• Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’ndeki tacizden cinayete kadar varan dehşetle ilgili soruşturma sürüyor. İlgili bakanlık sessizliğini korurken sanıklar ise yaşananları inkar ediyor.
  • Merkezde yanlış ilaç kullanımı, ağır ihmal veya kötü muamele sonucu üç ölüm vakasının yaşandığı öne sürülüyor.

 

MIHEME PORGEBOL/ÊLÎH

Êlih'te (Batman) faaliyet gösteren Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’ne yönelik yürütülen soruşturma derinleştikçe ortaya çıkan iddialar kamuoyundaki endişeyi artırıyor. İlk olarak usulsüz faturalandırma ve dolandırıcılık şüphesiyle başlatılıldığı öğrenilen soruşturma, zamanla şüpheli ölümlerden kötü muameleye, cinsel istismar iddialarından denetim mekanizmalarındaki ihmallere kadar uzanan geniş bir tabloyu gündeme taşıdı. Soruşturmanın kapsamına ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkarken, bakım merkezlerinde yürütülen hizmetlerin denetlenmesi ve kamu kurumlarının sorumluluğu da yeniden tartışma konusu oldu.

Merkeze 3 Haziran’da gerçekleşen operasyonla 86 kişi gözaltına alındı; üç günlük sorgunun ardından 16 kişi tutuklandı. Dosyadaki gizlilik kararı dün itibarıyla kaldırılırken, basın yasağı ise devam ediyor. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişilerden birinin avukatlığını üstlenen ve dosyanın bir bölümünü inceleyebilen hukukçuya göre soruşturmanın kapsamı kamuoyuna yansıdığından çok daha geniş. Avukatın aktardığına göre; gözaltına alınanlar arasında söz konusu kurumdan yıllar önce ayrılan çalışanlar da kısa süre önce işe başlayan personeller de bulunuyor. Bu durum, savcılığın hiç risk almayarak neredeyse tüm çalışanları gözaltına alıp sorguladığı ve soruşturmanın yalnızca belirli kişilerle sınırlı tutulmadığını gösteriyor. Öte yandan gözaltına alınanlar arasında bakım merkezinin iki ortağı, eski ve yeni çalışanlar ile dört kamu denetçisinin de bulunduğu belirtiliyor.

Cinayet şüphesi

Soruşturmadaki en önemli başlıklardan biri olarak değerlendirilen şüpheli ölümlere ilişkin edinilen bilgilere göre; merkezde üç ölüm vakası mevcut. Hayatını kaybedenlerden birinin Murtaza, diğerinin ise Yusuf isimli engelli bireyler olduğu belirtilirken, üçüncü kişinin kimliğine ilişkin bilgiye henüz ulaşılamadı. Ölümlerin yanlış ilaç kullanımı, ağır ihmal veya kötü muamele sonucu meydana gelmiş olabileceği iddia ediliyor.

Konuyla ilgili görüştüğümüz kaynakların aktardığına göre; soruşturmayı yürüten bazı kolluk görevlileri ile savcılık makamı dosyadaki iddiaları “vahim” olarak değerlendiriyor. Savcının, konuyla ilgili avukatlara “İddialar büyüyecek ve neredeyse tüm iddiaların ispatı somutlaşabilecek nitelikte” dediği ifade ediliyor.

Hepsi yaşandı

İddiaları somutlaştırabilecek deliller arasında fotoğraf ve video kayıtlarının da bulunduğu öne sürülüyor. İddialara göre; dosya içerisinde bakım merkezinde kalan kişilere ait çeşitli görüntüler yer alıyor. Bazı bakıma muhtaç kişilerin çıplak halde koridorlarda tutulduğu, bu halde yemek yedirildiği ve bakım koşullarının insan onuruna uygun olmadığı yönünde kayıtlar olduğu belirtiliyor. Dosyada yer aldığı ifade edilen bazı tutanaklarda ise cinsel istismar, kötü muamele ve ihmal iddialarının kuşkuya yer bırakmayacak nitelikte olduğu ileri sürülüyor. Ayrıca bakım merkezindeki kamera kayıtlarının önemli oranda silindiği de soruşturma dosyasında yer eden hususlardan biri.

