Kim ne derse desin, nasıl bir analiz yaparsa yapsın, analiz bilimsel mi olur, filmsel mi olur önemli değil, tek bir gerçek vardır. Ortadoğu’da Kürtleri memnun edecek bir yapı oluşmadığı sürece, Ortadoğu stabiliteye kavuşmayacaktır.
Bu nedenle Ulusal Kongre Kürtler için tartışmasız bir öneme sahipti. Ertelenemesi birçok Kürt insanın ruhunda büyük sarsıntılara yol açtı. Nedenleri üzerine birçok şey yazılıp çizildi. Hatta Ulusal Kongrenin toplanması konusunda irade koyan PKK ve PDK ile onların liderlerine birçok eleştiriler yapıldı. Eleştirilerin dozunu kaçırıp, küfür ve hakaret edenler belki hayal kırıklıklarını yansıtıyorlardır. Ancak Kürdistan’da ki parti ve liderleri arasında diyaloğu kapatacak, işbirliğini zora sokacak yorumlardan kaçınmak zorunludur ve bu sorumluluğu her Kürt ve Kürdistanlı bireyin de taşıması gerekir. Yeni şekilenecek Ortadoğu’da, parçalanmış bir halkın ve ulusun bireyleri olarak oluşturacağımız yeni yaşamda, yeni ortak bir dil ve ortak bir davranış modeli yaratmak zorundayız. Ortak davranışı yaratmada Kürt aydınlarının öncülük etmek zorunluluğu vardır
Kürtlerin birlik sorunu partiler ve liderler arası birlik sorunu olmaktan çoktan çıktı. Partiler üstü ve hatta devletler üstü küresel bir sorundur. Yoksa daha Öcalan ve Erdoğan görüşmelerinin ilk başlarında Sakine- Fidan ve Leyla’nın Fransa’da öldürülmesi tesadüf müydü? Fransa Suriye konusunda G-20 zirvesinde direk taraf olduğunu kanıtladı. Hatta dostu(!) Almanya ile farklı taraflarda kaldı. Sakinelerin katili kim olursa olsun, yataklık eden durumuna düşen Fransa’dır. Fransa’nın Kürtlere bir mesajıdır. Kanlı bir mesaj. Ulusal Kongrenin ertelenmesini, bir iki delege sayısındaki anlaşmazlığa indirgeyenlere, ya da PKK ve PDK’nin partizan tavrına bağlayanlara Fransa katliamı bir örnek olmalıdır. Sorunun karmaşıklığını ve zorluğunu gösteren en iyi örnektir.
Ulusal Kongrenin toplanması Suriye’de ki savaş daha fazla büyümeden zarurıdır. Rojava halkını korumak, kollamak, desteklemek her Kürt için ulusal bir görevdir. Ulusal Kongrenin toplanması için kaybettiğimiz her gün Kürt ve Kürdistan için büyük bir kayıptır.
Birlik ihtiyaçtan doğar. Rojava’da ki durum acildir ve Rojava’nın geleceği için Kürtler’in birlikte karar alması ve uygulaması büyük bir ihtiyaçtır.
Bu kongrenin ertelenmesinde çıkarı olanlar Kürtler değildir. Kimlerin çıkarı olduğu da malumdur. Bu konuda en güzel tespiti Yazar Cahit Mervan yapmıştı. “Ankara’da yağmur yağdığında, Hewlêr’de hava güneşli de olsa şemsiye açanlar var” demişti. Aslında Kürt ve Kürdistan’ın içinde bulunduğu durumu anlatan iyi bir tanımlama. Bu tanımlamayı daha da büyütürsek; Ankara, Waşington, Tahran’da yağmur yağdığında Amed’de ve Hewlêr’de şemsiye açanlar her zaman vardı ve var olacaklar. Bunlar ulusal birliğimizin önündeki belirleyici engellerdir.
Önemli olan bunun alternatifini geliştirmek ve yaygınlaştırmak. Ankara’da ya da başka merkezde yağmur yağdığında Amed ve Hewlêr’in güneşinden maksimum yararlanmayı öğrenmek, güneşin tadını çıkarmak ve keyfini yaşamaktır, yaşayabilmektir.
Sorun bunu içselleştirebilmektir.
Ulusal Kongre neden önemli?
Gündem karışık, kafalar karışık savaş tamtamları çalınıyor ve Ortadoğu kaynıyor. “Çözüm” süreci ayak sürüyor, Kürdistan Ulusal Kongresi ertelendi, Suriye’ye Amerikan askerinin karaya ayak basmayacağı(!), Türkiye destekli bir saldırı bekleniyor. Artık Ortadoğu eski Ortadoğu değil ve olamazda. Ancak yeni Ortadoğu nasıl şekillenecek henüz belli değil. Nasıl şekilleneceği belli olmayan Ortadoğu’nun ortasında kocaman ve çok zengin bir coğrafyaya sahip Kürdistan var. Ortalama kırk milyon nüfuslu, tarihi korkunç acılarla dolu bir halk Ortadoğu’nun ortasında statüsüz yoksul ve tehdit altında yaşıyor.