Türk devletinin ırkçı vahşeti Kürtlerin cenazelerini, mezarlarını da hedef alıyor. Gerillaların cenazeleri ailelere verilmiyor veya işkence görüyor, mezarlıkları da tahrip ediliyor, yıkılıyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’ne göre, yılın ilk yarısında en az 5 kez mezar/mezarlık tahrip edildi. Dernek, yine yıl içinde cenazelerin ailelere verilmediği örneklerle karşılaşıldığını da açıkladı.
Kürdistan’daki öz yönetim direnişleri sürecinde 24 Temmuz 2015’ten sonra ilan edilen ‘sokağa çıkma yasakları‘nda şehit düşen yüzlerce kişinin cenazesi kimsesizler mezarlıklarında bekletiliyor. Yeniköy Mezarlığı’nda 23, Urfa’da 27, Elazığ’da 1, Antep’te 7, Cizre’de 33, Silopi’de 17, Şırnak’ta 42, Erzurum’da 54, Trabzon’da 6, Van’da 6, Siirt’te 10, Bitlis’te 25 ve Malatya’da 50 cenaze bekletildi. Toplamda 301 cenaze Haziran’da bayramı ‘kimsesiz’ karşıladı.
Mezarlar, mezar taşları
Amed’in Yeniköy Mezarlığı’nda bazı mezar taşlarının üzerindeki fotoğrafların üzeri çizilip, siyah spreyle boyandı. Bazı mezar taşlarının da kırılarak çevreye atıldığı görüldü.
Ağrı’nın Diyadin ilçesinde bulunan Asri Mezarlık’taki gerillalara ait mezarların bulunduğu bölüme de saldırıldı. Kaymakamın öncülük ettiği polisler, mezar taşlarını kırarak yerinden söktü.
Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunan Karşıyaka Mezarlığı’ndaki HPG gerillalarına ait mezarlar da tahrip edildi.
Hakkari’nin Gever (Yüksekova) ilçesi Orman Mahallesi’nde bulunan mezarlık Türk özel harekat timleri tarafından 5’inci kez tahrip edildi.
Amed’in Bismil ilçesinin çeşitli mezarlıklarında şehit isimlerinin bulunduğu tüm mezar taşları Türk polisi tarafından değiştirildi.
Türk devleti, aynı uygulamaya Amed’in Yeniköy Mezarlığı’nda da başvurmuştu.
Garzan’da mezardan çıkardılar
Bitlis’in Oleka Jor (Yukarı Ölek) köyündeki Garzan Mezarlığı’nda 267 cenaze, ailelerden habersiz çıkartılarak İstanbul Adli Tip Kurumu’na gönderildi. Mezarlık iş makineleriyle yıkıldı.
Uçaklarla bombalanan ve içerisindeki cemevi ile birlikte tahrip edilen Muş’un Varto ilçesi Kolan köyünde İsmail Ronahi Şehitliği, Türk askerleri tarafından iş makineleriyle tümden yıkıldı.
Cenazelere işkence
Malatya Adli Tıp Kurumu’na (ATK) vücut bütünlüğü bozulmuş 350’ye yakın cenaze getirildi. Cenazelerin çoğu kimsesizler mezarlığına defnedildi. Mezarlık morgunda bekletilen 8 cenazenin ise çürüdüğü öğrenildi. Vücutların parçalandığı ve uzuvların eksik olduğu cenazelere işkence yapıldığı belirtildi. Teşhis sırasında ailelere psikolojik işkence yapılırken, AKP’li belediyeler ailelere nakil aracı da vermiyor.
313 cenaze ailelerinden habersiz
KHK ile kapatılan Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Aileler Yardımlaşma Derneği’nin bilgilerine göre; Malatya’da 60, Elazığ’da 1, Erzurum’da 52, Urfa’da 32, Antep’te 7, Amed’de 23, Nusaybin’de 17, Cizre’de 36, Silopi’de 19, Şırnak’ta 29, Adana’da 15, Bitlis’te 16, Van’da 7 olmak üzere toplam 314 cenaze ailelerine verilmeyerek kimsesizler mezarlığına gömüldü.
Cenaze törenleri ve taziye yasak
AKP’nin, şehit gerillaların cenaze törenlerine de tahammülü yok. Törenlere katılım devlet güçlerince engelleniyor. Vekilleri dahi törenlere alınmıyor; mezarlık alanı defin günlerinde abluka altında tutuluyor. Çok sayıda törende ise devlet güçleri törene katılanlara saldırıyor. Aynı uygulama taziyeler için de sürüyor.
Türk hukukuna da aykırı
Türkiye’deki mevzuat, 1593 sayılı Umumu Hıfzıssıhha Kanunu ile düzenlendi; cenazelerin nasıl gömüleceği açık şekilde belirtildi. Tüm cenazelerin, gerekli adli işlemler tamamlandıktan sonra ailelere teslim edilmesi gerekiyor. Yine Anayasanın 17. Maddesi’nde ailenin ve özel hayatın korunmasına yönelik düzenlemede, cenazelerin örgüt mensuplarına ait olmasının da bir değişikliğe vesile olamayacağına dikkat çekiliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi’nin de kişinin kendi yakınını gömme hakkının devlet kurumları tarafından engellenemeyeceği yönünde kararları var.
İslam değil, devletin dini
Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyesi Mele Abdullah Arıkan, yaşananların İslam dışı olduğunu söyledi.
İnsanlara gösterilen saygının cenazelere de gösterilmesi gerektiğini ifade eden Arıkan, “İslam; insanın ölüme kavuşmasıyla birlikte derhal dini vecibeleri yerine getirilerek, bekletilmeksizin defnedilmesini buyuruyor. Ancak bugün cenazeler aylarca verilmiyor. Bu, cenazelere saygısızlıktır. Cenazelere saygısızlık, İslam’dan uzaklaşmaktır” dedi.
Ailelere de işkence yapılıyor
Cenazelerin kimsesizler mezarlıklarına defnedilmesi öncesinde aylarca morglarda bekletildiklerini belirten Arıkan, şunları söyledi: “Morglar, kış aylarında yüksek soğukta ayarlanıyor ve cenazenin buzlarını eritmeye çalışıyoruz. Yaz aylarında ise morglar çalıştırılmıyor ve çürümeye bırakılıyor. Bununla cenazelerin kokmasını ve ailelerin cenazelerinden uzak durmasını amaçlıyorlar. Bu hem cenazeye hem de ailesine işkencedir. İslam’a göre cenazeye ve ailesine orantısız zulümdür. Dünyada örneği yok.”
Verilen cenazelerin ise torbalarda parçalanmış halde geldiğini, uzuv parçalarının farklı kişilere ait olduğunu dile getiren Arıkan, “Cenaze törenlerine 4 kişinin katılmasına müsaade ediliyor. Diyarbakır’da cenaze namazının kılınmasına dahi müsaade edilmeden, cenaze üzerinde sadece telkin okunarak defnediliyor. Ne 80’lerde, ne 90’larda cenazelere yönelik saygısızlık görülmedi” şeklinde konuştu.