Varoufakis: Çin, İran Savaşı’nın en büyük kazananı
Dünya Haberleri —

Yanis Varoufakis/foto:AFP
- İktisat profesörü ve siyasetçi Yanis Varoufakis; Krystal Ball ve Saagar Enjeti’nin sunduğu 'Breaking Points' programında, ABD ve İsrail’in İran'a karşı yürüttüğü savaşı, uluslararası hukukun işlevsizliğini, gelişen ateşkes sürecini ve Çin’in bu tablodan elde ettiği kazanımları değerlendirdi.
Derleme ve Çeviri: Yeni Özgür Politika
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonlar, Mart 2026’da hızla tırmanarak kısa süreli ancak yıkıcı bir savaşa dönüştü. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, enerji fiyatlarındaki ani yükseliş ve bölgesel istikrarsızlık uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ateşkes ilan edilmesine rağmen bölgedeki durum hâlâ kırılganlığını korurken, uzmanlar bu çatışmanın Orta Doğu’dan çok daha büyük jeopolitik sonuçlar doğurabileceğini tartışıyor.
Savaşın kazanan ve kaybedenleri üzerine yapılan analizlerde görüşler çeşitlilik gösterse de, Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, konuya oldukça net bir bakış açısı getiriyor. Varoufakis’e göre bu savaşın en büyük kazananının Çin olduğu açık. Ona göre Washington’un stratejik hataları, Avrupa’nın etkisizliği ve Netanyahu’nun kalıcı gerilim politikası, küresel güç dengelerinde önemli bir kaymaya yol açtı.
Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, İran savaşı ve ardından gelen kırılgan ateşkes sürecini değerlendirirken, bu çatışmanın en büyük kazananının Çin olduğunu savunuyor. Varoufakis’e göre yaşananlar, yalnızca Orta Doğu’daki güç dengelerini değil, küresel düzeni ve uluslararası hukuku da derinden sarsıyor.
Varoufakis, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaş yönetimini sert bir dille eleştirerek, süreci “bir savaşın nasıl başlatılmaması, yürütülmemesi ve bitirilmemesi gerektiği konusunda ders kitabı niteliğinde bir örnek” olarak tanımlıyor. Ateşkesin ise “dağınık ve istikrarsız” olduğunu, özellikle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun eylemleriyle sürekli sabote edildiğini belirtiyor.
Netanyahu sabotajcı
“Netanyahu ateşkesi sabote etmeye çalışıyor… Onun mottosu her zaman bölgede kalıcı savaş olmuştur.”
Netanyahu’nun temel stratejisinin kalıcı gerilim yaratmak olduğunu söyleyen Varoufakis, İsrail’in farklı cephelerde çatışmayı canlı tutarak uluslararası kamuoyunun dikkatini Gazze’deki soykırım ve Batı Şeria’daki etnik temizlik operasyonlarından uzaklaştırmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu yaklaşımın, ABD’yi istemeden de olsa sürekli yeni çatışmalara sürükleme riski taşıdığını vurguluyor.
Ekonomi cephesinde İran uzun vadede kazançlı çıkacak
Varoufakis, İran’ın beklenenin aksine süreçten güçlenerek çıktığını söylüyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden alınacak geçiş ücretleriyle İran’ın yıllık 70-90 milyar dolar arasında gelir elde edebileceğini belirtiyor. Bu rakamın, Panama Kanalı ve Süveyş Kanalı gelirlerini kat kat aştığını ve yaptırımlar altındaki İran ekonomisi için milli gelirin %20-25’ine denk gelebileceğini kaydediyor.
Çin için stratejik zafer
“Bu korkunç savaşın en büyük kazananının Çin olduğu konusunda hiçbir şüphe yok.”
Varoufakis’e göre asıl büyük kazanan Çin. Pekin, hiçbir askerî müdahalede bulunmadan diplomatik olarak “uluslararası sistemin sağduyu sahibi aktörü” imajını güçlendirdi. Daha önce İran-Suudi Arabistan yakınlaşmasını sağlayan Çin’in, bu süreçte de arabuluculuk ve güvenilir ortaklık rolünü başarıyla oynadığını dile getiriyor.
Avrupa etkisiz eleman
“AB, ayıp derecede etkisiz kalmayı bir kez daha başardı.”
Avrupa Birliği’nin bu krizde neredeyse tamamen devre dışı kaldığını belirten Varoufakis, bloğun “ayıp derecede önemsizleştiğini” söylüyor. Gazze konusundaki tutumu nedeniyle Arap dünyasıyla ve bölgedeki aktörlerle güvenilir iletişim kanallarını kaybettiğini, Euro krizi ve pandemi dönemindeki başarısız politikaların ise Avrupa’nın stratejik kapasitesini uzun zamandır erozyona uğrattığını belirtiyor.
NATO içi derinleşen çelişkiler
“Yaşananlar NATO’nun geleceğini kararttı ve ABD ile Avrupa Birliği arasında yapısal uyum inancını bitirdi.”
Varoufakis, Trump yönetiminin Avrupa’yı bir yandan “askerî cüceler” olarak nitelendirip küçümserken, diğer yandan Hürmüz Boğazı’na savaş gemisi göndermeleri için baskı yapmasını büyük bir çelişki olarak değerlendiriyor. Bu durumun NATO’nun geleceğine dair ciddi soru işaretleri yarattığını ifade ediyor.
Uluslararası hukukta dönüm noktası
Savaşın en tehlikeli sonuçlarından birinin uluslararası deniz hukukunda yaşandığına dikkat çeken Varoufakis, Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti alınması uygulamasının tehlikeli bir emsal oluşturabileceğini ve diğer bölgelerde (örneğin Kızıldeniz’de) benzer uygulamaların önünü açabileceğini uyarıyor.
Körfez ülkelerinin de mevcut iş modelinin çöktüğünü savunan Varoufakis, ABD’nin Abraham Anlaşmaları üzerinden kurmaya çalıştığı bölgesel mimarinin büyük darbe aldığını belirtiyor. Bu güç boşluğunu ise Çin diplomasisinin yöntemli ve güven verici bir şekilde doldurduğunu söylüyor.
Varoufakis, İran savaşı ve sonrasındaki gelişmelerin geçici bir krizden öte, küresel düzenin yeniden şekillenmesinin habercisi olduğunu düşünüyor. ABD’nin güvenilirliğinin erozyona uğraması, Avrupa’nın etkisiz kalması ve Çin’in yükselen diplomatik ağırlığı, yeni bir uluslararası dengeye doğru hızlı bir geçişin işaretleri olarak öne çıkıyor.
Kaynak link: https://www.youtube.com/watch?v=-0rzcfRbqeU













