Vekiller Adalet Bakanlığına yürüdü

3 Ekim 2022 Pazartesi - 21:30

  •  HDP milletvekilleri Meclis’ten Adalet Bakanlığına yürüyerek, Türk cezaevlerindeki tecrit, işkence ve cinayete varan hak ihlallerine dikkat çekti, insanlık suçu işlendiği vurguladı. 

 

CPT’den AİHM’e, Ombudsman'dan Meclis Başkanlığına, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığından BM’ye kadar bütün ulusal ve uluslararası mercilere başvurduklarını belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, şöyle seslendi: "İmza attığınız sözleşmelerin gereğini yerine getirin. İmza atmışsınız BM statüsüne, AİHS’e, CPT'nin tarafısınız ama Türkiye’de işkence ve tecrit var. Tecrit bütün ulusal üstü hukukta ve iç hukukta bir işkence yöntemi ve insanlık suçudur. Türkiye’de insanlık suçu işleniyor. Cezaevinde herkesin bildiği bir cümle vardır, ‘ülkenin aynasıdır’ diye. Bu aynada kan var, ölüm var, tecrit var, sürgün var, haber vermeden her türlü baskı var. Bu aynada iyi şeyler görünmüyor." 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, hasta tutsaklar, cezaevlerinde artan infaz yakmalar ve İmralı’da uygulanan tecride karşı Meclis basın toplantısı salonunda Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç başkanlığında toplandı. HDP Milletvekilleri “Hasta Mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecride son”, “Tecride sessiz kalma”, “Hukuksuz infaz yakmaya son” dövizleriyle Meclis içerisinden Dikmen Kapısı’na kadar yürüdü. Dikmen Kapısı önünde polisler tarafından HDP’li milletvekillerinin önü kesilse de yürüyüşe devam edildi. HDP’li vekillerin ikinci kez önleri polis tarafından kesildi. Müzakereler ardından HDP’li vekiller ellerindeki dövizlerle yürüyüşe devam etti. İçişleri Bakanlığı önünde tekrar durdurulmak istenen vekiller, yürüyüşlerini sürdürerek Adalet Bakanlığı önüne var. 

HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Tülay Hatimoğulları ile milletvekili Ali Kenanoğlu, Adalet Bakanlığından randevu talep etmek için içeri girdi. Adalet Bakanlığı ile yapılan görüşme ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Bakanlıkla iletişim kurduk, en kısa zamanda Adalet Bakanı ile bir görüşme gerçekleştireceğiz. Bugün başka bir programlar sebebiyle Ankara’da ve makamında değiller. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, işkence tecrit sürgün ve daha birçok hak ihlali artık Türkiye’nin her tarafından çığlıklar yükseltir bir hale geldi” dedi.

Türkiye tarihinin en ağır tablosu

Beştaş, şunları söyledi: “Bizzat yaptığımız ziyaretlerde, avukatların yaptığı görüşmelerde, hak örgütlerinin, hukuk kurumlarının, baroların hapishanelerde yaptığı araştırmalarda Türkiye tarihinin en ağır tablosunun olduğunu, üzülerek paylaşmak istiyoruz. Bu hak ihlalleri, cezaevlerinde yaşanan işkence ve benzeri durumlarla ilgili sayısız başvuruda bulunuyoruz. Soru önergelerimize yanıt verilmiyor, Genel Kurul’a indirdiğimiz araştırma önergelerinin gereği yapılmıyor. Genel görüşme taleplerimiz, AKP ve MHP tarafından reddediliyor. Bu sadece Meclis'teki çalışmalar.

