Çerxa Şoreşê marşının öyküsü de tamamen devrimci dirilişin diyalektiğiyle ilgilidir. Özgürlük mücadelesinin gelişmesi ve güçlenmesiyle başkaldırıcı, isyankar bir çığlık gibi toplumsal duygular arasında yerini aldı. Diğer bir ifade ile, eğer bu stranın öyküsünü, hikayesini siz değerleri okurlara anlatmaya çalışırsam, şüphesiz baskı, zorluk ve tüm imkansızlıklara rağmen şiddetli bir mücadele ile geçen o yıllardan bahsetmeliyim.
1987/1988 yıllarında hem içerden hem dışardan devrimci örgüte yönelik büyük saldırılar vardı. Şavaş alanında büyük şehadetler yaşanıyordu, yine bu devrimin hak etmediği kayıplar yaşanıyordu. 1988’de yaşanan Halepçe Katliamı insanlığın vicdanını sarstı, yine Bagok ve Bênavok dağlarındaki direniş verilen mücadeleyi yeni bir merhaleye taşıyordu. Ayrıca hareket içerisinde yer alan kimi komplocu ve provokatörler de halkımızın umutlarının ortadan kaldırılması için faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Özellikle yurt dışında ve Avrupa sahasında bu provokatörlerin tek amacı vardı, o da Kürt halkının umutlarının kırılması, örgüt kadrolarının ve çalışmaların pasifize edilerek Kürt Halk Önderliği’nin halk üzerindeki etkisinin kırılmasıydı. Bahsettiğim bu atmosferde kadro, çalışan ve yurtseverler dahil, herkes bu zorlu sürecin acılarını yaşıdı.
Bu süreç içinde sözünü ettiğim provokatör ve komplocuların hedefi haline gelen yüzlerce çalışandan biriydim. Bahsettiğim yaklaşımlara karşı tavizsiz duruşumdan ötürü 1988 yılında asıl çalışma alanım olan kültür sanat çalışmalarından alınarak Yunanistan’a gönderildim ve burada 6 ay kalarak üzerime düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalıştım. Karşılaştığım yaklaşımlara rağmen ben de özgürlük mücadelesinin direnişçi ruhu ve kültüründen nasibimi almıştım. Özgürlük mücadelesinden aldığım bu olumlu özelliklerden ötürü dayatılan ve içine sokulan çaresizlik durumundan çare ve çözümler üretecek bir kişiliğe sahip olmuştum.
O süreçte cezaevlerinden çıkan çok arkadaş Yunanistan’a geliyordu. Cezaevlerinde direnen arkadaşlarla tanışmam benim için büyük bir şans olmuştu. Yine aynı yıl, 28.03.1988 tarihinde Hüseyin Yorulmaz yoldaşın şehadet haberini aldım. Hüseyin hem yoldaşımdı, hem de devrim hocamdı. 1978 yılında Apoizm yolunda bu arkadaşla tanışmıştım. Kahramanca direnerek şehadete ulaşması üzerimde büyük bir etki yarattı. Bu şehadetle kavradım ki ancak ömür boyu verilecek bir çaba ve emek, onurlu, vefalı bir bağlılık insanın insan olmasına yetebilir.
İşte tam böylesi bir dönemde, yani kan, acı, emek ve direniş dolu bir süreçte bedeli ne olursa olsun özgürlükte bir ısrar ediş varken, gözlerimizin önünde komplocular, tasfiyeciler ve provokatörler de iş başındaydı. Sıcak bir yaz mevsiminde Atina’daki günlerimin çoğunu çam ağaçlarının altında elimde sazımla geçiriyordum. O süreçte Bagok isimli kaset çalışmamı sürdürüyordum. Aslında Çerxa Şoreşê marşı Bagok adı altında toplanan çalışmamın içinde yer alan bir paragraflık bir çığlıktı. Sonbahar yaklaşıyordu. Bu mevsimde Yunanların düzenlediği, bir milyona yakın insanın katıldığı uzun bir yürüyüş yapılır. Yanlış hatırlamıyorsam 40 kilometre civarında bir güzergah yürünüyor. O yıl biz de hareket olarak resmen bu yürüyüşe katıldık. İmkanlar çerçevesinde yürüyüşe katılım için hazırlıklarımızı yaptık, bir folklor grubu hazırladık ve mütevazı bir organizasyon yaptık. Cezaevi çıkışlı birçok arkadaş da vardı. O arkadaşları halen hatırlıyorum, özellikle içlerinden biri vardı ki tüm arkadaşlara moral verirdi. Haydar Eroğlu’ndan bahsediyorum. Her fırsatta benim müzik çalışmalarımı sorar, yeni çalışmalarımı dinler ve çalışmalara ilişkin düşünce ve önerilerini aktarırdı.