İtibarları zedeleniyormuş

Merkezin yöneticileri ve yakınları ise tüm iddiaları reddederek kendilerine yönelik bir karalama kampanyası yürütüldüğünü, itibar suikastına uğradıklarını ve kendilerine bir komplo kurulduğunu savunuyor. Tutuklanan kurucu müdür Ahmet Yakşı’nın kardeşinin bazı iddialara ilişkin verdiği yanıtlara ulaştık. Buna göre; dosyada yer alan kürtaj iddialarına ilişkin olarak, kürtaj yapılan engelli kadının bakım merkezine kaydı yapılmadan önce hamile kaldığı ve işlemin Batman Bölge Devlet Hastanesi’nde, savcılığın bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Ancak dosyada bu beyanı destekleyecek nitelikte bir savcılık evrakı bulunmuyor. Nitekim verilen yanıtlarda aynı kişiye yapılan “ikinci kürtaj” iddialarına da yer verilmiyor. Kürtaj işlemlerinin hangi koşullarda yapıldığı, adli makamların süreçten haberdar olup olmadığı ve şehirdeki hastanelerin suç ortaklığı ve ihmallerinin ortaya çıkarılması ise soruşturmanın devamında ortaya çıkması beklenen önemli başlıklar arasında yer alıyor.

Kamu denetçileri de

Soruşturma aynı zamanda Türkiye genelindeki bakım merkezlerinin denetim mekanizmalarını ve çalışma biçimlerini de tartışmaya açmış durumda. Bakım merkezlerinde sağlık kontrollerinden beslenme programlarına, personel yeterliliğinden güvenlik standartlarına kadar çok sayıda yükümlülük bulunuyor. Buna rağmen 4 kamu denetçisinin de soruşturma kapsamında gözaltına alınmış olması, denetim mekanizmalarının işleyişine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Dosyanın gerçek boyutunun ise ancak mağdur yakınlarının, bakım merkezinde kalan kişilerin ve müştekilerin anlatımlarıyla ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor.

Pusudaki simsarlar

Ortaya çıkan skandalın ardından tartışılan bir diğer başlık ise bu kurumların teşvik, ödenek ve yatırımları nasıl aldığına yoğunlaşıyor. Edinilen bilgilere göre; bakım merkezlerindeki her engelli için devlet tarafından merkeze aylık olarak iki asgari ücret tutarında bir ödeme yapılıyor. Öte yandan merkezlerin ihtiyaçları, malzeme alımları, etkinlikleri ve çeşitli projeleri için de önemli miktarlarda ödenek, hibe ve teşvikler sağlanıyor. Merkezlerde kalan engelli birey sayısına bağlı olarak devasa rakamlara ulaşabilen bu paralar, engelli ve yaşlı bakımını giderek kâr odaklı bir sektöre dönüştürüyor. Bakım ve rehabilitasyon merkezleri tarafından görevlendirilen simsarlar, şehirlerde adeta engelli avına çıkıyor. Hastanelerde ilişkiler kurarak buralara tedaviye gelen engellilerin ailelerini çeşitli vaatlerle ikna ederek bağlı oldukları bakım merkezlerine kayıtlarını yaptırıyor. 

Cezaevi gibi

Bakım merkezlerinin işletme prosedürleri ve yasal mevzuatları da ayrı bir tartışma konusu. Merkezler sanıldığı gibi yalnızca faaliyet gösterdikleri şehirlerdeki engelli ve hastalarla ilgilenmiyor. Bakıma muhtaç kişiler tıpkı bir cezaevi tutsağı gibi gerek görüldüğü hallerde şehirden şehire taşınabiliyor. Örneğin Êlih'teki bir engelli, yer, kaynak, uyum vb. birçok gerekçe gösterilerek ailesinden uzak bir şehre gönderilebiliyor. 

Tüm bu iddialar, gözleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına çeviriyor. Bakanlıktan konuya dair henüz bir açıklama yapılmazken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın iddialar kamuoyuna yansımadan kısa bir süre önce Êlih'e gelmesi, ilgili kurumları ziyaret ederek uzun toplantılar yapması, iktidarın konuyu nasıl ele alacağını merak ettiriyor.

***

Bakanlığa soru önergesi

Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’ndeki skandallar üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yanıtlaması için Meclis'e soru önergesi veren DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, iddiaların açıklığa kavuşturulmasını ve denetim süreçlerinin detaylandırılmasını istedi.

Tiryaki, kurumun denetim sıklığı, son 5 yıldaki incelemelerin kapsamı ve tespit edilen eksiklikler olup olmadığına ilişkin bilgi talep etti. Tiryaki, daha önce yapılan şikayet ve ihbarların nasıl değerlendirildiğini ve hangi işlemlerin uygulandığını sordu. Önergede, merkezde kalan kişilerin sağlık durumlarının takibi, merkez kapatıldıktan sonra başka illere sevk edilen hasta ve engellilerin güvenliği ile tıbbi kayıtlar da gündeme getirildi. Tiryaki, ruhsatlandırma ve denetim süreçlerinde görev alan kamu görevlilerine yönelik herhangi bir idari inceleme yapılıp yapılmadığını da sordu.