19 aydır haber yok

Her gün neredeyse bir ihlali, bir infaz yakmayı, bir ölüm haberini vermek durumunda kalıyoruz. Diğer yandan İmralı'daki tecrit, dünyada bir ilk olacak şekilde devam ettiriliyor. Her gün daha da ağırlaştırılıyor. 25 Mart 2021’den bu yana başta Sayın Öcalan ve diğer tutsaklar görüşme sağlanamadı. Haber yok. Ailesi, kardeşleri, avukatları yaşayıp yaşamadıklarını dahi bilmiyor. Böyle bir sistem dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir totaliter rejimde yaşanmadı. Bunun savaş politikasının gereği yapıldığını tabii ki biliyoruz, bu nedenle biz HDP olarak barış mücadelesi de veriyoruz. Savaşa karşı barış mücadelesini verirken bütün bu yaşananların, siyasi tutukluların, siyasi soruşturmaların demokratik siyasetin engellenmesinin tecrit konusundaki vurdumduymazlığın özellikle iktidar sözcülerinin bu konuda hiç konuşmamasını tabii ki farkındayız.

84 milyona dayatılıyor

Bu iktidar bloku, 84 milyona savaşı kabul ettirmeye çalışıyor. Kendi iktidarını devam ettirebilmek için tecridin olması gerektiğini savunuyor. Kürt toplumunun hak ve özgürlüklerinin hala reddedilmesi de tecritle doğrudan bağlantılıdır. İşte bütün bunlar için bizler yolları, altını çizerek söylüyorum, kullanmaya devam ediyoruz. 

İşkence, sürgün, ölüm var

CPT’den AİHM’e, Ombudsman'dan Meclis Başkanlığına, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı’ndan BM’ye kadar bütün ulusal ve uluslararası mercilere başvurularımızın bir dayanağı var. İmza attığınız sözleşmelerin gereğini yerine getirin. İmza atmışsınız BM statüsüne, AİHS’e, CPT'nin tarafısınız ama Türkiye’de işkence ve tecrit var. Tecrit bütün ulusal üstü hukukta ve iç hukukta bir işkence yöntemi ve insanlık suçudur. Türkiye’de insanlık suçu işleniyor. Cezaevinde herkesin bildiği bir cümle vardır, ‘ülkenin aynasıdır’ diye. Bu aynada kan var, ölüm var, tecrit var, sürgün var, haber vermeden her türlü baskı var. Bu aynada iyi şeyler görünmüyor. 

Pişmanlık ve infaz yakma

İnfaz yakmalar, 30 yıldır cezaevinde tutulan insanlara pişmanlık dayatılıyor. ‘Pişman olun yoksa sizin infazınız devam ettireceğiz’ diyorlar. Dün aldığımız bir başvuruda İzzettin Sevilgen, Giresun’da 30 yıldır cezaevinde 6 ay infazı uzatılmış. Bunun gibi yüzlerce insan var. Bu artık bir cezaya dönüştü. Cezaevi idare kurulları yeni mahkemeler oldular, onların bu yetkisi yoktur. 

9 ayda 62 cenaze

Dışarıdakiler içeri alma, içerdikleri dışarı bırakmama politikasıdır bu. Siyasetin engellenmesidir, ortada düşünce ve ifade özgürlüğü, muhalefet etme, demokratik siyaseti kullanma, özgür basın için mücadele etmek var. Bu düşünce ve ifade özgürlüğü kalmadı. Diğeri de elektrik ve su paralarına kadar çok fazla başlık var ama hapishanelerde son 9 ayda 62 cenaze çıktı. Cezaevleri ölüm evleri oldu. Başvurusunu yaptığımız her hasta mahpusun cenazesi almaktan isyan halindeyiz. Tecavüzcüler, cinayet işleyenler, mafyacılar, infaz yasası ile serbest bırakıldı. Anneler bebekleriyle, hasta yaşlılar, 84 yaşında kadınlar siyasi sebeplerle içeride tutuluyor. İşte bu çığlığın sesiyiz biz. 

Artık bıçak kemiği aştı. Artık sabredecek gücü kalmadı ne tutuklunun ne yakının ne de toplumun ne de bizlerin. Bu soruna çözüm bulunması, işkencenin, tecridin bir an önce bitmesi gerekiyor. Artık cenazelerin cezaevlerin çıkmaması, infazların yakılmaması gerekiyor.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.