Yürüyüşten sonra biz kendi rengimizle ürünlerimizi sergiledik, kendimizi tanıtmaya çalıştık. Yürüyüşe katılanlar ve basın bize büyük bir ilgi gösterdi. Yürüyüş sonunda Yunanistan Parlamentosu önünde yapılan mitingde ben de sahneye çıktım. Haydar yoldaş ısrarla Çerxa Şoreşê’yi söylememi istedi. O zaman marşın tüm sözlerini yazmamıştım. Hatırlıyorum, o zaman şöyle bir paragraf hazırlamıştım:
Ji nav dîwarê zîndana heya serê çiyan
Pêldan alên me yên sor, berxwedan jiyan
Di bin rêberiya Partiya Karkeran
İlk kez bu mitingde bu marşı söyledim. İlginçtir, ilk kez olmasına rağmen söylediğim dizeler mitingteki Kürt katılımcılar tarafından heyecanla karşılandı ve benden sonra tekrarlandı. Dizeleri haykırarak tekrarlayanların başında, daha sonra şehit düşen Haydar Eroğlu da yer alıyordu. O günden sonra artık bu marşa yoğunlaştım, sözlerini büyük bir özenle seçtim ve epey emek verdim. Aynı yıl Yunanistan’dan döndüm ve Çerxa Şoreşê marşının da bulunduğu Bagok isimli kasetim çıktı.
Çerxa Şoreşê’nin öyküsünü aktardıktan sonra bu konuya ilişkin bazı görüşlerimi de siz değerli okurlarla paylaşmak istiyorum. Bu çalışmaya ilişkin değerlendirmede öyle bir amacım olmazsa da kendimden çok söz ettim. Toplumsal ahlak gereği bizim de saygı ve terbiye ölçülerini bilmemiz gerekiyor. Binlerce şehidin emek ve kanı, gazi ve bu mücadelenin emektarlarının çabaları varken bizim kendimizi övmemiz, kendimizden bahsetmemiz söz konusu bile olamaz. Sadece objektif bir dil ile, kompleks ve övgüden arınarak ortaya çıkan ve gün be gün her alanda, serhildan meydanlarında binlerce kişi tarafından haykırılan bu eserin hazırlanış öyküsünü yazmaya çalıştım. Zaten kişi için eğer ürettiği bir sanat eseri halk tarafından benimsenmişse, bu yetiyor. Bunun değeri ve onuru başka hiçbir şey ile ölçülemez.
Aslında yukarıda anlattığım özgürlük mücadelesinin zorlu sürecinin kahramanlarıdır Çerxa Şoreşê’yi yaratanlar. Ben sadece bu kahramanların duygu ve çığlıklarının dillendirilmesine vesile oldum diyebilirim.
Yazıma son vermeden önce ulusal kurumumuz Roj TV’ye teşekkür etmek istiyorum. Bu marşın unutulmamasında ve yayılmasında çok büyük katkıları var. Özellikle Veysi Işık, verdiği emekle bu esere renk katı. Roj TV’ye ve çalışanlarına tekrar teşekkürler.
Îro çerxa şoreşê fireh digerîne
Li qadên cîhanê deng dilerzîne
Destarê proleter hûr diherîne
Kedxwarî û nûkeran ji qada hiltîne
Tovê jiyanê reşandin, li qadan şîn didan
Sumbula şax didan bi dengê partîzan
Pelên bayê herîkandin ji nav dilê çiyan
Rabûn ser piyan, jîn dan Kurdistan
Ji nav dîwarê zîndana heya serê çiyan
Hildan alên sor, berxwedan jiyan
Rê ronahî rêbertê da, xwîna şehîdan
Rêberê me ye Partiya Karkeran