
Hani unutamadıklarımız vardır... Adını bile bir başka yoldaşın ağzından duyduğumuzda yüreğimizi inceden bir sızının kapladığı. Günlerce hiç sıkılmadan gelecekmiş gibi yol gözleyip her gelende bir tebessümünü aradıklarımız…
Hani bazı unutamadıklarımız vardır. Gülüşlerini yüreğimize nakşettiğimiz. Ve her gün yarımlılıklarını tamamlama umuduyla yol aldıklarımız…
Hani bazı unutamadıklarımız vardır. Kavramların anlam yitimine uğradığını ve sözün bittiğini düşündüğümüz.
Hani bazı unutamadıklarımız vardır. Görüp de anlatamadıklarımız.
Aslında her dokunuşta, her bakışta hissettiğimiz. Yüreğimiz bellediğimiz. İnsan yüreğini hiç unutabilir mi?
2010’nun 5 Temmuz’da bütün güzellikleri bize bahşetmek uğruna canlarını feda eden dört kadın. Avaşîn, Melsa, Ronahî ve Esra.
Bazılarına yakıştıramazsın ölümü; hele hele güzel olana asla. Size de yakışmadı; hiçbir yoldaşa yakışmadığı gibi.
Gidişinizin ardından yedi yıl geçti. Fakat her an her dakika bizlerle yaşıyormuşsunuz gibi yaşadık. Yüreğimize söz geçiremediğimiz bir ayrılıktı bu. Kabullenmesi imkânsız. Yokluğunuzun kabulü, varlığa, varolmaya ihanetti.
Bu satırları yazmamın sebebi kabullendiğimizden değil özlem duygusunun ağır basmasındandır. Özledik sizi yoldaşlar hem de çok özledik. Biliriz sizler de bizi çok özlemişsinizdir. Ve merak ediyorsunuzdur. Bizden ırak olduğunuz zamanlarda neler yaptığımızı.
Başta sevdamız olan Zagrosları anlatmalı size. Çarçela bütün güzelliğiyle hala baş döndürmeye devam ediyor. Sizden sonra gelen yoldaşları bağrına basmanın onurunu ve kıvancını yaşıyor. Reşko’nun heybetli duruşunu bilirsiniz. O da gelenlere orada yaşananları ve şahitlik ettiği kahramanlıkları anlatıyor. Govendê’nin halayı daha da bir ihtişam kazandı. Sonsuzluğa yürüyen bir halay misali gittikçe kalabalıklaşıyor. Bizler mi? Sizin olmadığınız her an’ı, her dakikayı yüreğimize bir intikam yemini olarak işliyor ve kinimizi, öfkemizi düşmana kusma sözüyle yol alıyoruz sizin yürüdüğünüz yolda.
Her patikada sizinle yol alıyormuşçasına yürüyoruz. Sizi anlatıyoruz dağlara. Ve dağlardan dinliyoruz sizin efsaneleşen yaşamınızı. Biliyor musunuz her kokladığımız çiçekte sizi soluyoruz. Çiçeklerin ne kadar güzel koktuğunu biliyordum ama bir de sizin kokunuz sinince bir başka kokuyorlar şimdi. En çokta ne yapıyoruz biliyor musunuz? Sizin geleceğiniz günü bekliyoruz. Sonu görünmeyen patikalarda, yollarda... Bazen takılı kalıyor gözlerimiz, yüreğimizde bilmediğimiz bir heyecan beliriveriyor. Sonra uzun uzun sizinle sohbetlere dalıyoruz. Sizi anlatıyor, sizi yaşıyoruz.
Umudumuzu heybemize alıp sizinle geçirdiğimiz günlere gidiyoruz. Size dair en küçük bir şeye rastladığımızda çocuklar gibi şen oluyoruz.
Yolumuza aydınlık meşalesi, yüreğimize umut oldunuz. Bize atfettiğiniz güzele dair ne varsa sizinle olsun.
Önderlikle ve umut kalın.
Hiçbir sözün sizi anlatamayacağının bilinci ve buluşma umuduyla…
* Yazı 5 Temmuz 2010’da Colemêrg’in Şemzinan ilçesinde yayamını yitiren Meysa YJA Star gerillaları Ayşe (Esra Urmiye), Meral Bingül (Avaşin Irmak), Leyla Şexe (Melsa Kobanê) ve Mülkiye Çetin (Ronahi Axin) anısına yazıldı.