ediliyor, 'eğer susmazsan seni o koğuşa atarız' deniliyor. Mesela Cihan Keskin’e dair her görüşe çıktığında gardiyanlarca 'Sen niye yaşıyorsun ki zaten kimse de sana sahip çıkmıyor, sen gidip kendini öldürsene' şeklinde baskı kuruluyor. Ailesi burada değil, yaşlı bir annesi var ve kimse ulaşamıyor. İnsan sosyal bir varlıktır, ailesinden beklentileri var. Arkadaşları ve ailesinin olduğu bir yerde kalması gerekirken, sürgün ediliyorlar. Şu anda burada birçok kişi sürgün, Iğdır Cezaevi özellikle sürgün yeri haline gelmiş durumda. Yasaların ötesinde keyfi muameleler uygulanıyor.” ÎDIR