Tutsakların sesi duyulmalı

19 Ağustos 2021 Perşembe - 21:25

  •  Tecride karşı 267 gündür devam eden açlık grevi direnişine destek verdiklerini ve direnişe daha büyük desteklerin verilmesi gerektiğini söyleyen tutsak yakınları, “Bir an önce çocuklarımızın talepleri karşılanmalı ve tecrit sonlanmalıdır” diye seslendi.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım 2020’de başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 267. gününde devam ediyor. Tutsaklar, 5’er gün olan eylemi, 14 Temmuz’dan itibaren 15 güne çıkardı. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 246, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 229 gündür açlık grevi yapılıyor. Türk hükümeti ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nden (CPT) henüz bir adım atılmış değil. Tutsak aileleri ise yaşananlara karşı seslerini bulundukları her alanda duyurma çabasında. 

İki oğlu cezaevinde

Nermiye İverendi’nin 13 yıl hapis cezası alan oğlu Abdurrahman İverendi, 9 yıldır cezaevinde. Diğer oğlu da 5 yıldır tutuklu. Oğlu Abdurrahman’ın 8 yıl içinde 5 cezaevine sürgün edildiğini söyleyen İverendi, şunları anlattı: “Oğlum Mardin’de tutuklandı ve İzmir’e sürgün edildi. Bir yıl 6 ay burada tutulduktan sonra Şırnak’a sürgün edildi. Burada da 6 ay tutuklu kaldı. Ardından da Gümüşhane’ye sürgün edildi. Son olarak ise Patnos Cezaevi’ne sürgün edildi. Şu an Patnos’taki tutsakların durumu iyi değil. Çocuklarımız hastalanıyor ama hastaneye götürülmüyor. Hastaneye gitmek için verdikleri dilekçeler de kabul edilmiyor. Oğlum Abdurrahman’ın farklı hastalıkları var. Kaza geçirmişti ve bastonla dolaşıyordu. Halen de onun yardımıyla yürüyebiliyor. Diğer oğlum Botan da şu an Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde. Botan’ın da çok sayıda rahatsızlıkları var. Hem mide hem de böbrek hastalığı var ayrıca beyin damarlarında tıkanıklık mevcut.”

Cezaevlerinde tecrit var

Cezaevlerinde artan baskılara dikkat çeken İverendi, sık sık koğuşların arama adı altında basıldığını söyledi. İverendi, şunları aktardı: “Gazeteler verilmiyor, kitap ve radyoları ellerinden alınıyor. Elbiselerine fazlalık diye el konuluyor. Her geçen gün tutsaklar üzerindeki baskı ve zulüm artıyor. Halkımızın bu zulme sessiz kalmaması gerekiyor. Çocuklarımız hastaneye götürülmüyor, götürülseler bile kelepçeli muayene dayatılıyor. Oğlum Abdurrahman sürekli ilaç kullanıyor ama ilaçları sürekli geç veriliyor. Tutsaklar üzerinde ağırlaştırılmış bir tecrit var. Tutsakların hepsi benim çocuklarım gibidir. Çocuklarımız bu zulme ve baskılara sessiz kalmamak adına bedenlerini aylardır açlığa yatırmışlar. Önderliğimiz üzerindeki tecrit kalkarsa hem tutsakların hem de Türkiye’nin üzerindeki tecrit kalkacaktır.”

Kızından haber alamıyor

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve Hepatit B teşhisi konan Tenzile Acar’ın annesi Rasmiye Acar da kızının duruma dikkat çekti. Acar, kızının 16 yıl hapis cezasına çarptırıldığını hatırlatarak, “Kızımın hastalığı her geçen gün ilerliyor. Bir aydan fazladır da kızımla görüşemiyoruz. Önderlikle telefon görüşmesi yapılıp yarıda kesilmesinden sonra tutsaklar boykota gitti. Kızım da bizimle 4 dakika tek telefon ile görüştü. Bundan dolayı cezaevi yönetimi tutsaklara iletişim cezası verdi. Bu yüzden bir aydan fazladır kızımla görüşemiyoruz. Hastalığından dolayı oldukça endişe içindeyiz. Çocuklarımıza zulüm ve baskı yapılıyor. Bu uygulamalara bir an önce son verilmesini istiyoruz. Çocuklarımız kendi haklarını istiyor. Kelepçeli muayeneyi kabul etmiyorlar. Artık buna son verilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Eylemlerine destek veriyoruz

Cezaevlerinde devam eden açlık grevi direnişine de dikkat çeken Acar, hükümetin sessizliğini eleştirdi. Acar, şunları ifade etti: “AKP hükümetinin ne insanlığı ne de hukuku var. Çocuklarımız ‘Önderliğimiz özgür olmadan bizler de özgür olmayız’ diyor. Eylemleri bu yüzden devam ediyor. Bizler aileler olarak da bu eyleme destek veriyoruz. Halkımızın sessiz kalmaması gerekiyor. Özellikle annelerin seslerini yükseltmesi gerekli. Yine annelerin öncü olması lazım. Önderliğimizin üzerindeki tecridi kınıyoruz ve asla kabul etmiyoruz. Bir an önce çocuklarımızın talepleri karşılanmalı ve tecrit de kaldırılmalıdır. Artık özgür ve eşit bir yaşam istiyoruz.” n AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.