Cihan DENİZ

 

15 Ekim 2012 tarihinde kurulan Halkların Demokratik Partisi (HDP), bir yaşına daha yine maruz kaldığı baskılara karşısında barış, demokrasi ve toplumsal adalet umudunun bayrağını daha da yükseğe taşıyarak girdi.

HDP, en başta kendisini mümkün kılan felsefi ve politik açılımı yani bir zihniyet devrimi gerçekleştiren, tüm itirazlara karşı hayat bulması için büyük bir mücadele veren Sayın Abdullah Öcalan’ın eseridir. Onun ısrarları, ön açıcı ön görüleri olmasaydı, bugün ulaşılan noktaya ulaşabilir miydik? Bunlar olmadan, çeşitli siyasi partilerin, çevrelerin ve bireylerin basit birliğini kat be kat aşan bir umut dalgası yaratılabilir miydi? Geçerken belirtelim ki, tek başına bu gerçek bile, tecride karşı mücadelenin halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesi için neden bu kadar önemli olduğunu görmek için yeterlidir.

HDP, demokratik ulus nosyonunun ete kemiğe bürünmüş halidir. HDP, kapitalizm ötesinde bir hakikatin mümkün olduğunu kabul etmeyen neoliberal kuşatma karşısında ezilen halkların, kadınların, emeğin, tüm ötekileştirilen inançların ve doğanın kurtuluşunu ortak ve birleşik mücadele gören; kapitalizmin ötesinde demokratik bir toplum inşa etme iddiasında olan bir meydan okumadır. Bunun anlamı hiçbir ezilme durumunun diğer ezilme durumlarına göre ontolojik bir önceliği olmadığıdır. Ulusal, sınıfsal, cinse dayalı, inanca dayalı ezilme durumları arasında hiyerarşik bir sıralama olduğu ve buna bağlı olarak da ontolojik olarak öncelikli olduğu düşünülen bir sorunun çözümünün otomatik olarak diğer sorunların çözümünü de getireceği anlayışının reddedilmektedir.

HDP’nin dayandığı felsefi temel aynı zamanda, her tür kapsamlı büyük teoriyi reddeden postmodernizmin ezilme durumlarına karşı verilecek mücadelenin ancak kısmi ve tekil olabileceğini vaaz eden anlayışını da kabul etmemektedir. Buna karşın HDP, işçilerin, ezilen halkların, kadınların, ekolojistlerin ve diğer kesimlerin bir birinden kopuk, eş güdümsüz mücadelesi karşında, demokratik ulus ittifakı çerçevesinde bir birliği, iktidara karşı ortak bir mücadeleyi temsil etmektedir.

Aynı şekilde HDP, iktidarların topluma dayattığı toplum içindeki farklılıkları ve zenginliği boğan tekçi deli gömleğine karşı toplum içindeki toplumsal çeşitliliğe dayanmaktadır.

HDP’yi bir umut haline getiren, onu büyüten tam da bu demokratik ulus nosyonudur. HDP’ye yapılacak en büyük kötülük onu bu esprinin dışında tanımlamaktır. HDP ne sadece Kürtlerin, Ermenilerin veya Türklerin, ne sadece Alevilerin veya Sünnilerin, ne sadece sosyalistlerin, ne sadece ekolojistlerin partisidir. HDP genelde kapitalist modernitenin özelde ise Türkiye’deki tekçi iktidar anlayışının ezdiği, ötekileştirdiği tüm kesimlerin hep beraber ve birbirinin sesini bastırmadan kendi sloganını dile getirdiği ortak iradesidir.

Paradoksal olarak HDP’nin dayandığı bu felsefeyi en iyi anlayan AKP’dir. AKP, kendi Türkiye projesi karşısındaki gerçek muhalefet odağının HDP ve onunla birlikte mücadele eden dostları olduğunun bilincindedir. Hiçbir şey iktidarı Kürt halkı ile Türk halkının ortak mücadelesi kadar korkutamaz. Bunun diğer halkların, tüm inanç kesimlerinin, kadınların, ekolojistlerin mücadeleleri ile ortaklaştığı durumda, ise ezenlerin en büyük kabusu gerçek olur. HDP’nin 24 Haziran seçimlerinde Türkiyeli kesimlerde kazandığı desteğe gösterilen tepkinin tek bir nedeni ortak mücadeleden duyulan korkudur.

HDP’de somutlaşan toplumsal muhalefet ve direniş odağını tasfiye etmeden kendi amaçlarına ulaşamayacağının farkında olan AKP, her gün yenileri eklenen gözaltılar ve tutuklamalar ile rahatlıkla görüleceği gibi, kendi amaçlarına ulaşmak adına HDP’yi fiziksel olarak tasfiye etmenin çabası içindedir. Bunun olmaması durumunda ise, ki DEP’ten HDP’ye her türlü baskıya karşı kararlılıkla sürdürülen siyasal mücadele tarihi bunun ne kadar imkansız olduğunu göstermektedir, HDP’yi felsefi ve ideolojik olarak rayından çıkartarak dayandığı kesimlere yabancılaştırmaya, diğer bir ifade ile HDP’nin şahsında yaratılan zihniyet devrimini geri çevirmeye çalışmaktadır.

Bu HDP’nin yüz yüze olduğu en büyük tehlikedir. Fiziksel tasfiyeye karşı gösterilen kahramanca direniş, HDP’ye ruhunu veren demokratik ulus anlayışının tasfiyesine yönelik her girişimine karşı da aynı kararlılıkla gösterilmelidir.

Bu temelde, tüm halklarımızın için umudu temsil eden HDP iyi var diyor ve HDP’de emeği geçen en başta isimsiz kahramanlar olmak üzere herkesi saygıyla selamlıyorum.